3|BADEM
Yazar: VALZEVAN

3|BADEM Deniz öğlene doğru uyanmıştı. Etrafı kolaçan ettiğinde her yerin kapalı olduğunu fark etmişti. Odaları tek tek gezdiğinde ise Alpaslan'a ait hiçbir iz yoktu. Mutfağa gittiğinde tezgahın temiz olduğunu gördü. Bulaşık makinesinin içinde dün yaptığı kahve fincanını görünce, "İyi bari görgülü biriymiş. Dağ ayısından iyidir." Diyerek banyoya girdi. Kapı pencere her yeri açıp evin havalanmasını sağladı ardından kahvaltılıkları çıkarıp kendine enfes bir sofra hazırladı. Kahvaltıya başladığında telefonunun çalmasıyla yerinden kalkıp salona geçti. Yastıkların arkasına ve kanepe kenarlarına elini sokarak bulmaya çalıştı. "Nereye koydum ben bu telefonu." Diye sitem etti. Bakışlarını Tv ünitesinin üst rafına baktığında fosfor turunculu telefon kılıflı olan telefonunu fark etti. Kimin aradığını baktığında bütün dünyası başına yıkıldı. Gözleri dolsa da telefonunu sessize alıp hiçbir şey olmamış gibi kendini kandırarak kahvaltısını yaptı. Salona geçtiğinde aklını dağıtmak için televizyondan film açtı. İzlediği film yüzünden hüngür hüngür ağladıktan sonra yanaklarını tokatlayıp, "Kendine gel! Bu film yaşadıklarınla ilgili bir şey değil." Diyerek yine kendini kandırmaya çalıştı. Bu yüzden sinirle televizyonu kapattıktan mutfağa geçip özel tarifli pastasını yapmaya başladı. Bu kızın içinde bir Merve Aksak yatıyor. Umarım içine zehir katmaz. Üç katlı bol krem şantili pastasını hazırladığında etrafı toparladı. Ardından pastayla beraber salona geçip sehpanın üstüne pastayı koydu. Ardından tabak, çatal ve bıçak getirip koltuğa yayıldı. Kafasını arkaya uzatıp yorgunluğunu hissetti. Kafasını kaldırdığında Tv ünitesini görmesiyle aklına Alpaslan geldi. Bakışları bir pastaya bir üniteye kaydı. "Adam o kadar benim cefamı çekti. Teşekkür maiyetinde pastayı ona mı versem?" diye seslice düşündü. "Ama dün kahve yaptım o yeterli bence." Deyip bıçağı eline alıp tam kesecekken, "Olsun deniz o kadar yardım etti ama." Dedikten sonra hızla ayağa kalıp mutfağa girdi. Ne vardı bilmiyordu ama habere ona bulaşıp sinir edesi vardı. Bu sefer bunu pas geçmişti ve iyiliğin karşısında iyilik yapıp elinde pastayla karşı dairenin kapısına geçti. Zile bastığında bir adım geriye gidip bekledi. Alpaslan kapıyı açtığında Deniz'i görmeyi beklemiyordu. Üstü başı dağınıktı hatta gözünü zor açıyordu. "Sanırım seni uykundan ettim kusura bakma." Dedi çekinerek. "Sorun değil." "Bu pasta senin için." Diyerek pastayı Alpaslan'a uzattı. "Zahmet etmişsin." "Bu dün gece için seni çok çıldırttım ve sen pes etmeden mobilyamı kurdun. Ben de bunu yapmışım çok mu?" dedikten sonra kollarıyla uzatıp almasını istedi. "Ama bu çok büyük bunu tek başıma bitiremem." "Kutuyu sonra verebilirsin acelesi yok." "Beraber yiyebiliriz. Hem tadına bakmış olursun." "Rahatsız etmek istemem." Dedi sıkıntıyla. "Hadi geç içeriye." Tam terliklerini çıkarıp içeriye geçecekken, "Dur." "Ne oldu?" "Korona belirtilerin var mı?" "Bunu dün evime gelirken sorman gerekmiyor muydu?" dediğinde Alpaslan sakalıyla oynayıp içeriye davet etti. Deniz içeriye girdiğinde kahverengi koltuk takımını fark etti. Ne eski ne de abartılıydı çok sade ve hoş bir görüntüsü vardı. "Evin güzelmiş." "Sağ ol" diyerek elindeki pastayı alıp mutfağa geçti. Deniz ise koltuğa oturarak Alpaslan'ı bekledi. Alpaslan ise mutfakta pasta kutusunun kapağını çıkarıp büyük bir tabağa koydu. "Sakar makar ama maharetli kızmış." Diyerek pastayı kesti. İçeriye geçtiğinde ise Deniz küçük bir kedi gibi sakince oturuyordu. İkili pasta yerken bir yandan da konuşuyorlardı. "Demek öğretmensin." Diyerek pastasından bir çatal aldı Deniz. Bu durumdan hiç hoşlanmamıştı tam tersine yaşadıkları gelince kaşlarını habersizce çattı. "Bir sorun mu var?" "Peki ailen nerede?" Diyerek konuyu değiştirmek istedi. "Onlar Erzurum'da." "Yani tek yaşıyorsun." "Evet." "Anladım." Diyerek zoraki bir şekilde gülümsedi. "Pastan çok güzel olmuş ne var bunun içinde?" "Özel tarifim asla söylemem." Dediğinde Alpaslan'ı öksürdüğünü gördü. "İyi misin?" "İyiyim." Diyerek su içmek için ayağa k…