Sessiz Çığlık

Bölüm 7

Yazar:

Sessiz Çığlık - NUR AKDEMİR kitap kapağı
Sessiz Çığlık kitap kapağı

Bölüm 7 — Sessizliğin Ağırlığı Gece boyunca doğru düzgün uyuyamadım. Yağmur durmuştu. Ama içimde dolaşan düşünceler hâlâ dinmemişti. Sabah alarm çaldığında gözlerimi açmak istemedim. Yatağın sıcaklığı değil, gerçeklerden birkaç dakika daha uzak kalabilmek istiyordum. Koridordan babamın sert sesi duyuldu. "Mine! Geç kalacaksan hiç gitme." Yerimden hızla kalktım. Aynaya baktığımda yine aynı yüzle karşılaştım. Bir gecede bile daha yorgun görünmeyi nasıl başarabiliyordum, bilmiyordum. Sessizce hazırlanıp aşağı indim. Mutfakta annem kahvaltıyı hazırlıyordu. Babam masada oturmuş gazetesini okuyordu. Sandalyeme otururken kimse bana günaydın demedi. Ben de demedim. Masadaki sessizlik, ekmekten daha sertti. Bir süre sonra babam gazeteyi katladı. "Deneme sınavının sonucu açıklanınca göreceğiz." Başımı kaldırmadım. "Bu gidişle hiçbir yere varamazsın." Sözleri bağırarak söylememişti. Ama bazen alçak sesle söylenen cümleler daha çok can yakıyordu. Okula giderken bütün yol boyunca tek kelime etmedim. Otobüsün camından dışarı baktım. Herkes bir yerlere yetişmeye çalışıyordu. Ben ise sanki kendimden uzaklaşıyordum. ... Ders boyunca öğretmenin anlattıkları kulağıma geliyordu ama zihnime ulaşmıyordu. Defterimin kenarına fark etmeden küçük bir cümle yazdım. " İnsan anlaşılmayı beklemekten ne zaman vazgeçer ?" Ders bitince hemen sildim. Kimsenin bunu görmesini istemiyordum. ... Akşam eve döndüğümde babam salonda oturuyordu. Çantamı çıkarırken gözlerini benden ayırmadı. "Buraya gel." Kalbim hızlandı. Yanına yaklaştım. "Bundan sonra her akşam çalışma masana ben bakacağım." Başımı kaldırdım. "Neden?" Çünkü son zamanlarda sana güvenmiyorum." Bu cümle, beklemediğim kadar ağır geldi. Güven... Uzun zamandır bana kimsenin vermediği şeyi, benden istiyorlardı. Odamın kapısını kapattığımda ilk yaptığım şey çekmeceyi açmak oldu. Siyah defter yerindeydi. Onu elime aldım. Sanki beni anlayan tek dostum oydu. Yavaşça yeni bir sayfa açtım. Kalem kâğıda dokundu. " Bazen insanın canını bağırmak değil, hiç kimsenin sesini duymaması acıtıyor. Ben hâlâ buradayım. Ama galiba yavaş yavaş görünmez oluyorum." Yazmayı bitirdim. Defteri kapattım. Pencereden dışarı baktım. Hava kararıyordu. Gökyüzü, içimdeki karanlığa benzemeye başlamıştı. Ve ben... İlk kez, sessizliğin gerçekten bir insanı yavaş yavaş yok edebileceğine inanıyordum. Bölüm Sonu

Bölümün tamamını WritePad'de oku