ZYNARA - Çağrı

Bölüm 14

Yazar:

ZYNARA - Çağrı – Melike Koparan kitap kapağı
ZYNARA - Çağrı – Melike Koparan kitap kapağı

Xanthia Gezegeni'nin kadim kapısı arkalarından kapandığında, karşılaştıkları manzara Zynara’nın o kasvetli ve tekinsiz morluğundan tamamen farklıydı. Ayaklarının altında neon mavi renkte parıldayan kristalize kumlar uzanıyordu. Başlarını gökyüzüne kaldırdıklarında, birbirinin etrafında asil bir dansla dönen iki devasa gümüş ay, tüm dünyayı sıvı gümüşten bir ışıkla yıkıyordu. ​Aron önde, Kael ise Eira’nın hemen arkasında korumacı bir gölge gibi yürüyerek cam yapraklı devasa ağaçların arasından asi kampına doğru ilerlediler. ​Kampa yaklaştıklarında, fildişi sarayın Samael tarafından sürgün edilmiş eski generalleri ve göçmen halkı onları karşılamak için kapılara dökülmüştü. Aron, mızrağını havaya kaldırıp müttefikleri selamladığında kampta büyük bir uğultu koptu. Ancak asıl sessizlik, Eira fildişi beyazı tuniği, omuzlarındaki gece mavisi pelerini ve şakaklarındaki o asil mor damarlarıyla öne doğru bir adım attığında yaşandı. ​Bütün kamp bir anda bıçakla kesilmiş gibi sustu. ​Generaller, yaşlı savaşçılar ve halk, Seattle’daki sıradan kıyafetlerinden sıyrılıp gerçek bir Zynara savaşçısına dönüşmüş olan Eira’ya hayranlık ve derin bir şok içinde bakıyorlardı. Yirmi yedi yıldır öldüğünü ya da kaybolduğunu sandıkları o efsanevi varis, tam karşılarındaydı. ​"Lunaria..." diye fısıldadı en yaşlı generallerden biri olan Gideon. Gözleri dolmuştu. Hızla öne çıkıp Eira’nın önünde tek dizinin üzerine çöktü ve kılıcını toprağa sapladı. "Fildişi sarayın kayıp ışığı... Sonunda döndün." ​Onun diz çökmesiyle birlikte, yüzlerce asker, komutan ve kamp halkı dalga dalga Eira’nın önünde saygıyla eğilmeye, diz çökmeye başladı. Kamptaki fısıltılar çığ gibi büyüyordu: "Gözlerindeki o gümüş parıltıya bakın..." "Zırhın içindeki duruşu tıpkı annesi gibi..." "Karanlığı yenecek olan asıl kraliçe o." ​Eira, Seattle’da bir kütüphanede sessizce kitapları dizerken, şimdi yabancı bir gezegende yüzlerce güçlü savaşçının onun önünde saygıyla eğilmesini izliyordu. İçindeki o asil güç, halkının bu hayranlığı ve sadakatiyle birlikte daha da harlanmıştı. Omuzlarını dikleştirdi, Kael’in arkasından ona gururla bakan o iki renkli gözünü ruh bağında hissederek halkına doğru elini kaldırdı. "Ayağa kalkın," dedi Eira, sesi tüm kampta sarsılmaz bir otoriteyle yankılanarak. "Saklanma devri bitti. Krallığımızı geri almaya geldim." ​O gece, Eira’nın şerefine kampın merkezindeki devasa kristal ateşlerin etrafında görkemli bir ziyafet verildi. Uzun fildişi masalar kuruldu, Xanthia’nın gümüş yapraklı özel şerbetleri ve av etleri ikram edildi. Generaller sürekli Eira’ya eski savaş hikayelerini anlatıyor, ona bir kraliçe gibi hürmet ediyorlardı. Aron, kız kardeşinin bu asil duruşuyla gururlanarak generallerle askeri planlar yaparken; Kael masanın en loş köşesinde, o cool ve mesafeli tavrıyla sessizce oturuyordu. ​Ancak aralarındaki o taze Ruhların Bağı, ziyafet boyunca ikisini de delirtmişti. Kael’in iki renkli gözü her an Eira’nın üzerindeydi. Eira şerbetinden her yudum aldığında, Kael’in göğsündeki nabzın nasıl hızlandığını; generaller Eira’ya fazla yaklaştığında Kael’in içindeki o vahşi, tehlikeli kıskançlığı kendi damarlarında hissediyordu. Tensel elektrik, masanın altından tüm vücutlarını sarıyordu. ​Yemek sonrasında, kampın uğultusu yavaş yavaş çekildiğinde Eira daha fazla dayanamadı. Gürültülü masadan sıyrılıp, kampın sınırındaki o sıvı gümüş gibi akan nehrin kıyısına, iki gümüş ayın tam altına doğru yürüdü. ​Sırtını neon mavi parıldayan devasa bir kristal ağacın gövdesine yaslayıp nefeslenirken, arkasından gelen o tanıdık ozon ve fırtına kokusuyla kalbi deliler gibi çarpmaya başladı. ​Kael gelmişti. O sert komutan maskesi, iki gümüş ayın ışığı altında tamamen erimiş, yerini yirmi yedi yıllık amansız bir açlığa ve aşka bırakmıştı. Eira’nın tam önünde durduğunda, aralarındaki mesafe milimlere inmişti. ​"Bütün gece..." dedi Kael, sesi aralarındaki o yoğun çekim yüzünden pürüzlü ve derindi. "Bütün gece sana bakmamak, seni o masadan çekip almamak için kendimi nasıl zor tuttuğumu ru…

Bölümün tamamını WritePad'de oku