Zorbadan Sevgili |YARI TEXTİNG| +18
5. 🪞
Yazar: Bachira

Yorum yapmayı ve oy vermiyi unutmayın 💍💍💍 Sanal dilenci etmeyin beni aşk bahçelerim🫰🫰 !Takip etmeyi unutmayın! 🪞 Boş koridorda yavaş yavaş yürürken birden üzerimde hissettiğim hafiflikle kısa ama etkili bir aydınlanma yaşadım. Ellerim refleksle çantamın askılarını kolaçan ederken ceketimin gerçekten de üzerimde olmadığını anlamam yarım saniyemi aldı. Adımlarım tökezledi. Yüzüm buruştu. Allah'ım, Yasemin şimdi bunun yüzünden en az iki saat çenesini çekecektim. Kızda sabır namına zerre kadar bir kırıntı bulunmuyordu. Bense ne yapmıştım? O lanet ceketimi sınıfta unutmuştum. Tökezleyen adımlarım koridorun tam ortasında duraksadı. Yasemin, hemen yanımda ritmik topuk sesleriyle yürümeye devam ederken bir müddet sonra onu takip etmediğimi fark edip durdu. Yavaşça arkasını döndü. Kafasını hafifçe yana eğerek bana doğru baktı. Gözlerindeki o "Niye durdun?" der gibi bakan meraklı ifadeyi, burnunun ucuna kondurduğu şık ve koyu renk güneş gözlükleri perdeliyordu. Bir süre ses etmeye cesaret edemedim. Koridorda yankılanan sessizliği bölen tek şey, uzağımızdaki bir sınıfın kapanan kapı sesiydi. Çevremizden de zaten tekdüze bir edayla, okul sonrası kulüp aktiviteleri için kalan birkaç öğrenci geçiyordu. Ben konuşmayınca Yasemin, sabırsızlıkla kafasını "Ne var?" dercesine iki yana salladı. "Ağzında bakla ıslatmaktan vazgeç de söyle," diyerek de başını sağa yatırdı. Dudaklarımı yalayıp aynı çekingenliğimle, "Sınıfta ceketimi unutmuşum Yasemin," diye kedi gibi mırıldandım. Ardından mahcup bir şekilde alt dudağımı dişlerimin arasına alıp ısırdım. "Neyi unuttum dedin, duyamadım?" dedi tane tane, tepkisiz bir sesle. "Ceketi," dedim temkinli bir şekilde. Eğer bir anda üzerime atılırsa diye kaçmaya hazırdım. Oysa benim düşündüğümün aksine o, olduğu yerde kıpırdamadan dikilmeye devam etti. Kolunda asılı duran ve büyük ihtimalle benim bir aylık tüm giderlerimi tek kalemde karşılayabilecek deri kol çantasını yukarı doğru düzeltip neyden bahsettiğimi sonunda idrak edebilmişti. Saçlarının tepesine doğru hışımla itti gözlüğünü. Laçin'in orman yeşili gözlerinin birebir kopyası olan harelerini, her zamanki gibi siyah lenslerle gizlediği için azarlama parıltıları o koyulukta daha da belirginleşiyordu. İkiz olmalarına rağmen Yasemin, elinden gelen tüm güçle kendisini kardeşinin dış görünüşünden koparmak için canıpahasına savaşıyordu. Kendince ve benim dillendirmekte haddim olmayan şeyler yaşamıştı geçmişte. Ona karışmak vazifem değildi; ben onu her hâliyle, tüm arızalı ve manyak taraflarıyla seviyordum. "Ciddi misin?" derken sesinden resmen inanamamanın getirdiği o dehşet hissi akıyordu. Başım iki kat mahcup bir şekilde yana düştü. Yavaşça "Ciddiyim," maksadıyla başımı salladım. "Ablam ceketini unuttuğumu öğrenirse beni diri diri haşlar," dedim, içimden unutkanlığım yüzünden kendime söverken. Planlarımın dışında tek bir pürüz çıkmasından bile nefret ediyordum ve şu anda resmen kendi ayağıma kendim çelme takmıştım. Yine de bana cırlamasına fırsat vermeden hemen ekledim. "Sen önden git, beni hiç bekleme. Ben hemen bir koşu gidip alıp geliyorum." Gözlerini merakla kıstı. "Hangisinindi ceket?" "Hilal ablamın," dedim utana sıkıla, sesimi iyice kısarak. Yüzünü buruştururken yalvarır gibi, "Şaka yapıyorum de lütfen," dedi. Şaka yapmadığımı anlasın diye ona baktım başımı büküp. "Yasemin, valla bilerek olmadı." "Bilerek olsaydı zaten seni şu koridorun çöp kutusuna bastıra bastıra sokardım!" diye en sonunda beklediğim patlamayı yaşatdı. Açıkçası bazen benden büyük dört ablamın olması işime geliyordu. Ama çoğunlukla beni şahsi köleleriymişim gibi kullandıkları için sürüm sürüm sürünüyordum. Ve eğer en büyük ablamın ceketini bu akşam sapa sağlam ona teslim etmezsem, beni evdeki kornişlere asmaktan tek bir saniye çekinmezdi. Elhamdülillah, daha önceden üzerimde denenmiş yöntemlerdi bunlar; eli fazlasıyla alışıktı. Zaten ceketi de ondan binbir dil dökerek zorla almıştım. En son gömleğini…