13|Kahraman İkili A&B
Yazar: VALZEVAN

13| Kahraman İkili A&B Alpaslan Dağdelen Restorandan çıktıktan sonra Deniz'in öylece durmuş derin bir nefes alıp verdiğini gördüm. "Araban var mı?" Diye sordum. "Yok yürüyerek gideceğim." "Bırakayım seni." Diye işi biraz inada bindirdim. "Yok temiz hava alacağım siz gidin. İyi geceler." Merve'de Demet'in söylediğine karşılık iyi geceler dedikten sonra biraz daha ona baktım. Ardından arabama binip emniyet kemerimi taktım. Restorandan uzaklaştıktan sonra ışıklarda durdum. "Sana da zahmet verdim kusura bakma Alpaslan." "Ne zahmeti sen kardeşimin emanetisin. Tayin olmasına ne kadar kaldı?" "İki ay, iki ay sonra sonunda kavuşuyorum Soner'ime onu çok özledim." Dedi hasretle. Soner ve Merve benim üniversiteden arkadaşlarımdı. Ben Soner ile takılırken Soner Merve'ye sevdalandı. Ardından öğretmenlikten çok asker olmak istediği için üniversiteyi bitirir bitirmez Msü'ye başvurdu. Sınavlarından başarılı olunca ilk doğu görevi için Suriye sınırına gitmişti. Merve'de kendi memleketine Muğla'ya gelip mesleğini yapmaya başlamıştı. "Geldikten sonra hayırlısıyla düğününüzü görürüz umarım." "İnşallah Alpaslan." Dedikten sonra Merve'nin evine geldiğimde onunla vedalaşıp eve girmesini bekledim. Eve girdiğini gördüğümde gaza basıp ters istikamete döndüm. Tekrar ışıklara geldiğimde telefonum çaldı. "Alo Alpaslan." "Efendim Açelya." "Eve dönmediysen restorana uğrar mısın?" "Neden, ne oldu?" "Demet şalını bana vermişti de ben vermeyi unuttum sen verir misin? Ayıp olmasın kadına." "Ayıp olmaz ya alt tarafı şal, dert etmez Demet sen yarın verirsin." "Benim içim hiç rahat etmez hemen beş dakikacık gel ver hadi, ne olur?" Diye ısrar edince kabul ettim. "Tamam geliyorum." Restorana uğradığımda Açelya hemen şalı verip teşekkür etti. Oradan çıktığımda arabama bindim ve elimdeki şalı yan koltuğa koydum. On beş dakika kadar daha yolda oyalandıktan sonra sonunda apartmanın önüne varıp arabadan ayrıldım. Elimdeki şala baktım ardından ışık yanan eve. Kolumu kaldırıp şalı burnuma götürüp kokladım. Hindistan Cevizi kokuyor. Ne yaptığımı fark edince burnumdan uzaklaştırıp diğer elimle yüzümü sıvazlayıp, saçlarımı karıştırdım. Cebimden telefonu çıkartıp Deniz'i aradım. Uzun bir çalış bekledim. "Uyuyor diycem ama ışıkları da açık." Diye mırıldandım. Tam kulağımdan uzaklaştırıp kapatacağım sırada arama cevaplandı. "Hahah onda ne buluyorsun anlamıyorum. İğrenç bir takım elbisesi var hele bugünkü giydiği çok iğrençti." Bu konuşan kim? Bugün kim Takım elbise giydi de iğrenç diyor bu aptal adam. Takım elbise candır, can! "Aksine gayet çok yakışıklı ve karizmatik bir adam.Takım elbise ona çok yakışıyor. Hem senin gibi yalanı dolanı da yok ahh hayallerimdeki erkeğin vücut bulmuş hali diyebilirim. Keşke senin yerinde o olsaydı ona sıkı sıkı sarılır ve öperdim." Deniz'in sesi bu, kiminle konuşuyor, kimden bahsediyor? Kime sarılıp, öpecek bu kadın. Hızla çağrıyı kapatıp apartmana girdim. Dairenin önüne geldiğimde endişeyle kapıyı yumrukladım bir yandan da zile basıyordum. Kapı açıldığında tanımadığım bir adamla karşılaştım. Yüzü kireç gibi bembeyaz olmuştu, korkudan konuşamıyordu. Hızla onu itip salona girdim. "Deniz.." diye mırıldandım. Yerde hareketsizce yatıyordu. "İstemeden oldu." Diye mırıldandığını duyunca benim kayışlar koptu. "Ne diyorsun lan sen!" Diye üstüne yürüyüp sağlam bir yumruk çaktım. Ardından bir tane daha. "Ne yaptın lan kadına!" Diye biraz daha yumrukladım. Arkamdan birinin beni geri çekmesiyle ayağa kalktım. "Alpaslan kendine gel oğlum!" Diye arkamdan konuştu biri. O sırada havada Boffie'yi gördüm ve tamda adamın üstüne atlayıp pençelerini yüzüne geçirdi. Biz böyle çok iyi bir kahraman ikili olduk. "Deniz'e, Deniz'e ne yapmış şerefsiz it köpek! Geberteceğim oğlum seni." Adam elleriyle Boffie'yi tutup bir köşeye fırlattı. "Yakından bakınca gerçekten de çok iğrenç bir takım elbisen var." Bana mı dedi onu? Çağrıda duyduğum iğrenç takım elbiseli adam ben miydim? "Takım elbiseme nasıl hakaret edersin it! Ayrıca konumuz bu mu lan! Kızımı nasıl fırlatırsın şerefs…