17 • Etki ve Kontrol
Yazar: Lea

Gece ve gündüz farkını anlayamayan iki yorgun beden birbirine sarılı bir hâlde uyuyakalıyor. Genç adam, sevgilisinin bedenini kucağına alıp onu yatağa taşıdığı için yatakta rahat bir şekilde uyuyorlar. Lachlan’ın güçlü kolları arasında kıvrılmış olan Leah, zaman kavramını yitiriyor ve her şeyi unutmaya çalışırken zihninden kaçıyor. Lachlan ise uçakta endişeden dolayı uyuyamadığı için uyku ihtiyacını ancak şimdi karşılayabiliyor, dağılmış takım elbisesi hâlâ üzerinde. Saatler birbirini kovalarken New York’taki güneş batıyor, yerini geceye bırakıyor ve böylece iki yorgun bedeni uyuyakalmanın verdiği huzurdan sıyırıyor. Lachlan duyduğu sesler ile gözlerini kırpıştırıp açıyor yavaşça. Kollarıyla sardığı beden yüzünden dar gelen gömleğinin terden üzerine yapıştığını hissediyor. Genç adam uykunun kollarından yavaşça sıyrılırken çoğu zaman olduğu gibi yanında bulamadığı bedeni arıyor karanlık odanın içerisinde. Bulamıyor . Kaşları havaya kalkarken gözlerini ovalıyor ve yataktan kalkıyor. Seslenmek istiyor ama kulağına ulaşan fısıltılar nedeniyle bu kez kaşlarını çatıyor. Sarsak adımlarla ilerliyor odanın çıkışına, ardından ise sesleri duyduğu odaya doğru. Hayır , diye bir ses duyuyor. Fısıltılar devam ederken Lachlan anlamlandıramıyor sesleri ancak bildiği tek şey, bu sesin Leah’ya ait olduğu... Yapamazsın , diye bir ciyaklama duyuyor bu kez; fısıltıdan farksız ve acı dolu. Genç adam sevgilisini korkutmamak için onu arkası dönük olarak bulduğu çalışma odasına parmak ucunda giriyor. Ona kiminle konuştuğunu ve bu fısıltıların ne olduğunu sormak istiyor, yapamıyor çünkü bunun ne olduğunu biliyor . Masasının önündeki koltuğa kıvrılmış olan genç kadın, titreyen elleriyle tuttuğu deftere bakarken anlamsız şeyler mırıldanmaya devam ediyor. Lachlan onun arkasında, kapının köşesinde durup onu izlerken ürperiyor zira karşısındaki sahne bir korku filminden fırlamış gibi görünüyor. Hani şu içine şeytan kaçan tiplerin korkunç ve başka dilde olan mırıldanmaları gibi. “Yapamazsın. Yapamazsın. Yapamazsın!” diye sayıklıyor genç kadın. Başını iki yana sallıyor ve olduğu yerde sallanmaya başlıyor. Lachlan’ın içi burkuluyor sevgilisini bir akıl hastası gibi sayıklarken ve zihnindeki seslerle konuşurken bulduğunda. Onu bu durumdan kurtarmak istiyor. Ona doğru birkaç adım atıyor usulca, onu korkutmak ve onun bu sayıklamalarından sonra dikkati üzerine çekip onun bir şey yapmasını engellemek istercesine. Kurumuş olan dudaklarını aralayıp bir şey söylemek istiyor, sevgilisine seslenmek ve onu bu durumdan kurtarmayı öyle çok istiyor ki... O an, Lachlan dudakları arasından bir ses çıkaramadan, korku filmleriyle yarışacak olan o ürpertici sahne gerçekleşiyor ve genç adamın ödünü patlatıyor. Leah’nın sayıklamaları aniden son buluyor. Genç kadın adeta içine bir şeytan girdiğini doğrularcasına mekanik hareketlerle başını çeviriyor. Bu hareketi sanki boynunu kıtlatıyormuş gibi ürpertici bir ses eşliğinde oluyor. Karanlık odaya vuran koridor ışığı, kendisine dönüp şeytani bir gülümseme sunan genç kadının yüzünü loş ışıkla aydınlatıyor ve Lachlan omurgasından başlayan bir ürperti hissediyor bedeninde. “Merhaba Lachlan. Sonunda tanışabildik .” Kadının ses tonu ve gülümsemesi hiç hoşuna gitmiyor genç adamın. Ona gergin bir gülümseme sunmak istese de yapamıyor. Karşısındaki kadının kim olduğunu sorguluyor zihninde. Leah bu kadar ürpertici değil ve böyle bir cümle kurmaz, Aurelia da onunla tanıştığı için bunu demesi mantıksız. Genç adam karşısındaki kimliği adlandırmaya çalışırken kaşlarını çatıyor. Kadın yüzündeki gülümsemeyi bozmadan bir robotmuş gibi ayağa kalkıyor, kapıda duran Lachlan’a doğru kendinden emin adımlar atıyor ve adamın tam karşısında duruyor. Ellerini adamın omzunda gezdiriyor, Lachlan’ın bu dokunuşlarla ürperdiğini hissedip daha da keyifleniyor. “Sen...” Genç adam kurumuş olan dudaklarını aralasa da bir cümle kurmakta zorlanıyor. Donakaldığını hissediyor. “Sen kimsin?” diye sorabiliyor zorlukla. Kadının ellerini omuzlarında, daha sonra yanaklarında ve…