Zihinde Kaybolan Bedenler

20 • Mat | Final

Yazar:

Zihinde Kaybolan Bedenler - Lea kitap kapağı
Zihinde Kaybolan Bedenler kitap kapağı

Bir yazar olmak, kafanızın içinde dönen şeyleri yazıya aktarma dürtüsüyle başlar ve bu şekilde devam eder. Zihniniz hiç durmadan bir şeyler üretir, yazma isteğinizi körükler ve sizi dürter. Böylece bir şeyler yazarak kendi cümlelerinizden oluşan ve tamamen sizin tarafınızdan yaratılmış olan bir eser çıkar ortaya. Bir ressam, bir şair veya bir müzisyen olmak da böyledir; sanatın her dalında eserler ortaya koyan herkes birer sanatçıdır. Leah Aurelia Grayson da bu sanatçılardan biri, bir yazar. Genç kadın, akışını durduramadığı zihninde birikenleri yazıya aktararak bir roman yazarına dönüştüğünden beri kendisini yazmak için tamamen güdülenmiş hissediyor ilk kez. Hiçbir tereddüdü olmadan, tamamen zihninin akışına uyarak yazıyor. İlhamını kaybetmiş bir yazar olmaktan çıkmış, fazla ilhamlı olarak saatlerdir oturduğu yerde, parmakları klavye üzerinde hızla gidip gelirken belki de binlerce cümle kuruyor artık dolup taşan dosyanın sayfalarında. Yanında kahve bardağı veya karşısında kar manzarası yok. Sadece yazıyor, son günüymüş gibi yazıyor; hiç durmadan, dinlenmeden ve gözünü bir an bile ayırmadan... Lachlan’ı gönderip yazmaya başladığından beri zihninde bir boşluk hissediyor. Aurelia ve Lilith ortamı ona bırakıp kaçmış gibi görünüyor ama hayır, onu izlediklerini biliyor. Herhangi bir ses çıkarmamaları veya kaosa neden olmamaları, orada olmadıklarını göstermiyor. Oradalar; genç kadının aldığı her nefesi, yaptığı her hareketi, attığı her adımı izliyorlar. Bugün, her şeyin biteceği bir gün. Her şeye bir son vereceği, romanına son noktayı koyduğu gibi zihnine de kilit vuracağı bir gün. Bu yüzden zihninin akışına izin veriyor. Genç kadının gözleri bir an ayrılıyor karşısındaki ekrandan, masanın üzerine bırakmış olduğunu fark etmediği siyah kapaklı deftere bakıyor. Onun içerisindeki sırları bildiği için kendisini artık daha güçlü hissediyor, diğerlerinden daha güçlü. Onlardan bir üstünlüğü var artık, her şeyi biliyor. Neler yapabileceğini, neler yaptıklarını, karanlık sırlarını... Artık karanlığın içerisinde Leah, bundan kaçış yok. Gözlerini yeniden çeviriyor ekrana. Aradan saatler geçmesine rağmen Lachlan’ın henüz gelmemiş olması da genç kadının işine geliyor, Lachlan evdeyken planlarını işleme koyamaz. Yorulan parmaklarına son bir güç vererek son cümleleri yazmaya gayret gösteriyor. Bir tiyatro metninin son perdesi misali sıralıyor cümlelerini. Son cümleye geldiğinde duraksıyor, cümleyi bir türlü yazamıyor. Parmakları bir türlü hareket etmiyor klavyenin üzerinde. Buna hazır olmadığını hissediyor. Sona hiç hazır değil ama bunu yapmak zorunda... Bir romanın veya bir tiyatronun en can alıcı kısmı son sahnesidir. Bizi hüzne boğan da mutluluktan ağlatan da son sahnedir. Son sahne kalıcıdır, zihnimizde bir yer edinir ve sonsuza dek orada kalır. İşte o son sahne, genç kadının parmaklarında gizli şu an. Son cümle, genç kadının buz tutmuş parmak uçlarının değdiği klavye tuşlarıyla adeta bir sihir gibi oluşuyor. O son cümleyi genç kadın kendi sonunu hazırlarmış gibi özenle, yavaş yavaş ve dudaklarında oluşan gülümsemenin ahengiyle oluşturuyor. Cümlenin bir satır altına da büyük harflerle son kelimesini işliyor, kendi sonunu ilmek ilmek işliyormuş gibi. Siyah Kuğu’nun gösteri sonunda yere yığılıp kanlar içinde kalması misali, son cümle ve işlenen son kelimesi ile bir ahenk içerisinde gerçekleşiyor her şey. Romandaki karakter kendi hayatına bir son verirken genç kadın da Siyah Kuğu misali kanlar içinde yere yığılıyor. Onu uzaktan izleyen Lilith ve Aurelia ona engel olmuyor. Hayır demiyorlar. Bunu yapamazsın demiyorlar. Aksine Leah zihninde onlara bağırmaktan, onları durdurmaya çalışmaktan yorulduğu için buna nasıl son vermesi gerektiğini, bunun tek çare olduğunu çok iyi biliyor. Sanki bu sonu onlar da istiyor, buna izin veriyorlar... Bıçağın zemine düştüğü anda çıkardığı metal ses duyuluyor. Kahverengi parkeler, kanın kırmızılığı ile boyanıyor. Kırmızının içerisinde dans eden bu kez yabancı değil, genç kadının ta kendisi. Mat , diyor zihinde kaybo…

Bölümün tamamını WritePad'de oku