12|Duyan Kim?
Yazar: VALZEVAN

12|Duyan Kim? YAZARDAN Elektromanyetik kutuplara göre iki zıt kutup istemeden de olsa birbirlerini çekermiş. Bu durum iki insan içinde geçerlidir. Her ne kadar uzak olmak istesen de, her daim ona bakmak istemesen de kalbinin sesini durdurabilir misin? Geçmişte yaşadıklarımız bugünün yansımasıdır. Kurtuldum sanırsın ama aslında o senden hiç gitmemiştir hep bir yara olarak kalır. Demet tam da böyle hissediyordu. Eski okulundaki yemek organizasyonundan sonra ki en son gittiği gecede kendinden nefret etti, utandı. Evde Deniz gibi olup ağlarken gündüzleri Demet gibi soğuk, her şeye bulaşmayan, meslektaşlarıyla arasına mesafe koyan biri oluyordu. Ama bırakmıştı böyle olmayı ayrıca böyle ömür mü geçer? Gezecek, arkadaşları olacak, eğlenecek, gülecek yani hayatını yaşayacaktı. Yaşanan yaşandı her şey geride kaldı. Nede olsa kimse hiç bir şey bilmiyordu ki? Üstüne giydiği sarı dar elbise hatlarını gösterirken gözlerine yaptığı hafif yeşil siyah karışımlı makyajı yeşil gözlerini belirginliğini gösteriyordu. "İki güne bir yemeğe gidiyorum. Yeter artık ya." Diye sizlanarak salona geçtiğinde yuvasının içinden çıkan Boffie koşar adımlarla Deniz'in bacaklarına koştu. Deniz, yere eğilip kucağına aldığında, "Haklı değil miyim Boffie? Sürekli birilerinin davetiyle akşam yemeklerine gidiyorum. Ayrıca sabahtan akşama kadar okuldayım. İnsan bir düşünür işleri güçleri var mı, planları var mı diye yani orada mecburiyetten kabul ettiğim o kadar belliydi ki sen bile inanırdın bana." Dedikten sonra derin bir nefes aldı ve Boffie'nin gözlerine baktı. "Bakma bana öyle çipil çipil seni götürmeyeceğim. Ben yokken uslu dur tamam mı kızım, oyy yerim seni minik yavrum benim." "Miyav." Dediğinde gözleri doldu. "Ay ağlatacaksın beni, bakma bana öyle." Dediğinde çenesi titredi. Nedense hiç huzurlu değildi, geçen gün evine giren hırsız hala yakalanmamıştı ve bu durum tedirgin olmasına sağlıyordu. Ayrıca Boffie ile öyle bir bağ kurmuştu ki kedisi her şeyi olmuştu. Boffie'nin kafasının öpüp okşadıktan sonra yere bıraktı. Önceden onun için hazırladığı yemek,su kaplarını yenileyip ,kum havuzunu temizlemişti. Salonunun ışıklarını da bilerek açık bırakarak hem Boffie korkmayacaktı hem de evde biri var diyerekten hırsızlar evine giremeyecekti. Kapının önünde yeşil kadife stilettolarını giydikten sonra kapıyı kapatıp kilitledi. Alpaslan ise internetten aldığı takım elbisesini bu sabah kargodan teslim almıştı. Paketini çıkardığı anda gördüğü takım gözlerinden kalp fışkırtacak kadar hayran olduğunun göstergesiydi. Aynanın karşısına geçip içine giydiği beyaz gömleğin üstten iki düğmesini açıp karizmatik görüntüsüne baktı. Siyah pantolonu ve yeşil ceketi ise ayrı bir hava katıyordu. Kendisi fark etmese de çok abartılı olmasa da sayısız kez Müdür Bey'in organize ettiği yemek gecesi için ilk defa kıyafetinden tut saçı sakalına kadar her şeyi kusursuz olabilecek kadar özenli hazırlanmıştı. Kendisi de evden ayrıldıktan sonra yürümek yerine arabasına binip restorana gitti. Demet, restorana vardığı zaman kendisini karşılayan Müdür Bey ile el sıkışıp Açelya ve Rabia'nın yanına oturmuştu. Açelya üstüne giydiği mor elbisesi ve kabarık kıvırcık saçlarıyla ile ortama canlılık katarken Rabia, siyah elbisesi ile düz siyah saçları adeta beni kendi halimde bırakın havası içindeydi. "Demet görüşmeyeli nasılsın?" Diye soru sorunca Müdür Bey, Demet dikkatini karşısında oturan ve gülümseyen adama baktı. Müdür Bey yaşlı bir adam değildi tam tersine genç ve yakışıklı biriydi ama ağıza nasıl yapışmışsa adıyla seslenmek yerine hep Müdür Bey diyorlardı ve bir çok kişi onu yaşlı zannediyordu. "İyiyim siz nasılsınız?" "Mesai saatleri dışında olduğumuz için resmiyet kullanmak zorunda değiliz rahat ol lütfen." Dediğinde düşünmeden kabul etti. "Sen nasıl istersen." Demekle yetindi. İkisi de koyu bir sohbete daldığında Müdür Bey'in gözü kendilerine doğru gelen Banu ve Alpaslan'ı gördü. Banu, kırmızı elbisesi bütün hatlarını gösterirken gülümsemesi kendisine değil yanında yürüyen Alpaslan'aydı. Demet, Mü…