Beklenmedik İyilik
Yazar: Melike

Doktorun söylediklerinden sonra Duru’nun omuzlarındaki ağırlık biraz olsun hafiflemişti. Annesi iyiydi. Şimdilik ciddi bir sorun yoktu. Duru derin bir nefes aldı ve Ece’yle birlikte odaya girdi. Sevil yatağın üzerinde oturuyordu. Yorgundu ama yüzünde her zamanki sıcak gülümsemesi vardı. Duru annesini görünce kendini tutamadı. — Anne… Sevil hemen elini uzattı. — Gel bakalım buraya. Duru yatağın kenarına oturup annesine sarıldı. — Beni öldürecektin. — Abartma kızım. — Ambulansla hastaneye gelmişsin. — Bak, buradayım işte. Ece de yatağın diğer tarafına oturdu. — Çok korktum anne. Sevil iki kızına baktı. — Benim iki bebeğim buradaymış. Duru gözlerini sildi. — Sabah çıkıyoruz, değil mi? — Doktor öyle söyledi. — Tamam. Duru ilk kez rahatça nefes alabildi. Tam o sırada Sevil’in bakışları Duru’nun arkasına kaydı. Kapının yanında sessizce duran Kuzey’i fark etti. Kaşlarını hafifçe kaldırdı. — Kızım… Duru annesine döndü. — Efendim? Sevil gözleriyle Kuzey’i işaret etti. — Bu beyefendi kim? Duru bir an ne diyeceğini bilemedi. Ece ise ablasına bakıp hafifçe gülümsedi. Duru hemen ayağa kalktı. — Anne, bu Kuzey Bey. Benim… patronum. Sevil şaşkınlıkla Kuzey’e baktı. Kuzey de saygılı bir şekilde başını eğdi. — Geçmiş olsun Sevil Hanım. — Sağ olun evladım. Sevil tekrar Duru’ya baktı. — Patronun seni buraya kadar mı getirdi? Duru cevap vermeden önce Kuzey konuştu. — Duru’nun tek başına gelmesini istemedim. Sevil’in bakışları yumuşadı. — İyi yapmışsın. Sonra Duru’ya döndü. — Kızım, bu saatte seni yalnız bırakmadı mı yani? Duru’nun yüzünde istemsiz bir gülümseme oluştu. — Bırakmadı. Kuzey kısa bir süre sessiz kaldı. — Ben artık müsaade edeyim. Duru ona döndü. — Nereye? — Otele geçeceğim. — Bu saatte? — Sabah tekrar geleceğim. Duru birkaç saniye sustu. — Gerek yok. Biz hallederiz. Kuzey’in bakışları ona döndü -Sabah almaya gelirim Aydın Duru kaşlarını çattı. — Neden? — Çünkü annen taburcu olduğunda sizi eve bırakmam gerekiyor. — Kendimiz gideriz. — Duru. Kuzey’in o tanıdık ciddi tonu ortaya çıkmıştı. — Tartışma çıkarma. Duru dudaklarını birbirine bastırdı. — Tamam. Sevil onları izliyordu. Ece de. İkisinin bakışları bir anlığına buluştu. Ece’nin yüzünde belli belirsiz bir gülümseme oluştu. Duru bunu fark edince kaşlarını çattı. — Ne gülüyorsun? — Bir şey yok. Kuzey kapıya yöneldi. — Sabah görüşürüz. Duru başını salladı. — Görüşürüz. Kuzey çıktıktan sonra odada birkaç saniye sessizlik oldu. Sevil kızına baktı. — İyi birine benziyor. Duru hemen karşı çıktı. — Anne. — Ne? — Patronum sadece. Sevil gülümsedi. — Ben bir şey demedim ki. Ece dayanamadı. — Ama sen hemen savunmaya geçtin. — Ece! Ece kahkahayı bastı. Duru gözlerini devirdi. Ama yüzündeki hafif gülümsemeyi de saklayamadı. ⸻ Kuzey hastaneden ayrıldığında saat gece yarısını geçmişti. Fakat oteline gitmeden önce telefonunu çıkardı Bir numarayı aradı. — Alo? — Kuzey? Bu saatte? — İzmir’deki proje hakkında konuşmamız gerekiyor. Karşı taraf birkaç saniye sustu. — Hâlâ o konu mu? — Evet. — Kuzey, o bölgeyle ilgili kararlar çoktan verildi. — Değişecek. — Bu kadar kolay değil. Kuzey hastanenin önünde durdu. — Kolay olduğunu söylemedim. — Şirketin planları hazır. — Yeniden hazırlanır. Karşıdaki adam iç çekti. — Bunun senin için neden bu kadar önemli olduğunu gerçekten anlamıyorum. Kuzey’in bakışları hastanenin üst katındaki ışıklara çıktı. — Çünkü orada bir aile var. Kısa bir sessizlik oldu. — Birkaç işletme için bütün projeyi değiştirmemizi mi istiyorsun? — Bir işletme için. — Kuzey… — O lokanta kapanmayacak. Sesindeki kesinlik karşı tarafın itirazını kesti. — Elimden geleni yapacağım. — Elinden geleni değil. Kuzey’in sesi sertleşti. — Çöz. Telefon kapandı. İş kolay olmayacaktı. Ama Kuzey bunu kafasına koymuştu. ⸻ Sabah olduğunda Sevil’in son kontrolleri tamamlandı. Doktor taburcu olabileceğini söylediğinde Duru’nun yüzünde ilk kez gerçek bir rahatlama belirdi. Eşyaları toparladılar. Ece annesinin çantasını taşırken Duru da diğerlerini aldı. Tam koridora çıktıklarında Kuzey’i gördüler. Duvara yaslanmış…