ZYNARA - Çağrı

Bölüm 27

Yazar:

ZYNARA - Çağrı – Melike Koparan kitap kapağı
ZYNARA - Çağrı – Melike Koparan kitap kapağı

Bölüm görselleri

ZYNARA - Çağrı - Bölüm 27 bölüm görseli 1
ZYNARA - Çağrı - Bölüm 27 bölüm görseli 1
ZYNARA - Çağrı - Bölüm 27 bölüm görseli 2
ZYNARA - Çağrı - Bölüm 27 bölüm görseli 2

Seattle limanındaki o kanlı depodan fırtına gibi sıyrıldıklarında, fani dünyanın yağmuru Kael’in yüzündeki kanı yıkamaya yetmiyordu. Kütüphanenin o kasvetli, loş bodrumuna döndüklerinde, Kael sırtını buz gibi duvara yaslayıp dizlerinin üzerine çöktü. Göğsündeki yara dikiş tutmaz bir yangın gibi sızlıyordu ama asıl yangın, ruh bağının diğer ucundaki o buz tutmuş zifiri boşluktaydı. ​"O gözler..." dedi Kael, sesi bodrumun rutubetli duvarlarında boğularak. "Kırbacı tutan elleri titredi Aron. O gümüş rengin arkasında bir saliseliğine dumanlı griyi gördüm. Bana baktı... İçindeki o kız hâlâ oradaydı." ​Profesör Alden, titreyen ve yaşlı elleriyle masadaki kadim kehanet kitabının tozlu sayfalarını çevirdi. Sarı renge dönmüş sayfalarda, Zynara’nın fani dünyaya fırlattığı kadim mühürlerin rünleri parıldıyordu. ​"Orada olması, kurtulacağı anlamına gelmez Kael," dedi Profesör Alden, sesi bir uyarıdan çok bir ağıt gibi çıkarak. "Samael’in mor tiran zehri bir sarmaşık gibidir. Zihne bir kez girdi mi, ruhun en saf köşelerini bile çürütür. Lunaria’nın kendi benliğini tamamen kaybetmesine çok az kaldı. Onu o mor zindandan çıkaracak tek bir şey var bu fani dünyada..." ​Aron fırtına mızrağını masaya vurarak öne atıldı. "Nedir amca? Ne gerekiyorsa yaparız!" ​" Kehanet Aynası ," dedi yaşlı büyücü, parmağını kitaptaki neon mavi rünün üzerine koyarak. "Yirmi yedi yıl önce, fani dünyadaki mühürlü asiller tarafından Seattle’ın altındaki o terk edilmiş, sonu gelmez metro tünellerinin en derin noktasına saklandı. Ayna, Vaela’nın bu dünyada kalmış tek saf ışığını taşır. Ancak o tüneller basit bir taş yığını değildir; zihninizi yanıltır, sizi kendi karanlığınızla vurur ve en önemlisi... Samael’in kadim mühürleriyle korunur." ​Kael, kılıcının kabzasını öyle bir sıktı ki parmak eklemleri bembeyaz kesildi. Fırtına grisi ve kehribar gözlerindeki intikam ateşi yeniden tutuştu. "Labirent zihnimi yaksa da, Samael o tünelleri kanla doldursa da umurumda değil. Lunaria’yı o mor zindanda tek bir saniye bile yalnız bırakmayacağım." ​Kael ve Aron, fani dünyanın gürültüsünden tamamen kopup Seattle’ın altındaki o unutulmuş, nemli tünellere ineli kaç gün olduğunu hesapsızca unutmuşlardı. ​Aşağıda zaman kavramı yoktu. Sadece damlayan su sesleri, paslı demir rayların gıcırtısı ve duvarlara kazınmış kadim Vaela rünlerinin soğuk parıltısı vardı. Profesörün verdiği gümüş pusula, tünellerdeki büyü frekansı yüzünden çılgın gibi kendi etrafında dönüyor, onları adeta canlı bir organ gibi şekil değiştiren geçitlerden geçirip duruyordu. ​"Yine aynı kavşak..." dedi Aron, nefes nefese fırtına mızrağına dayanarak. Mızrağın ucundaki mavi kıvılcımlar karanlığı zar zor aydınlatıyordu. "Kael, bu duvarlar bizimle oynuyor. Zihnimizdeki şüpheyi besleyip bizi buraya gömmek istiyor!" ​Kael durdu. Islak koyu saçlarını geriye attı. Gözlerini kapattı. "Pusula bize yardım etmeyecek Aron," diye fısıldadı. "Çünkü biz yolumuzu gözlerimizle değil, kalbimizle bulmak zorundayız. Ruh bağıyla..." ​Kael, ruhunun en derinindeki o dondurucu koridora adım attı. Ve tam o an, göğsüne saplanan görünmez bir bıçakla dizlerinin üzerine düşüverdi. Ağzından sızan fani kanı beton zemine damladı. ​Samael’in gökdelendeki o şatoda başlattığı amansız zihinsel işkence, ruh bağı üzerinden Kael’in zihnine bir darbe gibi vurmuştu. —————— ​Aynı dakikalarda, Seattle’ın göğe uzanan o soğuk gökdeleninin çatı katında fırtına kuduruyordu. Devasa cam duvarlar mor yıldırımların darbesiyle sarsılırken, salonun ortasındaki gotik tahtta oturan Lunaria, zırhının içinde acıyla kıvranıyordu. ​Samael, ellerinden fırlayan zifiri mor karanlık iplikçiklerini kızın alnına ve boynundaki silis taşına sabitlemişti. Eğilip yüzünü Lunaria'nın boynuna yaklaştırdı. Sesi, arzunun yakıcı sıcaklığı ile öfkenin dondurucu soğukluğunun arasında gidip geliyordu. ​"Seni böyle görmek... İçindeki o karanlık Kraliçe'nin görkemi beni büyülüyor Lunaria," diye fısıldadı Samael, parmaklarını kızın siyah kapalı zırhının üzerinde gezdirerek. "Sen benim tahtımın tek s…

Bölümün tamamını WritePad'de oku