Zorbadan Sevgili |YARI TEXTİNG| +18

8.🪞

Yazar:

Zorbadan Sevgili |YARI TEXTİNG| +18 – Bachira kitap kapağı
Zorbadan Sevgili |YARI TEXTİNG| +18 – Bachira kitap kapağı

Akademik olarak çalışmalarım sıklaşıyor... (Kötü alamet) # sanaldilencietmeyin !!!!!OY YORUM VE TAKİP UNUTMAYALIM!!!!! Yoğun bir şekilde dark ve red flag unsuru, artık adı her neyse ondan var bölümde 💋 🪞 Saçımı açmıştı. Saçımı mı açmıştı? Tokamı çaldı. Dur. Tokamı niye çaldı! Kolunu morartacak kadar derin izler bıraktığıma emindim. Lakin canı hiç acımamış, derisinde tek bir sinir uyarılmamış gibi o yılışık, rahatsız edici tebessümüyle bana bakmaya devam ediyordu kendisi. ​Bakışlarındaki o küstah özgüven, omurgama soğuk bir ürperti yaydı. ​Yüzüne yayılan boş gülümsemeyi de hiç bozmadan, "Tırnaklarını kendine sakla," dedi. ​Kas katı kesilmiş yüzüme, tam da onun taklidini yaptığı sahte gülümsemeyi yerleştirdim. Rol yapmakta, bu hayattaki herkesin zannettiğinden çok daha mahirdim. Birkaç yıl huzurla, beladan uzak yaşayabilmek adına okul koridorlarında ne roller kesmiştim de kimsenin haberi olmamıştı. ​Masum. Suskun. Hayalperest. ​Her birini birer maske gibi sırayla giymiştim. ​Dudaklarıma kondurduğum bu sahte tebessüm, Emirhan'ın çatılan kaşlarında bocaladı. O aşılmaz görünen soğukkanlılığı bir anlığına tökezlerken, gözlerinin derinliklerindeki öfke berrak bir suyun altındaki kayalıklar gibi açığa çıktı. ​Dur bir saniye. Daha demin bana gülümse diyen kendisiydi. Şimdi gülümsediğim için öfkelenmiş miydi? ​Kaçıncı seviye bir psikopattı bu! ​"Saçımı toplayıp toplamayacağım sana kalmadı. Tokamı geri ver." ​"Bana kaldı," dedi. Sesinde en küçük bir duygu kırıntısı dahi yoktu. Hissizliği kaskatı bir duvara çarpmak kadar iğrençti. ​Dişlerimi kenetleyip gülümsemeye devam ederken, dudaklarımın arasından "Hangi hadle?" diye fısıldadım. ​"Sevgilin olarak. Unuttun mu?" ​"Yaptığın o aptal şovdan sonra sana düşen tek rol oyuncak bir bebek olup yanımda durmak," dedim. Ve en şirin halimle "Emir," diye ekledim. ​Ona "Emir" diye hitap etmem sinirlerine dokunmuş olacak ki boynunda kalın bir damar belirdi. ​Kendini tutmak ister gibi derin bir nefes aldı ve verdi. ​Belirginleşen o damarı görmek, üzerimde yarattığı baskıya rağmen bana karanlık bir haz verdi; içimdeki öfke ateşi bu hazla yeniden yanıverdi. ​O da tıpkı benim gibi gazabını sahte bir tebessümün arkasına gizliyordu. Rahat bir tavırla yanağımı okşadı. ​Parmaklarının ucu tenime temas ettiği an derin bir nefes aldım. ​O. Kahrolası. Ellerini. Koparacaktım. ​Yüzüme dokundu. Uzun, kemikli ve sert parmakları tenimin üzerinde bir yılan gibi kayarken ürpermeme engel olamıyordum. Varlığı, etrafımdaki tüm havayı emip tüketen ağır bir kütle gibi üzerime çöküyordu. Bir erkekle, daha önce hiç bu kadar yakın temasta bulunmamıştım. Bir İlyas vardı işte... Her şeye rağmen en beteri bu ellerle neler yapabileceğini biliyor oluşumdu. Boynumu tek ve pervasız bir şekilde kırabilirdi. Şaçlarımı çekebilir, daha beterlerini yapabilirdi. Hepsine kendi gözlerimle şahitlik etmiştim. ​"İnan bana, oyuncak bebeğin olacak son kişi bile değilim Pollyanna," diye fısıldadı kulağıma doğru. "Beni, o cici bebeyi kıskandırmak için kullanacaksın. Hatırla." ​Gözlerimdeki öfke, aramızdaki bu tekinsiz temasa direniyordu. Dişlerimin arasından hırlayarak, "Eğer bir daha İlyas'a lakap takarsan," dedim, "Sana seslenme şekillerimin ne kadar yaratıcı olabileceğini ikimiz de acı bir şekilde keşfetmek zorunda kalırız." ​Gözlerini kıstı. O an koyu mavileri fırtına öncesi bir deniz gibi kararmıştı. Ancak yüzündeki o sahtekâr "sevgili" maskesini söküp atmadı. ​"Cici bebeye cici bebe denir," dedi tükürürcesine. "Senin gibi doğruculara ise Pollyanna." ​"Senin gibilere de bok kafalı deniyor, biliyor muydun?" ​"İltifatların içimi ısıtıyor," dedi alayla. ​"Kalbi olmayan birini kimse ısıtamaz." ​Tepeden bakışında küçümseyici bir kibir vardı. Ve aynı çekilmez rahatlığıyla belimi kavrayıp beni çıkışa doğru yürütmeye çalıştı. Teması ile yine içim titredi. Ayaklarımı yere mıhlayıp direnmeye kalkıştığım an, belimdeki parmakları sert, ikaz dolu bir baskıyla tenime gömüldü. ​Beni nereye götürdüğünü sanıyordu? ​"Yürü." ​"Hayır." ​Bir an duraksadı. Ve ona…

Bölümün tamamını WritePad'de oku