intro - Amerika Part 1
Yazar: Emrah

2 Ay Önce Amerika Salaş görüntüsüne aldırmadan iş yerinde çalışmaya devam ediyordu. İşine öyle bir dalmıştı ki, telefonu çalınca, sanki arkasından birisi sırtına dokunmuş gibi sıçradı. Telefonunun ekranına baktı. Arayan en yakın arkadaşı ''Addison'' dan başkası değildi. Telefonu açmak istemiyordu. Zor konsantre olmuştu ve arkadaşı kim bilir neler söyleyerek kafasını karıştıracaktı. Telefonu önce sessize aldı. Israr ile aramaya devam ediyordu Addison. Sonunda ısrarla aramasına dayanamadı ve telefonu açtı. Addison'un sesi soluk soluğa geliyordu. ''Hala spor salonunda mısın? Bir hafta önce üyeliğinin bittiğini sanıyordum Addison'' dediğin de, Addison kahkaha attı. Askılı ve dar bir body ve altında tüm vücut hatlarının kıvrımlarını belli eden bir tayt ile Koşu bandında koşmayı sürdürüyordu. ''Aslında bitti'' dedi Sürtük bir ses tonu ile. ''Buradaki kaslı erkekleri görmeyi özlediğim için devam ediyorum, bir ara işten fırsat bulursan sende denemelisin'' Masasından gülümsedi. ''Tatlım, senin gibi nafaka yemiyorum ben. Biliyorsun çalışmak zorundayım'' Addison dört yıl önce ülkenin en ünlü avukatlarından biriyle evlenmiş, kocasını, erkek müvekkili ile yatakta bastıktan sonra yüklü bir tazminat ile boşanmaya zorlamıştı. Şu anda tüm yaptığı iş, eski kocasının servetini düşünmeden yemekten başka bir şey değildi. ''Bu akşamki partiye gidiyor muyuz? Barry ile konuştum seninki de orada olacak'' ''Gitmiyoruz dersem beni zorla götürmeyecek misin ?'' ''Götüreceğim tatlım. Akşam partide görüşürüz. Bir yakışıklı beni kesiyor, belki partiye onunla gelirim, kapatıyorum tatlım'' diyerek telefonu kapattı. Destiny sağ elini alnına koydu. Parmakları ile alnına masaj yapıyordu. Sonra altın bilekliğini gördü. Bunu ona erkek arkadaşı almıştı. Bir kaç haftadır araları bozuktu. Üç yıldır beraberlerdi. Evlenmeyi düşünüyorlardı artık, anlamsız bir şekilde araları bozulmuş ve araya soğukluk girmişti. Son günlerde telefonla bile konuşmaz olmuşlardı. Aralarındaki iletişim bitme noktasına gelmişti. Destiny, erkek arkadaşının bu kadar değişmesine bir anlam veremiyordu. Belki de bir başkası vardı. İş yerindeki son molasını vermişti, Aydınlık gökyüzüne bakarak sigarasını yaktı ve dumanını gökyüzüne doğru üfledi. Aydınlık gökyüzü bir anda kara bulutların etkisi altına girdi. Bu yağmurun habercisiydi. Bu durumdan pek hoşnut değildi, En yakın arkadaşının zoruyla gidiyor gibi gözükse de, haberini alır almaz bu partiyi bekliyordu. Arasının bozuk olduğu erkek arkadaşı ile barışması için bir umuttu bu parti. İş yerinden çıktığı sırada, Sokak lambaları sözleşmişçesine peşi sıra yanmaya başladı. Taksi çevirmek isterken yağmurun ilk damlasını hissetti suratında. O sırada taksi önünde durdu ve bindi. Evinin yolunu söylerken, taksici onu dikiz aynasından süzdü. Göz göze geldiler bir anda. Trafik de bir gariplik vardı. Son derece ağır ilerliyordu. Amerikan Ulusal Ligi playoff mücadelesini veren bir radyo dinliyordu taksici. Bir anda yayın kesildi. Taksici kendi kendine homurdanırken bir yandan da radyo ile uğraşıyordu. O sırada haberler girdi. ''Herkes evlerine gitsin, Lütfen evinizden çıkmayın'' diye anons geçiyordu radyo kanalı. Hiç bir anlam veremedi. Anlam verse de umursamadı, Ölse de o partiye gitmek zorundaydı. Eve geldi ve kapıyı kapattı. Önce duş aldı. Sonra ise günlerdir düşündüğü kıyafeti giydi. Alkollü olacağı için, alkol almayan arkadaşı araba ile onu alacaktı. Ama gecikmişti. Evin içinde dört dönüyor ve saatine bakıyordu. Bir kaç defa telefon ile aradı fakat arkadaşı açmadı. Sonunda sabrı bitmiş ve taksi durağını aramıştı. Taksi geldi. Partinin verileceği yere gitti. Herkes gelmiş gözüküyordu. Onu ektiği için, arkadaşına kızdı. Parti evinin içine girdi. Arkadaşlarını arıyordu gözü. Arkadaş grubunun en şapşal erkeği buna doğru el sallıyordu. Aptalca bol bir gömlek giymişti. Kendini kaslı göstermeye çalışan cılız bir erkek modeliydi Jason. Arkadaşlarının yanına gittiğin de, Gage de oradaydı. Gage 'ye doğru yürüdü. Gage, karşısındaki sarışın ve büyük göğüslü bir kadın…