ZYNARA - Çağrı

Bölüm 29

Yazar:

ZYNARA - Çağrı – Melike Koparan kitap kapağı
ZYNARA - Çağrı – Melike Koparan kitap kapağı

Bölüm görselleri

ZYNARA - Çağrı - Bölüm 29 bölüm görseli 1
ZYNARA - Çağrı - Bölüm 29 bölüm görseli 1

Gece, fani dünyadaki puslu sığınak üzerine zifiri bir karanlık gibi çökmüştü. Mağaranın içindeki ağır, boğucu sessizlik, dışarıda esen soğuk rüzgarın uğultusuyla birleşiyordu. ​Kael, dizlerinin üzerinde çökmüş, avuçlarının arasındaki solgun yüze bakıyordu. Bakışları, pelerininin üzerine serilmiş olan Lunaria’nın porselen kadar pürüzsüz, soğuk yüzüne kilitlenmişti. Kızın dökülen koyu saçları yüzüne yapışmıştı; boynundaki silis taşı ise Kehanet Aynası’nın baloda yarattığı o büyük patlamadan sonra cılız, düzensiz bir mavi ışıkla atıyordu. ​Aron, sığınağın ağzında fırtına mızrağının sapına dayanmış, gözlerini gecenin karanlığından ayırmıyordu. "Kael..." dedi Aron, sesi rüzgara karışarak. "Samael’in gölge avcıları mühür izlerini sürmekte gecikmez. Balodaki patlama tüm şehri ayağa kaldırdı. Burası uzun süre güvenli kalmayacak." ​"Az kaldı Aron," dedi Kael, sesi çelik gibi sert ama bir o kadar da yorgun çıkarak. "Zihni sakinleşiyor. Vaela ışığı ruh bağından sızmaya başladı." ​Tam o an, Lunaria’nın uzun, koyu kirpikleri hafifçe titredi. Dudaklarından narin, acı dolu bir iç çekiş koptu. Göz kapakları yavaşça aralandığında, Kael nefesini tuttu. Kızın gözlerinde artık ne Samael’in yanında beliren o zifiri mor tiran damarları vardı ne de balodaki o dondurucu, hissiz buz gümüşü... Gözlerinin içinde, tıpkı Zynara’daki o ilk günlerde olduğu gibi, ıslak ve dumanlı bir gri parıldıyordu. ​"Kael..." ​Sesi o kadar narin, o kadar çaresiz fısıldamıştı ki, Kael’in kalbinde aylardır biriken o ağır kaya bir anda tuzla buz oldu. Lunaria, titreyen ellerini zorlukla kaldırıp Kael’in yanağına koydu. Parmaklarının dokunuşu buz gibiydi ama gözlerindeki o pişmanlık ateşi yakıcıydı. Yanaklarından süzülen iki damla sıcak gözyaşı, Kael’in eldivenli avucuna damladı. ​"Sana... sana nasıl kılıç kaldırdım?" dedi Lunaria, sesi hıçkırıklarla bükülerek. "Gözlerinin içine baktım Kael... Seni öldürmek istedim. O karanlık... zihnimi bir zindan gibi kaplamıştı. Samael’in yanına o anlaşmayla gittiğimden beri, onun tiran büyüsü zihnimi zehirliyordu. Kendi sesimi bile duyamıyordum!" ​Kael, kızın yanağındaki elle kendi yüzünü daha da bastırdı. Göğsündeki tüm ağrılar, kızın bu gözyaşlarıyla eriyip gitti. Eğilip alnını kızın alnına dayadı. ​"Geçti Kraliçem..." dedi Kael, sesi titreyerek. "Buradayım. Zindanın kapısı kırıldı. Seni benden almasına izin vermedim, vermeyeceğim." ​Lunaria, bir çocuk gibi çaresizce Kael’in boynuna sarıldı. Yüzünü onun zırhına gömdü. "Kokunu duyduğum an..." diye fısıldadı Lunaria. "O mavi ışık avucumda patlayıp senin kanın tenime değdiği an... o canavar zihnimden sökülüp gitti Kael. Beni bırakma." ​Aron, sığınağın dış emniyetini kontrol etmek ve çevredeki mühür gizleme büyülerini tazelemek üzere sığınaktan ayrıldığında, mağarada sadece sönmeye yüz tutmuş bir ateş ve iki yaralı ruh kaldı. ​Kael, üzerindeki ağır zırh parçalarını kenara sıyırıp Lunaria’nın yanına uzandı. Dışarıdaki soğuk rüzgara tezat, mağaranın içi Kael’in fırtına ateşi ve ikisinin arasındaki o yakıcı çekimle ısınıyordu. ​Lunaria, Kael’in göğsüne sokuldu. Narin parmakları Kael’in göğsündeki yara izinin üzerinde gezindi. Kael, kızın çenesini tutup yüzünü kendine kaldırdı. Gözlerindeki o dumanlı griye, dudaklarına baktı. ​"Seni bir daha kaybetmeyeceğim," diye fısıldadı Kael. ​Lunaria cevap vermedi; bunun yerine dudaklarını Kael’in dudaklarına bastırdı. Bu öpücük, aylardır içlerinde biriken arzunun, korkunun ve tutkunun tek bir anda patlamasıydı. İlk başta yumuşak ve pişmanlık doluydu ama Kael kızın belini kavrayıp onu kendine tamamen çektiğinde, aralarındaki sınır eridi. ​Lunaria’nın elleri Kael’in saçlarının arasına gömüldü. Ağır kadife elbisesinin askıları omuzlarından aşağı süzülürken, Kael kızın porselen tenine öpücükler kondurdu. Aylar süren ayrılık, acı ve karanlık; yerini fani dünyadaki bu sığınakta yaşanan dondurucu, tutkulu ve nefes kesici bir geceye bıraktı. Kael, sevdiği kadının her bir kıvrımını, her bir nefesini ruhuna kazıdı. Bedenleri birbirine mühürlenirken, Kael en sonund…

Bölümün tamamını WritePad'de oku