16|Alkollü Pijama Partisi
Yazar: VALZEVAN

Bölüm görselleri



16 Alkollü Pijama Partisi Yazardan Alpaslan ile Barlas ayni arabanın içinde sessizce ilerliyorlardı. İkili arada bir göz kaçamağı yapıp birbirlerine bakıyorlardı ama asla yakalanmamışlardı. Barlas, kardeşinin yanında bu adamın olmasına çok sinir olmuştu. İster istemez nefret etmişti ondan. Eli yüzü düzgün, işinde gücünde biri olması bir nebze içine su serpmişti. "Kardeşimle aynı okulda görev yapıyormuşsunuz." Diye söze girdi Barlas. "Evet, öyle." Diyerek önüne baktı. "Ne tesadüftür ki aynı apartmanda oturuyorsunuz. Millet istese yapamaz." Diye kinayeli konuştu. Ama Alpaslan cevap vermedi, zaten ne demesi gerekiyor onu bile bilmiyordu. Eve girer girmez kendini duşa atmıştı ardından hızlıca hazırlanıp okula gitmişti. Eve geldiğinde ise dışardan yemek söyleyip saatlerini bir şekilde geçirmişti. "Deniz seni aramış mıydı? Bu olanlar yüzünden." Diye sordu Alpaslan. "Hayır, sürpriz yapmak istemiştim ki bayağa sürpriz oldu." Diyerek yoluna devam etti. Ardından,"Sen nasıl öğrendin?" Diye sordu. Deniz'di bu, öyle kimseye bir şeyini anlatmazdı. Kimseye renk vermez, Meslektaşı bile olsa hep bir mesafesi olurdu. Daha doğrusu tanıdığı tanımadığı bütün insanlar için geçerliydi bu durum. "Hocalarla akşam yemeğine gitmiştik. Dönüşte'de Açelya'da şalını unutmuş. Kızda ver diye tutturunca gidip vermek istedim. Kapısına geldiğimde kapıyı herif açınca olanlar oldu." Diyerek açıklamada bulundu. Başka biri olsa asla hesap vermezdi ama kadının abisi olunca vermek durumunda kaldı. Karakolun önüne geldiklerinde arabayı park edip karakola girdiler. 🌺 Abisi gittikten sonra akşam üstü uyandı Deniz. Bir kaç defa koridorlarda abisine seslense de bir cevap alamadı. Evde olmadığını anladığında bir kaç kez arayıp cevapsız çağrıyla karşılaştı. "Neredesin, neredesin?" Diye söylenip kendini koltuğa bıraktı. Gözü önündeki yuvaya takılıp uyuyan kediye baktı. Baktıkça gülümsedi. "Sen de iyi alıştın bana. Umarım bırakmazsın beni." Diye mırıldandı. İçinden geçti, bitti dese de hala bir yerlerde tadamadığı bir duygu vardı. Pişmanlık , depresyon. Doyasıya bu duyguya açtı. O zamanlar ailesiyle beraber yaşarken utancından kimseye bir şey anlatamamıştı. Ama artık bu duygudan kurtulmuştu. Ve bu duyguyu Alpaslan'a anlatırken anlamıştı. Demek ki dışardan seslice anlattıklarını duymak insanı doğru yola götürüp gerçeklerle yüzleştiriyordu. Sesli bir nefes verdi ve gözlerini tavana dikip baktı. "Ne aptalım, suçlu değilim." Dedi ardından tavana bakmaktan vazgeçip, "Aptal falan değilim sadece tecrübe sahibi değildim hepsi bu." Diyerek hızla ayağa kalktı. Bir an dengeyi sağlamaya çalışsa da, "Şerefsizte amma sert vurmuş. Kafama sıçtı sıvadı resmen." Diye sitem etti. Neyse ki o anları hatırlamamak için kafasını çarptığı orta sehpayı kapının yanındaki boşluğa koyup yakında kilere kaldıracaktı. Zil çaldığında hızlıca kapıya varıp açtı. "Abi sen neredesin? Arıyorum açmıyorsun." Diye hesap sordu abisine. "Sakin ol minik kuşum. Telefonum sessizdeydi ben de yemek almaya gittim." Diye açıklama da bulundu. Demet bir an durup abisinin dediklerini dinledi. "İyi bari ver de mutfağa götüreyim." Diye elinden poşetleri almak istedi. "Ben götürürüm sen otur." Diye diretti abisi. Demet ise ısrar edip almak için ellerine baktığında yara bere içinde olduğunu gördü. "Eline ne oldu senin!" Diye bağırıp abisine baktı. Barlas, kardeşinin korku dolu halini gördüğünde elindeki poşetleri yanındaki sehpaya koydu. "O-ona gittin demi! Gidip onun ağzını yüzünü yerle bir ettin! Neden gittin, neden? Of, Şimdi her şey daha kötü olacak, bize daha da bulaşacaklar! Sen bu aptallığı bana nasıl yaptın abi!" Diye bağırıyordu. "S-Sakin ol abicim, kötü olmayacak gerçekten!" Diye bağırıp kendisine gelmesini çalışıyordu. "Ya benim, benim..." diye mırıldanıp en sonunda yastığı ağzına dayayıp güçlü bir çığlık attı ve ağlamaya başladı. Barlas,öylece durup kardeşine baktı. İşte o an keşke hastanelik değil de morgluk yapacak kadar dövseydim,diye geçirdi içinden. "Demet gel abiciğim." Diye yüzünü yastıktan ayırıp sarıldı. Yüzün…