18|Mahkeme
Yazar: VALZEVAN

18 MAHKEME Öğle arasını Alpaslan ile geçirdikten sonra tekrardan okula dönmüştük. Uzun ve yorucu saatlerin sonunda özgürlüğümün tadını çıkarmak için evime gideceğim. Akşamüstü olduğundan havada ılık bir esinti vardı. Nisan ayının sonlarına doğru yaklaşıyorduk ve okulun kapanmasına son bir buçuk ay vardı, okulumu çok özleyeceğim. "Demet Hanım.." diye seslenildiğimi duyup yan tarafıma baktım. Krem renginde takım elbisesi ve elindeki araba anahtarıyla bana gelen Ali Kalender. Yanıma geldiğinde yüz yüze geldik. Benim çatık kaşlarım ve onun yorgun bakışlarından ondan haz etmediğimi bir kez daha anladım. "Sonunda sizinle konuşma şansı yakalayabildim. Eğer mümkünse sizinle dava hakkında konuşabilir miyiz?" dedi. Sakin ve mahcupça konuştuğu ses tonu bir an gardımı indirse de yapmadım. "Benim konuşacağım bir şey yok. Her şey davada konuşulacak." Diyerek kafamı çevirdim ve yürüdüm. "İki buçuk aylık bebeğinde mi hatırı yok." Diye bağırdı arkamdan. Adımlarım bu cümleyi duyduğu an ilerlemeyi kesti. "Tamam Hakan çok büyük bir hata yaptı, canınızı yaktı. Kızım Meltem ise ona deli gibi aşık hatta hastalık derecesine geldi gelecek. Ama bu bebeği de yok sayamazsınız. Sizden tek ricam kendimi anlatmak ve damadımı içeri tıkmak istiyorum." Diyerek yanıma kadar geldi. Eh, iyi madem bakalım işimize yarayacak bir şeyler diyecek mi görelim. Geldiğimiz yer sahile bakan bir tepenin restoranındaydık. Her ne kadar akşam yemeği yemek istemesem de Ali Bey beni dinlemeyip kendi aldığı menüden bana da aldı. Yorgunum ve başım çok ağrısa da masada ki sudan alıp azar azar içiyordum. Menüler gelene kadar Ali beye baktım. Krem mütevazı takım elbisesi ve kolundaki pahalı marka saat zengin olduklarının göstergesiydi. Yaşının ilerlemesinden kaynaklı sakalları beyazlamış, yüzü çökmüş ve saçları dökülmüştü. Ama her ne kadar yaşlı bir insanda olsa hiperaktiviteliği gayet normalin üstünde bir adamdı. Buraya gelene kadar sürekli konuşup benimle sohbet etmeye, ortamı yumuşatmaya çalışmıştı. "Beni kırmadığınız için teşekkür ederim Demet Hanım. Size hem teşekkür hem de onun adına bir özür borçluyum." "Sizinle ilgisi olmayan bir kişinin yaptığı hata karşısında özür dilememenize tavsiye ederim." "İstemesem de kızımın kocası olsa da mecbur kalıyorum. Meltem ve Hakan iki yıl önce birbirlerini severek evlendiler. Fakat ikisi de çocuk sahibi olmak istemediler. Gayet mutlu, huzurlu bir şekilde geçinip gidiyorlardı. Son bir yıl içerisinde ise ev içi kavgaları başladı. Hakan, eski hakan değildi sanki bir şeyler olmuştu, iyi değildi ama yine de o zamanlar açtığı yeni dershane onu çok yoruyor diye sandım." Dediğinde garson yemekleri masaya bıraktı ve gitti. "Konuyla alakam olmasa bile benim yüzümden bu halde demek ki." "Nasıl yani?" diye şaşkınlıkla sordu sorusunu. "Ben buraya geleli yaklaşık bir yıl oldu olacak, zaten buraya gelmemle canlı derse geçtik. Ve o zamandan beri sürekli arayıp ya da mesaj atıp durdu ama hiçbir zaman cevap vermedim ve konuşmadım. O gece de bunun acısını çok iyi bir şekilde çıkardı." Söylediklerim doğruydu yalan yoktu. "Ali bey, ben Hakan'ı çok sevdim. Uzaktan ama ne konuşmuşluğum oldu ne de göz göze gelişim. O zamanki yaşımın da getirdiği tecrübesizlikle pembe hayallerin içine daldım. İnanın nişanlı ya da sözlü olduğunu bilmiyordum kimse bu konuyu bile açmadı. O gece iyi ya da kötü bir şeyler olsun istedim. İçimde kalmasın bilsin istedim. Fakat yanlış yaptığımı o kapıdan içeriye girerken anladım." Dedikten sonra ikimizde sustuk. "Anlıyorum yani anlamaya çalışıyorum. Ama bu olayda mağdur olan sizsiniz. Hiçbir şekilde takıntılı bir haliniz olmadı?" "Olmadım, hatta düğünlerine bile gittim ardından tayinimi isteyip şehirden ayrıldım ve kendime tertemiz bir sayfa açtım." Söylediklerim karşısında başını onaylar bir şekilde sallayıp bana baktı. "Lütfen yemeğinizi soğutmayın burası çok güzel yapıyor." Diyerek yemeğini yemeye başladı. Önümdeki tabak öyle iştah açıcı gözüküyor ki dayanamayıp yemeye başladım. Telefonumun titremesiyle yemeği yarıda kesip kontrol etim. G…