11|Anlamsız Çatışma
Yazar: VALZEVAN

11|Anlamsız Çatışma ALPASLAN DAĞDELEN Hafta sonum her cumartesi olduğu gibi bu gecede meslektaştan öte dostlarımla beraber benim evde toplaşıp vakit geçiriyorduk. "Düğün ne zaman Yunus?" Diye sordu Ömer. "Şu hastalık biraz geçerse yaza düğün yapacağız." "Hastalık geçmez ise?" "Sade bir düğün yaparız artık." Dedikten sonra çayından bir kaç yudum aldı. "Ya şimdi hakikaten Demet Hanım senin karşı komşun mu?" Diye merakla sordu Harun. Tamam anladık gözün var ama bu kadarını da belli etme. "Evet." Dedim düz bir sesle. "Tanışmanız nasıl oldu?" Diye sordu Harun. Sen böyle her şeyi soracak mısın? "Klasik bir tanışma." Dedim ve ben de sakinliğimi korumak için çayımdan bir kaç yudum aldım. "Oğlum bu ne biçim muhabbet ya gerçekten sıkıcılığın ödülünü alırsınız." Diye araya girdi Yunus. "Ne yapacağız ki?" Diye sorduğunda ayağa kalkıp salona geçti. İçeriden getirdiği poşetin içinden oyun kutusu çıkardı. "Okey!" Diye bağırdı. "İyi bari oynayalım hadi." Diyerek masayı toplayıp oyunu kurduk. 🌺 "İkide bir taş çalıyorsun beni deli etme Harun." Diye uyardı Ömer. "Taş çalmıyorum." Diye mızmızlandı. "Alpaslan hadi çak şunlara da krallar kimmiş görsünler yiğidim." Diye gaz verdi Yunus. Oyuna kendini öyle bir kaptırmıştı ki kontrolden çıkmış durumdaydı. Tahtamdan bir kaç taş alıp verdiğim de herkesin tahtasının geri ittirip, "Bu iş burada biter." Deyip geriye doğru esnedim. Saate baktığımda gece yarısını geçmişti. Duyduğum müzik sesiyle dışarıya baktığımda bir kadın arabanın üstünü açıp bağırıyordu. " Kendimi bunun için mi yorucam ben? Kalbimi bunun için mi kırıcam ben? Kendimi bunun için mi yorucam ben? Kalbimi bunun için mi kırıcam ben? " Diye devam ediyordu. Ama en sonunda aklı başına gelip bağırmayı kesmişti. "Açelya değil mi o? " Diye sordu Harun. Bu adam gerçekten de çok soru soruyor. "Evet hatta arabada Rabia'nın." Dediğimde Harun'a baktım. Yüz hatları kasılmıştı. Sinirlendi ve kendini geri çekip içeriye girdi , bu sinirini kimseye göstermemiş olabilir ama yüzüne bakıldığında bir şeylerin ters gittiği belliydi. Tekrardan aşağıya baktığımda Deniz'in arabadan indiğini gördüm. Belini açan kısa kırmızı bluzuna takıldı gözüm. Yaz geldi diye neden incecik giyinmiş ki akşamları serin oluyor, üşümüyor mu bu kadın? Elinde tuttuğu kedi kafesi ise uzun bir süre dışarıda olacağının göstergesiydi ama bu da olmayabilir di, belki de gece evine tekrar biri gelir ve Boffie'ye zarar verirse diye yanına almışta olabilir. Hay ben böyle işin! Neden umursuyorum ki ne yaparsa yapsın. Zeki,güzel, bekar, özgür ne isterse yapabilir yaşta bir kadın. "Neyse saat de geç oldu ben gitsem iyi olacak." Diye Harun'un demesiyle herkes gitmek istedi. Kapıdan uğurlayacağım sıra merdivenlerden gelen Deniz'i gördüm. "İyi geceler Demet Hanım." Diye seslenen Harun ile zoraki bir gülümseme yaptı. Herkese "iyi geceler." Dedikten sonra dairesine girdi. Bir kaç adım daha ilerleyince arkamda kalan kapıyı kapatmadan önce benimle göz göze geldi ve ses etmeden kapıyı kapattı. 🌺 Sabah okula vardığımda kantinden çay alıp öğretmenler odasına geçtim. Çağrı ise telefonda biriyle konuşuyordu. O sırada da bende karşısındaki koltuğa oturup çayımı içiyordum. "Tamam Deren seni çok uykusuz bıraktı hazır uyumuşken sen de uyu güzelim... Tamam hadi Allah'a emanet ol." Dedikten sonra kapatıp bana baktı. "Günaydın Alpaslan." "Günaydın Çağrı. Ufaklık sizi uyutmuyor sanırım." Dedim. "Ben uyudum da nasıl uyudum. Deren'im sağ olsun varlığını belli etmemezlik yapmıyor." "Yengeyi çok yoruyor herhalde." "Evet ya tüm gece uyumadı bizi de uyutmadı." Dedikten sonra gözlerini ovuşturup çayından içti. "Selam millet." Diye bize seslenen Yunus'a baktım. Her zaman ki gibi enerjikti. "Sınav tarihlerine baktınız mı? Whatsapp grubuna atmış Banu Hoca." Dediğinde telefonumu çıkarıp gruba girdim. "Bir buçuk haftada bütün sınavlar yapılacakmış." Dedi Yunus. "Öğrenciler bayağı zorlanacak desene." Diye mırıldandı Çağrı. "Yapacak bir şey yok mecbur çalışacaklar." Dedim. Zil çaldığında istiklal marşını okumak için bahçeye çıktık…