Giriş
Yazar: karaca

Herkese merhabalarrr 🩷 Nasılsınız iyi misiniz?. Yeni kurgum Zifir:Ay tozu giriş bölümü eğer okuduysanız haberiniz olsun düzenliyorum hala bölümleri . Giriş bölümü bir tık içime sinmesede bence diğer bölümler güzel gidiyor. Umarım beğenirsiniz yorum yapmayı ve oy vermeyi lütfen unutmayın.🩷 Şarkılar Emir can iğrek - Can dostum. Alenya Miranova Babama ait olan AVM'ye gelmiştim. Ancak daha içeri adımımı atar atmaz dikkatimi çeken bir şey olmuştu: Etrafta bizden olmayan bir sürü koruma vardı. Boyunlarında, Radan Monozora'ya ait olduğunu bildiğim bir simgenin dövmesi bulunuyordu. Radan... Senelerdir bana takıntılı olan bir örgüt lideriydi. Aynı babam ve diğerleri gibi. Rusya'dan buraya geldiğimden beri beni bir an bile gözünün önünden ayırmamış, gelir gelmez adamlarını peşime takmıştı. Hızla telefonumu çıkarıp Radan'ı aradım. Kimse beni böyle takip edip rahatsız edemezdi. Sanki aramamı bekliyormuş gibi telefonu daha ilk çalışta açmıştı. Hiç beklemeden, sinirle bağırdım: “Выведите своих людей. Это не просьба, это приказ.” (Adamlarını geri çek. Bu bir rica değil, emir.) Rusça bağırışımın ardından telefonun diğer ucundan Radan'ın sesli kahkahası yükseldi. “Küçük aptal tavşanım. Rusça konuşmaya devam edersen benim olduğunu daha da belli edersin. Adamlarıma emir verecek cesarette tek kişinin sen olduğunu biliyorsun, değil mi?” Küstah tavrına karşılık ben de güldüm. “Sadece adamlarına mı?” Yine o kendinden emin, küstah gülüşünü duydum. “Ah, küçük şeytanım... Senin kelime oyunlarını da seni de çok seviyorum.” Sinir oluyordum. Bu kadar kolay bir şekilde bana seni seviyorum demesine tahammül edemiyordum. “Kes sesini ve hemen adamlarını buradan çek.” Bir süre sessiz kaldı. Ardından sakin bir nefes verip, kabullenmiş bir ses tonuyla konuştu: “Pekâlâ. Sırf sen istedin diye geri çekiyorum. Ama bunu alışkanlık hâline getirme, маленький кролик.” (Küçük tavşan.) “Dünyada bana emir verebilen tek kişi sensin.” Gözlerimi devirdim. Telefonu kulağımdan çekmiştim ama henüz aramayı sonlandırmamıştım. Tam o sırada yanımda duran korumam, yıllarımızın geçtiği, canımı istese hiç düşünmeden vereceğim tek kişi olan Barlas Tanor'a baktım. Barlas bana bakıp bıyık altından güldü. Ben de ona gülümsedim. Elini bana doğru uzattığı anda ne yapacağını anlamadan telefonumu elimden kapıverdi ve Radan'ın yüzüne telefonu kapattı. “Çok boş yapıyordu,” dedi, yüzünü ekşiterek. Ben de onaylarcasına başımı salladım. “Fazlasıyla.” İkimiz de gülerken Barlas soluma geçti. Radan'ın adamları da yavaş yavaş ortadan çekilirken biz AVM'nin içinde gezmeye başladık. Bir süre sessizce yürüdükten sonra Barlas bana dönüp sordu: “Bu Radan'ın işi sence fazla uzamadı mı?” Güldüm. Belki haklıydı. Ama Radan'ın planlarımda önemli bir yeri vardı. Onu henüz harcamaya hiç niyetim yoktu. “Daha değil. Ben örgütün başına geçtiğimde, benim için harcananlara da benim harcayacaklarıma da ihtiyacım olacak,” dedim rahat bir tavırla. Barlas kaşını kaldırdı. “Peki Radan o zaman senin yoluna mı harcanacak, yoksa senin harcayacağın adamlardan biri mi olacak?” “Radan güçlü bir adam. Arkasında bulunan çoğu örgüt ileride bana lazım olacak. Ve Radan da...” Barlas mağazaya girerken bana yandan o karizmatik bakışlarından birini attı ve bıyık altından gülümsedi. “Yani Radan, yoluna harcanacaklar arasında.” “Tam da anladığın gibi.” Gülümseyerek ona baktım. Barlas'ın yüzündeki ifade bir anda değişti. “Korkuyorum.” Kaşlarımı çatıp ona döndüm. “Neyden korkuyorsun?” Derin bir nefes aldı. “Beni ihmal etmenden. Ya o zaman kardeş gibi olamaz, zaman geçiremezsek?” Sözleriyle içim burkuldu. Dudağımı hafifçe sarkıtıp kollarımı açarak önüne geçtim ve ona sarıldım. Hiç tereddüt etmeden o da kollarını bana sardı. Başımı göğsüne yasladım. Birkaç saniye boyunca hiçbir şey söylemeden kalbinin sesini dinledim. “Özür dilerim...” diye fısıldadım. “Bu ara seni çok ihmal ettim. Ama hep sen kalbimdesin...” Barlas hiç beklemeden sözümü tamamladı: “Solundayım.” Gülümsedim. “Solumdasın.” “Daima.” “Daima.” Aynı kelimeyi tekrar ederken kollar…