Zihinde Kaybolan Bedenler

3 • Acı ve İlhamlar

Yazar:

Zihinde Kaybolan Bedenler - Lea kitap kapağı
Zihinde Kaybolan Bedenler kitap kapağı

Aralık ayının ilk günlerinde zemine düşmekte olan ilk kar tanelerinin oluşturduğu hoş görüntü hoşuna gidiyor genç kadının. Göz kapaklarını yavaşça kapatıyor, açıyor; bu süreci birkaç kere tekrar ediyor belki de olayı tamamen algılamak için. Mavi irislerinin gördüğü şeyle birlikte dudaklarının kenarında oluşuveriyor bir gülümseme, zihninin derinliklerine bir şeyleri bahşediyor olmanın verdiği mutluluk onu heyecanlandırıyor. Kar yağıyor. Aniden bir düşünce sarıveriyor zihnini. Bir şeyler değişiyor. Elinde tuttuğu kalem yavaşça kayıp aşağı düşüyor, farkında olmuyor. Bedenini bir titreme alırken başlıyor düşüncesinin eyleme geçiş hali. Gözlerini kapatıyor, açıyor. Gördüğü ilk şey, masanın üzerinde durmakta olan makas oluyor. Koyulaşan irislerinin ve zihnindeki ilginç hareketlerin ısrarı üzerine o makası eline alıyor yavaşça. Dudaklarındaki gülümseme solmuyor, aksine genişliyor. Ve makasın soğukluğu, gözlerinin önünde olan sağ kolunun beyaz teniyle buluşuyor. Gözlerini dahi kırpmadan makası tenine batırıyor ardı ardına. Öyle sert batırıyor ki duyduğu acı onu bir kez daha gülümsetmeyi başarıyor. Kahkaha atıyor. Acıyı derinden hissediyor. Hissetmek, onu büyülüyor. Sanki daha öncesinden bu tür bir acı hissetmemiş. Hayır, bu acı onun hayatı. Onu tanımlıyor, geçmişini hatırlatıyor; babasının tacizlerini, çocukluğunu geçirdiği birçok farklı aileyle birlikte olmak zorunda bırakıldığı kişiyi , davranmak zorunda olduğu iyi kız hallerini hatırlıyor bir anda. Makas darbelerinin kolunda açtığı çiziklerden sızan kana bakan mavi irisleri büyüyor, büyüyor ve zihnindeki hatıraları tetikliyor. Gerçek babasının, küçücük bir kız çocuğunun bedeninde bıraktığı izler sanki ilk kez o an belirginleşiyor. Savunmasız bedeninin her bir zorlama darbede kendini savunmak için oluşturmak zorunda kaldığı kalın deriden oluşan kalkan devreye giriyor fakat Aurelia bu kalkanı aşıyor. Yıllar önce beyaz teninde oluşmuş olan morluklar, yara ve sigara izlerinin üzerine batırıyor makasın sivri ucunu. Her bir darbe hoşuna gidiyor. Seviyor bu hissi. Kendi kanının bedeninden dışarı akışını ve geride bıraktığı izlerle beraber anıları tetikleyişini, zihnindeki çatışmayı ve tattığı tüm zevkleri... Zayıf bedeni bu darbelere dayanamayıp koltuğun üzerine yığılırken zihninin içerisindeki karanlığa teslim ediyor kendini. Zihninde oluşan birçok fikir ve ilhamlar peşini bırakmıyor bu kez... • • • Çalıştığı şirketten ayrılıp evine dönen Norveç asıllı genç adam Lachlan, sevgilisiyle birlikte yaşadığı büyük evin kapısını açıyor elindeki anahtarla. Genç adamın uzun boyuna uygun yapılmış iki metre boyundaki kapıdan içeri giriyor ve ardından kapıyı kapatıyor. Anahtarlığı ile beraber üzerindeki kabanı, kapının yanındaki dolaba asıyor. Evin içerisinde adımlarken bir yandan da geçtiği odaları kontrol ediyor sevgilisini bulmak amacıyla. Çünkü çoğu zaman Leah, Lachlan’ın eve geldiğini fark etmez veya fark etse bile onu kapıda karşılamaz. Yoğun bir günün ardından sevgilisiyle buluşup ona öpücük vermeyi düşünen her zaman Lachlan’dır. “Leah?” diye sesleniyor, geçtiği oturma odası ile yatak odasından sonra. Koridorun tam karşısındaki çalışma odasına doğru ilerliyor adımları. Leah muhtemelen çalışma odasında bir şeyler yazmaya çalışırken uyuyakalmış olmalı , diye düşünüyor. Parmakları gri kapının kolunu kavrıyor ve aşağı indirerek kapıyı açıyor. Kapının neden kapalı olduğunu düşünmesine fırsat kalmadan genç adamın yeşil gözleri, karşısındaki manzarayı görüyor. “Leah!” diye sesleniyor bu kez, tek kişilik koltukta uzanan baygın bedene doğru koşar adımlarla. Ardından genç adamın gözleri, sevgilisinin kanlı bileğine takılıyor. Gözbebeklerinin büyümesiyle beraber koltuğun etrafındaki ve Leah’nın bedenini çevreleyen kan damlalarını fark ediyor. Ve olayı idrak ediyor. “Ah, siktir. Hayır, hayır, yine olmaz. Tanrım, Leah, lanet olsun!” Mırıldanmaları ve Leah’nın yüzünü elleri arasına alıp onu uyandırmaya çalışmaları hiçbir işe yaramıyor. Birkaç saniye sonra ise Lachlan siyah takım elbiseninin cebinden telefo…

Bölümün tamamını WritePad'de oku