Zihnimdeki Karanlık Oda

2. Bölüm Hayatta Kal

Yazar:

Zihnimdeki Karanlık Oda – Rüya Yıldız kitap kapağı
Zihnimdeki Karanlık Oda – Rüya Yıldız kitap kapağı

Hemen sağ tarafımda nefes nefese kalan kızla gözlerimiz kesişti, gözleri kocaman açılmıştı. Tombul yanaklarından yaşlar usulca süzülüyordu, göğüs kafesi yerinden çıkacak gibiydi adeta. Kim onun yerinde olsa aynısını yaşayabilirdi, belki daha kötüsünü… Adamlar eve girmişti, koşar adımlarla evin her yerini arıyorlardı. Açıp kapanan dolap sesleri, yatak odasına yaklaşan adımlar kulağımda yankı yapıyordu. Nasıl olurda geri gelebilmişlerdi ki? Yalanıma inanmaları kısa sürmüş olamazdı diye düşündüm. Aniden gözüm içinde olduğumuz bazanın içini taramaya başladı, üst kısmın neden yırtıklarla dolu olduğunu anlamaya çalışıyordum. Rengi solmuş bir tahta yığını ve yerde duran iki adet çivi dikkatimi çekti. Aldığım havayı sessizce içime çektim, adım sesleri yaklaşıyordu, yaklaşıyordu, kalbim sakinleşmişti sanki. Artık delicesine çırpınmıyordu kafesin içerisinde. Yeniden içinde bulunduğum daracık bazayı inceledim, aslında haksızlık ediyordum; bu bazanın içi gayet güzeldi. Aslında içi parçalanmış olsa da hālā kullanışlıydı, işimi görüyordu. İçerisi yazlık kıyafetlerimle doluydu. ‘’Yatağın altında olabilirler mi?’’ dedi adamlardan biri. Nefes alamıyordum ancak kalbim artık endişeli değildi. Hızlı atmıyor, dizgin bir aslan misali uyuyor gibiydi. Yanımdaki kıza baktım, gözlerindeki çaresizlik korkuyla karışmış bir şekilde bekliyordu. Kazanacak mıydı kendisi de bilmiyordu. İki eli dudaklarını sarmıştı sıkıca, bu koca binayı çığlıklara boğmak istiyor gibi bakıyordu gözleri ancak elleri buna izin vermiyordu. Etrafıma bakındım yeniden ve yeniden. Geçen yaz aradığım tişörtümü bulamamıştım ve şu an göbeğimin altındaydı. ‘’Yatağın altında değiller, nereye gitti bunlar? Bıçağı hazır et.’’ Ne kadar da aptalmışım! Kafamı kullansaydım ve sabırla arasaydım tişörtümü bulabilirdim ve yeni bir tişörte para harcamazdım. Artık ellerim dudağımı sıkıca sarmış, gözlerim bazayı görmüyor, karanlığa bürünmüştü. Ufak bir nefesimin çıkardığı ses gözlerimizi tamamen kapanmasına ve bir daha açılmamasına sebebiyet verebilirdi. En sevdiğim kot pantolon! Geçen sene de bunu aramadığım delik kalmamıştı. Meğerse hepsi buradaymış, yanı başımda. Yanımdaki kız rahat ve gürültülü bir nefes vermişti. Kocaman açılmış gözlerle ona baktım. ‘’Gittiler, çıkalım nolursun gittiler.’’ Elleriyle bazayı yukarı kaldırmaya çalışıyordu ancak gücü yetmemişti. Belki de korkunun verdiği bir zayıflıktı. Ona yardım ederek bazayı var gücümüzle kaldırdık ve terler içinde oradan çıktık. Evin tüm ışıkları sönmüştü, ya da söndürülmüştü. Önümü göremesem de ışık yakmak için düğmenin yerini biliyordum. Öksürüp duruyordum, boğazımda geçmek bilmeyen bir kaşıntı vardı. Nefes nefese kalmanın etkisi de olabilirdi. Işığı yaktım ve bedenim kendini yere hışımla fırlattı. Kız şaşkın ve ürkmüş vaziyette bana bakıyordu. ‘’Elin, kanıyor.’’ dedi titrek sesiyle. Avuç içlerimden damla damla yere düşen kanamaya baktım. Omuz silktim. ‘’Elini ısırıyordun, kanaması normal neden şaşırıyorsam!’’ dedi gözleri delicesine etrafı tarayarak. Avuçlarıma baktım, neden ısırdığımı bilmiyordum ancak önemsizdi. Kız yanıma adımladı ve ayağa kalkmam için elini uzattı. ‘’Ben Selin.’’ dedi kısaca. Gözleri halen etrafı didik didik ediyordu. ‘’Elis’’ dedim net şekilde. ‘’Güzel isim.’’ Titrek sesi yine kendini göstermişti. Başımı salladım. ‘’Sana çay yapacaktım. Otur geliyorum. dedim ve mutfağa koşar adımlarla ilerledim. Arkamda bir çığlık daha işittim ancak umursamadım. Ketıla suyu doldurdum ve kaynaması için düğmesine bastım. Kahkaha atıyordum, ağzım kulaklarıma varmıştı adeta. Yüksek bir kahkaha çıktı ağzımdan, tüm evi doldurdu bütün kahkahalarım evde gezindi ve tekrar bana ulaştı. Bardak çıkardım üst dolaptan ancak kahkahamı durduramıyordum. Selin mutfağa endişeli bir şekilde yarım yamalak yürüyerek geldi ve yere düştüğünü yeni fark ettiğim fincanı aldı. ‘’Şhh!’’ Avucunu ağzıma sıkıca bastırdı. Apartmandan adım sesleri yaklaşıyordu ve tereddüt etmeden çekmeceden mavi bıçağı aldım. En iyi kesen bıçağımdı. Ellerim titriyordu ancak korkunun hiç…

Bölümün tamamını WritePad'de oku