Zifir:Ay tozu

Giriş

Yazar:

Zifir:Ay tozu - karaca kitap kapağı
Zifir:Ay tozu kitap kapağı

Alenya Miranova Babama ait olan AVM'ye gelmiştim ama dikkatimi çeken şey, etrafta bizden olmayan bir sürü koruma vardı; boyunlarında Radan Monozora'ya ait bir simgenin dövmesi bulunuyordu. Radan, senelerdir bana takıntılı olan bir örgüt lideriydi. Aynı babam ve diğerleri gibi. Rusya'dan buraya gelmemi an kollamış gibi hemen peşime adamlarını takmıştı. Hızla telefonumu çıkartıp Radan'ı aradım. Kimse beni böyle takip edip rahatsız edemezdi. Sanki telefonda, benim aramamı bekler gibi hemen açmıştı. Hiç beklemeden sinirle; “Выведите своих людей. Это не просьба, это приказ.” (Adamlarını geri çek. Bu bir rica değil, emir.) Rusça bağırışım ile telefonun arkasındaki Radan sesli bir şekilde gülmüştü. “Küçük aptal tavşanım. Rusça konuşmaya devam edersen benim olduğunu daha da belli edersin. Benim adamlarıma emir verecek cesarette tek kişisin, bunu biliyorsun değil mi?” Onun küstahlığıyla gülmüştüm. “Sadece adamlarına mı?” Yine küstah gülüşünü sergilemişti. “Ah, küçük şeytanım. Senin kelime oyunlarını ve seni çok seviyorum.” Sinir oluyordum. Bu kadar kolay bana seni seviyorum demesine. “Kes sesini ve hemen adamlarını çek buradan.” Durmuştu; sakin bir şekilde sesli nefesini verip kabullenmiş sesle konuştu: “Pekâlâ. Sırf sen istedin diye geri çekiyorum. Ama bunu alışkanlık hâline getirme, маленький кролик (küçük tavşan). Dünyada bana emir verebilen tek kişi sensin.” Gözümü devirerek telefonu kulağımdan çekmiştim ama hâlâ konuşmayı kapamamıştım. Korumam, yıllarımızın geçtiği, canımı istese vereceğim tek kişi olan canım korumam, Barlas Tanor. Bana bakıp bıyık altından gülmüştü. Ben de ona gülmüştüm. Barlas, elime uzanıp beklemediğim anda telefonumu elimden kapıp Radan'ın telefonunu yüzüne kapamıştı. “Çok boş yapıyordu,” demişti. Yüzünü ekşiterek Ben de onaylarcasına başımı sallayıp, “Fazlasıyla,” demiştim. İkimiz de gülerken Barlas benim soluma geçmiş, ardından Radan'ın adamları ortadan çekilirken biz de yavaşça gezmeye başlamıştık. “Bu Radan, işi sence çok uzamadı mı?” diye soru yöneltmişti Barlas. Gülmüştüm. Belki haklıydı ama planlarımda çok öenmli, yeri olan biriydi Radan. “Daha değil, ben örgütün başına geçtiğimde, benim harcadıklarım ve benim için harcanacaklar lazım,” demiştim. Rahatlık ile. “Peki, Radan o senin yoluna mı harcanacak, yoksa senin mi harcayacağın olacak?” “Radan güçlü bir adam. Arkasında olan çoğu örgüt bana ileride lazım olacak. Ve Radan da...” Barlas mağazaya girerken bana yandan o karizmatik bakışıyla bakıp bıyık altından güldü. “Yani Radan, yoluna harcanacaklar arasında.” “Tam da anladığın gibi,” diyerek ona gülüşümle karşılık vermiştim. “Korkuyorum,” diyen Barlas'a bakmıştım. “Neyden korkuyorsun?” “Beni ihmal etmenden. Ya o zaman kardeş gibi olamaz, zaman geçiremezsek?” Dudağımı sarkıtarak Barlas'a kollarımı açıp önüne gidip sarılmıştım. Hiç tereddüt etmeden o da sarmıştı kollarını bana. Başımı göğsüne yaslayıp kalbini dinlemiştim. “Özür dilerim... Bu ara çok ihmal ettim seni. Ama hep sen kalbimdesin...” Barlas beklemeden eklemişti: “Solundayım.” Gülmüştüm. “Solumdasın.” “Daima,” diye eklemişti. “Daima,” demiştim, onu tekrar edip.

Bölümün tamamını WritePad'de oku