ZYNARA - Çağrı

Bölüm 9

Yazar:

ZYNARA - Çağrı – Melike Koparan kitap kapağı
ZYNARA - Çağrı – Melike Koparan kitap kapağı

Eira’nın parmak uçlarından sızan o siyah dumanlar havada yavaşça dağılırken, sığınağın içindeki o ölüm sessizliği yerini Aron’un adeta bir gök gürültüsünü andıran ağır adımlarına bıraktı. Aron, elindeki fırtına mızrağını taş zemine öyle bir hınçla çarptı ki, fildişi taşlar ortadan ikiye ayrıldı. ​"Bu neydi, Kael?" diye kükredi Aron. Sesi sığınağın tavanındaki çatlakları daha da genişletti. Yüzündeki o asabi ve vahşi ifade, bu kez yerini saf bir ihanet acısına bırakmıştı. Kael’in üzerine doğru devasa bir adımla yürüdü. "Bana hemen cevap vereceksin! Kız kardeşimin içinden neden o canavarın, Samael’in lanetli gücü fışkırdı?!" ​Kael, Eira’nın titreyen ellerini hala sıkıca tutuyordu. Onu arkasına alarak Aron’un o amansız öfkesinin önüne dikildi. İki renkli gözleri buzdan birer nehir gibi sabitti. "Sırası değil Aron. Akımlar bozuldu, Samael onun yerini tam olarak öğrendi. Buradan çıkmak zorundayız." ​"Bana sırası değil deme!" Aron, Kael’in zırhının yakasını iki eliyle birden kavrayıp onu geriye, yıkık sütuna doğru savurdu. Mızrağının ucu Kael’in boğazına milimetre kalana kadar yaklaşmıştı. Aron’un bileklerindeki mor damarlar öfkeden neredeyse patlayacak gibi parıldıyordu. "Yirmi yedi yıl... Yirmi yedi yıl boyunca ben dışarıda orduları yönettim, bu enkazda kan döktüm! Sen bana sadece bir 'mühürden' bahsettin! Onu korumak için dünyaya sakladığını söyledin! Meğer onun içine o pisliğin karanlığını gömmüşsün! Benden bunu nasıl saklarsın?! Ben onun abiyim!" ​"Çünkü sen bir savaşçısın Aron, bir koruyucu değil!" diye kükredi Kael de sonunda. O her zamanki cool, mesafeli maskesini yırtıp attı. Aron’un mızrağını elinin tersiyle sertçe kenara itti, yüzü abinin yüzüne milim mesafedeydi. "Eğer onun içindeki bu karanlığı bilseydin, Zynara ordularının güvenliği için onu daha ilk günden kendi ellerinle Samael’e teslim ederdin ya da yok etmeye çalışırdın! Ben onu sadece Samael’den değil, senin o amansız askeri kurallarından da korudum!" ​Eira iki adamın arasındaki bu devasa ve kanlı nefretin ortasında, kulaklarını kapatarak bir adım geri kaçtı. Kendi ellerine baktı; o mor damarların derinlerinde, hala o siyah gücün tekinsiz sıcaklığını hissedebiliyordu. Kael onu korumuştu, evet, ama her şeyi saklayarak onu bir bilinmezliğin içine atmıştı. ​"Yeter!" diye haykırdı Eira, gözlerinden akan yaşları silerek. "İkiniz de susun artık! Buradan gitmiyor muyuz?" ​Kael, Aron’a son bir ölümcül bakış fırlattıktan sonra arkasını döndü ve kılıcını kınına soktu. "Gidiyoruz," dedi, sesi az önceki öfkeden arınmış ama buz kadar amansız bir kararlılığa bürünmüştü. "Elysia bitti. Güvenli olan tek yere geçeceğiz. Aethelgard’ın Saklı Duvarları'na. " ​Aron, Kael’in bahsettiği yerin adını duyduğunda gözleri şokla büyüdü, öfkesi bir anlığına dondu. "Aethelgard mı? Orası kadim kralların büyü akımlarıyla mühürlenmiş ölü bir şehir. Oraya giden yollar çarpıtılmış boşluklarla dolu." ​"İşte bu yüzden Samael’in avcıları oraya sızamaz," dedi Kael, Eira’nın omuzlarındaki ceketini yukarı doğru çekerken. "Yürü." ​S sığınaktan çıkıp Zynara’nın o gümüşi tozlu yollarına saptıklarında, hava tamamen kararmış, gökyüzündeki yarıklar zifiri bir morluğa bürünmüştü. Kael önde, Aron ise en arkada, kız kardeşine yaklaşmaya korkar ama bir o kadar da tetikte bir gölge gibi ilerliyordu. Yol boyunca tek bir kelime bile konuşulmadı; sığınakta kopan o büyük tartışma, aralarında aşılmaz bir uçurum yaratmıştı. ​Birkaç saatlik amansız bir yürüyüşün ardından, ucu bucağı görünmeyen devasa gümüş kayalıkların ve fırtına akımlarının tam ortasında durdular. Görünürde hiçbir şey yoktu; sadece boşluk ve rüzgarın uğultusu. ​Kael öne çıktı. Kılıcını çekip elinin ayasını keskin çeliğe bastırdı. Fildişi beyazı teninden akan saf gümüş kan, havada asılı duran boşluğa değdiği an, sanki görünmez bir ayna kırıldı. ​Havada sarmal şeklinde dönen gümüşi ışık dalgaları yavaşça aralandı ve arkasından, Zynara’nın o yıkık dökük enkazından tamamen bağımsız, büyüleyici bir sığınak belirdi. ​ Aethelgard. ​Burası, gökyüzündeki o devasa…

Bölümün tamamını WritePad'de oku