ZYNARA - Çağrı

Bölüm 30

Yazar:

ZYNARA - Çağrı – Melike Koparan kitap kapağı
ZYNARA - Çağrı – Melike Koparan kitap kapağı

Bölüm görselleri

ZYNARA - Çağrı - Bölüm 30 bölüm görseli 1
ZYNARA - Çağrı - Bölüm 30 bölüm görseli 1
ZYNARA - Çağrı - Bölüm 30 bölüm görseli 2
ZYNARA - Çağrı - Bölüm 30 bölüm görseli 2
ZYNARA - Çağrı - Bölüm 30 bölüm görseli 3
ZYNARA - Çağrı - Bölüm 30 bölüm görseli 3

​Zynara’nın kasvetli, mor sislerle kaplı Sisli Vadisi’nde esen dondurucu rüzgar, fani dünyadan taşıdıkları tüm izleri keskin bir kılıç gibi söküp alıyordu. Topraktan yükselen tütsü ve kükürt kokusu, kayalıkların üzerindeki siyah zırhından süzülen Lunaria’nın adımlarına karışıyordu. Belinede kadar uzanan ışıl ışıl gümüş-beyaz saçları fırtınada savrulurken, arkasından gelen Kael ve Aron’un varlığını bedeninin her bir hücresinde hissediyordu. ​Kael, porselen beyazı tenini sarmalayan zırhı ve omzundan sarkan peleriniyle tek bir adım bile geri kalmıyordu. Bakışları, fani dünyadaki o tutkulu gecenin yıkımıyla yanıyordu. Dün gece o mağarada Lunaria’nın narin elleri göğsüne dokunmuştu; dudakları onun tenini ısıtmıştı... Şimdi ise aynı kadın, buzdan bir heykel gibi önlerinde yürüyordu. Kael’in göğsündeki yara değil, ruhundaki o devasa kırılma zonkluyordu. ​Aron ise fırtına mızrağını hırsla kavrayarak Kael’in önüne geçti. Vadinin dar geçidinde durup fani dünyaya adım attıklarından beri kalbini sıkıştıran o ağır kan bağının yüküyle kardeşine, Lunaria’ya baktı. Zynara’nın en asil hanedanından kalan son iki öz kardeşlerdi; ama aralarındaki çizgi artık bir mızrak kadar keskindi. ​"Yeter Kael," dedi Aron. Sesi, rüzgarın uğultusunu yaran derin bir acıyla kısılarak çıktı. Kael’in göğsüne elini koyup onu durdurdu. "Adımlarına bak... Gözlerine bak. Dün gece kollarında can veren o masum kadının peşinden gitmiyorsun sen. Ve ben... öz kardeşimin seni adımlarıyla doğrudan Samael’in kucağına, kendi kanlı taht oyununa sürüklemesine daha fazla izleyici kalmayacağım!" ​Lunaria durdu. Başını ağır ağır arkaya çevirdi. Gözlerindeki buz gümüşü ışık, dondurucu bir kibirle aydınlanıyordu. "Yolumdan çekil Aron," dedi, sesi ilk kez öz abisine karşı bu kadar mesafeli ve dondurucuydu. "Mühür Taşı bende. Bu sarayın kapılarını o mızrakla kıramazsın." ​"Seni ben büyüttüm Lunaria!" diye kükredi Aron. Mızrağının ucunu kız kardeşinin göğsüne doğru kaldırdı; mızrağın sapındaki hanedan mühürleri öfkeyle parıldadı. "Zynara’nın fırtınasında aynı kanı taşıdık! Kael’in zihnini ve ruhunu fani dünyada darmadağın ettin. O sana aşık olduğu için gözleri kör! Ama ben senin öz abinim... Seni o tahta çıkaran basamak yapmak istediğin bu adama bir kez daha vurmana izin vermeyeceğim!" ​Kael, Aron’un kolunu tutarak mızrağı yavaşça indirdi. "Aron... yapma. O senin kardeşin." ​"Kardeşimdi Kael!" dedi Aron, gözlerindeki fırtına grisiyle Kael’e bakarak. "Göğsündeki yaraya bak! Ruhundaki bağ kan ağlıyor! Benim kardeşimin içine sızan o tiran, seni saray kapılarına kadar canlı bir kalkan olarak kullanıyor!" ​Kael cevap veremedi. Boğazında büyüyen o ağır düğüm nefesini kesiyordu. Adımlarını atıp Lunaria’nın tam karşısında durdu. Aralarındaki mesafe sıfırlandı. Kael’in sıcak nefesi, kızın porselen kadar soğuk ve beyaz tenine çarptı. ​"Ona kulak ver Kraliçem," dedi Kael, sesi hiddetle ve kırık bir sevgiyle titreyerek. "Çünkü abin haklı. Dün gece kollarımda bir çocuk gibi ağlayan, tenime kenetlenen o kadının hatrına bu kılıç hâlâ kınında duruyor. Bana dün gecenin tamamen bir yalan olduğunu söyle... Söyle ki bu kılıcı kendi kalbime saplayayım!" ​Lunaria’nın gümüş gözlerinde tek bir saliseliğine bir kırılma yaşandı. Zifiri mor damarların arkasından, fani dünyadaki o sığınakta akan ıslak ve dumanlı gri sızdı. Dudakları titredi. Bakışları Kael’den abisi Aron’un o yaralı gözlerine kaydı. ​ "Kael... Abi..." diye fısıldadı zihninin en derinindeki o masum Lunaria'nın çaresiz sesi. "Beni... kurtarın..." ​Ama Kötü Lunaria zihnindeki o masumiyeti hızla ezdi. Gözleri yeniden buz gümüşüne dönüştü. "Dün gece bir araçtı Kael Barnes," dedi dondurucu bir tebessümle. "Seni ve abimin sarsılmaz sadakatini buraya taşımak için bir araç..." ​Tam o an, Sisli Vadi’nin karanlık sisleri yarıldı. Yeri göğü sarsan yırtıcı bir kükremeyle, altı ayaklı, zırh kaplı pullarından mor alevler saçan kadim Skarn yaratıklarının üzerindeki altı gölge süvarisi belirdi. ​"Hain Kraliçe ve Sürgün Muhafız!" diye gürledi süvarilerin lideri. "…

Bölümün tamamını WritePad'de oku