15 • Pandora'nın Kutusu
Yazar: Lea

Bir rüyadan uyanır gibi açıyor gözlerini. Uykusunda neler yaptığını bilmiyor. Yine kime zarar verdi? Yoksa kendisine mi? Yattığı yerde doğruluyor. Kendisini evinde, yatak odasındaki yatağında bulmayı beklemediği için kaşlarını çatıyor. Odaya veya kendisine bir göz atmadan önce gözlerini kapatıp açıyor ve en son nerede olduğunu hatırlamaya çalışıyor. Eski evindeydi. Eski odasındaydı. Aurelia’nın odası... Topuklu ayakkabı sesleri duyduğunu hatırlıyor ama sonrası yok. Zaman kayıpları ... Yine ele geçirilmiş olmalı ama bu kez farklı biri olduğunu biliyor. Farklı biri? Aurelia’dan başka kimse olmadığını düşünmüştü. Odasına ve kendisine bir göz atma ihtiyacı hissediyor. Siyah, boğazlı kazak ve deri, siyah etek giydiğini görüyor. Siyah şeyler giymez genelde, buna şaşırıyor. Dolabında siyah renkte bir şey olması bile ona şaşırtıcı geliyor ancak kendisinin farkında olmadığı zamanlarda kontrolü ele alan iki kişiliği olduğunu düşününce her şey yerli yerine oturuyor. Farklı biri... Üçüncü kişilik... Kim bu? Kendisini sorgularken ve zihnini hatırlamaya zorlarken buluyor. Denemenin ve zorlamanın anlamı yok zira hatırlamıyor, hatırlayamıyor . Ayaklarını yataktan sarkıtırken bu konuda ne hissettiğini düşünmeye çalışıyor ama onu bile bilmiyor. Başkası tarafından -neredeyse şeytanın kendisi tarafından- ele geçirilmiş olan bedeni hakkında hiçbir şey hissetmiyor. Hissettiği tek şey, kendisinde değilken her ne yaptıysa bu yaptıklarının doğuracağı sonuçların pişmanlığı. Eğer birini öldürdüyse bundan kesinlikle pişman olduğunu biliyor sadece. Bunu hissediyor, başka hiçbir şey değil. Yatak odası her zamanki gibi duruyor, etrafta tek bir kan damlası da gözükmüyor. Lachlan’ın evde olmadığını biliyor, en azından bunu hissediyor; genç adamın Norveç gezisi henüz bitmemiş olmalı. Adımlarını evde başka biri varmış gibi yavaşça atıyor ancak kendisi dışında yaşayan iki kişinin evde değil de bedeninde yaşadığını bildiği için bu eyleminin nedensiz olduğunu da biliyor. Yine de onların aniden ortaya çıkma ihtimaline karşı temkinli davranmakta yarar olduğunu düşünüyor. Salondaki masaya yaklaştığında masadaki telefonu titriyor. Lachlan’ın aradığını düşünüp telefona heyecanla yaklaşıyor ancak gördüğü şey onu şaşırtıyor. Bir mesaj görüyor bildirim ekranında, sevgilisinden olmayan bir mesaj. Gönderen kişi ise kaşlarını kaldırmasına yola açıyor: Kendisi . Bir saat önce bilgisayarından gönderilen okunmamış mesajı bir kez daha hatırlatıyor telefon titreyerek. Okunmamış mesajların kendisini tekrar ettirmesi hiçbir zaman hoşuna gitmedi ama bu özelliği kapatmak için de fazla üşengeçti maalesef, şimdi bu özelliği kullanan birinin olduğunu görmek onu sinirlendiriyor. Önizlemeden okumak için dikkatini vermediği mesajı açıyor telefonunun kilidini açarak. Kaşları hâlâ çatık, mesajın kim tarafından gönderildiğini anlamaya çalışıyor. Aurelia mı yoksa diğeri mi? Diğerinin kim olduğunu bile bilmiyor. Gözlerini sımsıkı yumup birkaç saniye sonra tekrar açıyor ve uzun mesajı dikkatle okuyor. “ Bir avize almalısın hayatım, buralar fazlasıyla karanlık. Hissediyor musun? Kontrolün sende olmadığını? Kontrolde olan kim? O mu, sen mi, ben mi? Ah, bu konuda avize seni aydınlatmayabilir. Başka bir şeye ihtiyacın var. Ya da biri, senin hakkında birçok şeyi bilen biri. Siyah bir defteri olan biri mi demeliyim? Not: Onun sırrını bildiğini düşünüyorum ama muhtemelen sen bilmediğini düşünüyorsun. Zihnini yokla, bir şeyler bulacaksın. ” Mesajın sonunda mesajın kimden olduğuna dair bir işaret bekleyerek sayfayı kaydırıp aşağı bakıyor ama hiçbir şey bulamıyor. Aurelia’nın A’sı yok, o zaman o değildir , diye düşünüyor. Yabancı ... Hiç düşünmeden mesajı siliyor. Mesajın kendi maili yoluyla bilgisayarından gönderildiğini biliyor, bilgisayarı ile telefonu bağlantılı. Bilgisayarı kurcalamayı aklından geçirse bile yapmıyor. Telefonu bırakıp hızlıca üzerini değiştiriyor. Yapacak bir işi var ve nereye gideceğini biliyor. • • • Gecenin karanlığına saklanmak, bir yere gizlice girmenin en iyi yolu. Genç kadın ü…