intro 'Şehir Efsanesi'
Yazar: Emrah

Kapının nerede olduğu bile belli olmayan bir yapı. İradeyi sıfıra indirmek için yapılmış. Ses geçirmeyen bir düzenek. Tek bir pencere , tek bir kaçış noktası yok. Bir yatak bir tuvalet. Sebastian bir anda uyandı. Nerede olduğunu bile bilmiyordu. Son hatırladığı şey , Mirza ile beraber yakalandığıydı. Hafızasında son bilgi buydu. Neredeydi ? Mirza neredeydi ? Onu buraya koyan insanlar , ondan ne istiyorlardı. Daha önce gördüğü hiç bir mahkum hücresine benzemeyen yapıyı dikkatlice izledi. Ceplerini kontrol etti. Her şeyini almışlardı. İlk seslenenin kaybedeceğini çok iyi bildiği için susuyordu. Sabırla bekliyordu. Hiç bir şekilde ışıklar sönmüyordu. Yemek saati dendiği anda sadece yemek verilmek üzere bir yer açıldı. Plastik bir bardağın içinde , bir çorba ve bir ekmek. Her gün sadece bu veriliyordu. İradeli durmak zordu. Ama Alfa Star timleri bu yüzden yetiştirilmişti. Düşmanın eline geçse bile konuşmamak üzerine eğitim almışlardı. Sebastian yattığı sırada duman bulutu bir sıvı odayı kaplamaya başladı. Sebastian biraz mücadele etse bile bayıldı. İki saat sonra. Mirza ve Sebastian aynı odanın içindeydi. Ayakları ve elleri zincirlenmiş bir şekilde duruyorlardı. Önce birbirlerine baktılar , sonrada etraflarına. İkisinden başka kimse yoktu odada. Sebastian Mirza'ya baktı ve ''Nasılsın ? İyi misin ?'' diye sordu. Mirza oralı bile olmadan bulundukları yeri inceliyordu. ''Mirza sana söylüyorum beni duyuyor musun ?'' Mirza Sebastian yokmuş gibi etrafı incelemeye devam ediyordu. ''Mirza'' diye bağırdı sonunda Sebastian. Mirza Sebastian'a doğru baktı. ''Ne var, ne bağırıyorsun ?'' ''İki saattir sana sesleniyorum ? İyi misin ?'' ''İyiyim. Sen nasılsın ? '' '' Mirza , bizi öldürmediklerine göre pazarlık yapacaklar. Anlamadan hiç bir şeye söz vermeyelim'' ''Ben sen miyim her kafa topuna çıkan ?, Her hıyarım var diyene tuzu kapıp koşan'' Kapı açıldı. İçeriye bir binbaşı ve askerleri girdi. Binbaşı Sebastian ve Mirza'nın etrafında dönüyordu. Sebastian ve Mirza ise sandalyelere oturmuşlar ve önlerine doğru bakıyorlardı. Binbaşıyı takmayan bir vaziyette. Binbaşı söze girdi. ''Şanı San Sebastian ve Yenilmez Kral Mirza. Sonunda kaybettiniz. Siz kendinizi dokunulmaz sanıyorsunuz değil mi ? Kendinizi Devletten daha üstün görüyorsunuz değil mi? Bu devletin verdiği yetkileri , kendi çıkarlarınız için kullanan vatan hainleri. '' Sebastian Binbaşıya doğru baktı. '' Sen ne anlatıyorsun binbaşı ! ! ! Devlet biziz. Haddini bil. Binbaşı bizi sorgulayamaz.'' Binbaşı güldü. ''Şanı San Sebastian , ne bekliyorsunuz paşa mı gelsin ?'' ''Bizler Alfa Star askeriyiz ! Bizi sadece yüce divan yargılar, ve sorgular. '' Mirza araya girdi. ''Binbaşı dikkat et, Sebastian sadece sikeceği kızlara bu şekilde bakar ve bu şekilde konuşur. Göster amcana pipini Şanı Sebastian'' ''Hiç kaybetmedin değil mi ? Mirza ? Ya şu kıza ne oldu ? Evlendi başkası ile'' Sebastian Mirza'ya doğru baktı. ''Sakin ol, seni kışkırtmasına izin verme.'' Mirza Binbaşıya doğru baktı. ''Güzel iş başardınız. Tadını çıkar. Küfür et. Söv. Ana bacı git. Döv.. Bu dünyanın böyle olmasının tek sebebi sensin de. Söylemek istediğin her şeyi , yapmak istediğin her şeyi şimdi yap. Ellerim ve kollarım bağlıyken. Fazla zamanın yok. Şu anda durumun ciddiyetini anlamıyorsun. Ama sana söz veriyorum. Mahkeme solonunda bir dakika bile geçirmeyeceğim. Şimdi sana olacakları anlatayım bu şekilde kendini hazırlamış olursun, birazdan kapı açılacak ve dışarı çağrılacaksın.. Kapıda senden rütbece üstün bir adam göreceksin. Önce senin yaptığın tüm işler için sana iltifatlarda bulunacak. Götünü filan okşayacak. Helal olsun diyeceksin. Adamsın diyecek.. Elini sıkacak. Ödül ve terfi alacaksın. En büyük asker bizim asker diye seni havaya atacaklar.. Sonra serbest bırakıldığımızı söyleyecekler.. Hayal kırıklığına uğrayacaksın. İsyan edeceksin. Götün başın ayrı oynayarak isyan edip yakanı paçanı dağıtacaksın. İstifa etmek ile bile tehdit edeceksin. Ama sonunda serbest kalacağız. Mahkum olma sebebimiz öldürmek.. Serbest kalma sebebi…