Zincirlerin Dansı

Bölüm 1 : Zincir ⛓️‍💥

Yazar:

Zincirlerin Dansı - İpek🩷 kitap kapağı
Zincirlerin Dansı kitap kapağı

Saat 03.17. Yine. Uyanmıyorum aslında. Geri atılıyorum. Rüyadan sanki biri ensemden tutup beni yatağa fırlatıyor. Nefesim kesik, tişörtüm sırtıma yapışmış. Kuzguncuk'taki evin tavanı aynı çatlakla bana bakıyor. On yıldır bu çatlağı sayıyorum, uyumadan önce de uyandıktan sonra da. Ben Kuzgun Arhan. Yirmi yedi yaşındayım. İnsanlar adım geçtiğinde tahtaya vuruyor. Annem bile bana sarılırken önce dua okuyor. Lanetli olduğumu söylüyorlar. Lanet değil bu. Ezber. Aynı rüya. Her gece. Soğuk mermer. Ayaklarım çıplak, taş buz gibi. Yere savrulmuş bir deste iskambil. Elli iki kart. Hepsi açık. Maça as, sinek yedili, karo papaz... Ortada kupa kızı. Yüzü yok. Boş bir oval. Kartın kenarları sanki birisi tarafından tırnakla kazınmış. Sonra bileğime dolanıyor. O yılan. Siyah değil, yeşil değil. İkisinin arası bir renk, yağmurda ıslanmış zeytin yaprağı gibi. Gözleri kehribar. Isırmıyor. Sadece sıkıyor. Nabzımı sayıyor. Her sıkışında kalbim bir atım geriden geliyor. Ve o kız. Hep sırtı dönük. Saçları kestane, ensesi açık, boynu ince. Omuzları titriyor mu, üşüyor mu bilmiyorum. On yıldır ona sesleniyorum. Dönmüyor. Dönse yüzünü göreceğim diye ödüm kopuyor. Görmesem de ödüm kopuyor. On yedi yaşımda başladı. Babamla kardeşimi kaybettiğimiz yangından üç ay sonra. O günden beri gecelerim 03.17'de bitiyor. Kalkıyorum. Mutfağa yalınayak yürüyorum. Pencereyi açıyorum, Boğaz'ın ayazı yüzüme vuruyor. Aynaya bakmıyorum. Banyodaki aynayı üç yıl önce söktüm. Kendi yüzümü görmek, rüyadaki boş kartı hatırlatıyor çünkü. Cezveyi ocağa koyuyorum. Kahveyi şekersiz, telvesiyle içiyorum. Acısı dilimi uyuşturuyor. Bu evde ses yok. Saatlerin tiktakları var sadece. Ben saat tamir etmem, saat dinlerim. İnsanlardan daha dürüstler. Ne ileri giderler ne geri, sadece yorulurlar. Telefon titriyor. Selim Usta. "Kuzgun, oğlum uyuyor muydun?" "Uyumuyordum." Biliyor. Herkes biliyor. Geceleri uyumadığımı, gündüzleri de uyumadığımı. "Moda'da bir iş var. Acar Köşkü. Dede öldü, torunlar satıyor. İçeride eski iskambiller varmış, bir de yılan motifli bir bilezik. Sen anlarsın." Acar. O soyadı duyunca cezve elimde bir an fazla ısınıyor. Annem bu soyadını hiç tam söylemezdi. "O aile" derdi. "Onlara yaklaşma" derdi. Çocukken nedenini sorduğumda, rahmetli babaannem fısıldardı: "1923'te, Cumhuriyet'in ilk kışında, senin büyük deden Halis Arhan ile Vehbi Acar ortaktı. Beyoğlu'nda bir kumar masası. Bir yılan bilezik, bir borç, bir ihanet. Masada biri öldü. Halis yemin etti, yarım kaldı. O yemin bizim boynumuza zincir oldu." Ben masal sanmıştım. Sonra rüyalar başladı. "Gidecek misin?" dedi Selim Usta. Gitmemem lazım. On yıldır o soyadından kaçıyorum. Ama rüyamdaki kartların sırtındaki desenin tarifini o telefonda duydum. "Yeşil zemin, siyah yılan, kuyruğunu ısırıyor." Ouroboros. Dedemin defterinde çizimi vardı. "Adresi at," dedim. Acar Köşkü öğleden sonra bile karanlıktı. Sarmaşıklar camları yemiş, bahçedeki limon ağacı eğilmiş. Kapıyı bir görevli açtı. İçerisi naftalin ve eski kağıt kokuyordu. "Kimse yok mu?" diye sordum. "Torunu sabah geldi, bir kutu aldı gitti. Akşama tekrar gelecekmiş," dedi adam. "Siz bakın." İyi. Kimseyle konuşmak istemiyordum. Salonun ortasında, kadife örtülü bir sehpa. Üzerinde cam bir kutu. İçinde bir deste. Ellerim cebimde, yaklaştım. On yıldır rüyamda gördüğüm şeydi. Kartların sırtı elde boyamaydı. Zümrüt yeşili. Üzerinde o yılan. Kendi kuyruğunu ısıran. Kutuyu açmadım. Camın üzerinden baktım. Kalbim kaburgamı dövecekti. Görevli "İlgini çekti mi?" dedi. "Kimindi?" dedim. Sesim kendi kulağıma yabancı geldi. "Vehbi Bey'in. Fal bakarmış. Her gece aynı dizilimi yaparmış. Ortaya kupa kızını koyarmış. Yüzü kazınmış bir kartmış. 'Zincir tamamlanmadı' dermiş." Dizlerimin bağı çözüldü. Sandalyeye tutundum. Benim rüyamda da hep ortada o boş kupa kızı var. Benim on yıldır cebimde taşıdığım kart da o. Babamın yangından kurtulan çalışma masasından, on yedi yaşımda çalmıştım. Nedenini bilmeden. Yüzü kazınmış bir kupa kızı. Cam kutunun yanında küçük bir kadife kutu daha vardı.…

Bölümün tamamını WritePad'de oku