Zombilerin Dünyası İnsula

3. Bölüm Şair V/S Ölüm Meleği

Yazar:

Zombilerin Dünyası İnsula - Emrah kitap kapağı
Zombilerin Dünyası İnsula kitap kapağı

Suçlular cezalarını Adrenalin Mortem Askeri cezaevinde tek kişilik hücrelerde çekmelerine karar verilmişti. Mahkemeden hemen sonra sevkleri yapıldı. Adrenalin ceza evine gelen beş asker önce sağlık muayenesinden geçirildiler. Genç yaşlarına rağmen başarılarla dolu geçmişleri onları hapishaneden kurtarmaya yetmemişti. Rütbeleri sökülmüştü askeri kamuflajlarından. Hapishane kuralları bir bir anlatıldı. Burada hiçbir askerin başka askerlere rütbeleri hitap etmemesini, asker selamı verilmemesi konusunda uyarıldılar. Hapishane müdürü onlara iyi davranıyordu. Öncelikle tecrit altına alındı Ölüm Meleği. İki buçuk metre uzunluğunda, kırk beş santim eninde ve zemin ile tavanın yüksekliği bir metre olan bir hücreye kondu. Güneş ışığına hasret kalacak ve tuvalet ihtiyacını da ufak bir bölmede halledecekti. Bu cezayı biliyordu. Daha önce de böyle bir ceza ile karşı karşıya kalmıştı. O zamanlar askeri bir öğrenciydi ve diğer öğrenci arkadaşlarına rüştünü ispatlamak için dayanmıştı. O tecrit cezası yaklaşık iki gündü. Ama burada ne kadar süre kalacağını bilmiyordu. Karşı koymadı, neden diye sormadı, daha önce yaptığı hizmetler nedeni ile özel bir muamele beklemedi. Tecritte girdiğinde sert zemine uzandı. Daha önce böyle bir tecrit cezası ile karşı karşıya kalmış Mirza Kral'ı düşündü. Sonra da arkadaşlarını, mutlu olduğu anları. Zihnini buradan ne kadar uzağa götürürse akıl sağlığını koruyabilirdi. Eğitim aldığı sistemin hapishanesinde ceza çekecek olması kaderin bir cilvesiydi. Düşman topraklarında hapse atıldığında ne tür bir muamele ile karşı kalacağı konusunda bilgisi vardı, fakat onu eğiten sistem, ona şah damarı kadar yakındı ve onu nasıl deli edeceğini biliyordu. Sistem kendisine yapılan ihaneti asla affetmezdi. Verdiği görev yerine getirilmez ise, ibreti alem olsun diye, görevi yerine getirmeyi ret eden Adrenalin timleri arasında sevilen bir komutan bile olsa ceza kesilirdi. Burası askerlerin ölmeden önce girdikleri kabirdi. Adrenalin ve Alfa Star askerlerini eğitmek için kullanılan Kovan adındaki simülasyonda üstün başarı yakalamıştı. Fakat oraya giren bazı arkadaşları girdikleri gibi çıkamamışlar ve Vietnam sendromu gibi psikolojik hastalıklara yakalanmışlardı. Buna en yakından şahit olduğu arkadaşı Mirza dahildi. Kendini kovan simülasyonuna kapatmış ve tüm mertebeleri geçmeye çalışmış ve başarılı olmuştu. Fakat ondan geriye çok bir şey kalmadığını iyi biliyordu. Çok az insan gibi hissettiğini bizzat Mirza'dan duymuştu. Tecrit edildiği hücrede güzel şeyler hayal ediyordu. Önce zaman kavramını sileceklerdi. Günde beş defa yemek verecekler, ertesi gün iki kere, sonra üç, sonra altı, ilk yapacakları şey zaman kavramını sileceklerdi zihninden. Her gün aynı şarkıları ona defalarca dinleteceklerdi. Bununla baş etmesi zor gözüküyordu çünkü bu işkencelere ona insan değil, Şairin geliştirdiği yapay zeka tarafından edilecekti. Vücudunda salgılanan hormonların değerlerine göre işkence yöntemleri de değişecekti. En büyük dileği ona sadakatle bağlı adamlarının aynı yönteme maruz kalmamalarıydı. Bu işin tüm sorumluluğu ondaydı ve bir başkasının onun yüzünden acı çekmesini istemezdi. Zaten işlemedikleri suç yüzünden ceza almışlardı. Bu ona çok ağır geliyordu. Sonuçta tüm sorumluluk ondaydı. Yalnızca kendi ceza almalıydı fakat Adrenalin Timleri kanununa göre ortada bir itaatsizlik söz konusu ise herkes ceza alırdı. Adrenalin ceza evinde sadece askerleri suçtan hüküm giymiş askerler kalırdı. Kamuoyu ile paylaşılmasa bile idam cezasına bile çarptırılan askerler daha önce olmuştu. Ölüm Meleği'nin ölüm kalım savaşı başlamış oldu. Tecritte girdiği andan itibaren akıl sağlığını korumak için bir sürü şey yapmaya çalışıyordu. Özellikle gece mi gündüz mü kaç saat geçmiştir gibi düşünceleri kafasının hiçbir yerine getirmiyordu. Eski anılarını düşünmeye ve onları tekrar tekrar yaşamaya çalışıyordu. Bir gün sevdiklerinin yüzleri aklına gelmediğini fark etti. Sansar'ın suratı, ses tonu, konuşması sanki hafızasında yoktu. Sonra diğer arkadaşlarının yüzleri de…

Bölümün tamamını WritePad'de oku