🕊️ ZEYNEB-İHARUN 🕊️

63. Bölüm: Vuslatın Zeytin Kokulu Sabahı

Yazar:

🕊️ ZEYNEB-İHARUN 🕊️ – Hanife kitap kapağı
🕊️ ZEYNEB-İHARUN 🕊️ – Hanife kitap kapağı

Arife günü köyün sessizliği, annemlerin gelişiyle birden dalgalanmıştı. Babam bana doğru yürüyüp eksilmeyen bir hasretle sarılmış, "Çok özledim seni kızım," diye fısıldamıştı kulağıma. Annem ise yaşananların kırgınlığıyla hâlâ mesafeliydi; göz göze gelmekten kaçınan tavrı üstümde soğuk bir rüzgar gibi esip geçiyordu. Ömer abim de kuru, resmi bir sarılmayla yetindi. Yusuf abimse içtenliğiyle beni kucaklamış, özlemini sıkıca sarılarak hissettirmişti. Hilal yengem hamile olduğu için evdeki herkes etrafında pervane oluyordu. Onu strese sokacak, huzurunu kaçıracak tek bir olaya dahi tahammül yoktu; bu yüzden bakışlarındaki örtülü tembih açıkça okunuyordu. Ben de kendi içime çekilmiş, kimseyle pek muhatap olmadan, üzerime düşen sessizliği koruyordum. Zaten bir şey dedikleri de yoktu. Ama köyde geçen o bir ayın ardından ruhumun darlıkla kıvrandığı, yalnızlıkla kavrulduğu da bir gerçekti. Ertesi sabah, Kurban Bayramı'nın ilk ışıkları zeytin ağaçlarının arasından süzülürken köy başka bir canlılığa uyandı. Erkekler henüz gün ışımadan Bayram namazı için caminin yolunu tutmuştu. Ben de sabah namazı için erkenden kalktım. Üzerime tiril tiril, krem rengi elbisemi giydim. Abdestimi alıp bonemi taktıktan sonra krem rengi şalımı başıma özenle bağladım. Şalın dökümlü kıvrımlarını düzelttikten sonra yuvarlak çerçeveli gözlüklerimi taktım. Sabah namazımı eda ettiğimde penceremden giren hava daha şimdiden sıcaktı. Süleyman babalar bayram namazını Bursa Ulu Camii'nde kılmış, namazın ardından hiç vakit kaybetmeden arabaya atlayıp köye gelmişlerdi. Züleyha abla, kızıyla birlikte rahmetli kocasının ailesini ziyarete gittiği için kafile biraz eksikti. Avludan içeri girenler Süleyman baba, Meryem teyze, Bilal abi, eşi Neriman yenge, Halil, İbrahim ve... Harun’du. Harun arabadan indiğinde gözüm ilk ona kaydı. Üzerine haki yeşil bir gömlek giymiş, altına bej rengi keten bir pantolon çekmişti. Omuzlarına dökülen hafif dalgalı saçları her zamanki gibiydi. Ayağında siyah, sade ayakkabıları vardı. Geldiğinde ben zeytinlik tarafındaydım; avluya adım attığını doğrudan görmemiştim. Bahçeye girdiğinde gözleri doğrudan etrafta dolanmış, beni aramıştı. Babamlar kurbanlık boğayı kesim için arka bahçeye doğru götürürken Harun da hemen kolları sıvayıp yardıma koşmuştu. Zeytinlikten dönüp arka bahçeye adımladığımda dualar eşliğinde kurban kesiliyordu. Günlerdir beslediğim, bana az boynuz sallamayan, az kafamı şişirmeyen o boğa şimdi son nefesini veriyordu. İçimden, "Kurtuldu benden o da, ben de ondan..." diye hafifçe tebessüm ederek geçirdim. Avluya yönelip Meryem teyzenin elini öptüm, bayramlaştım. Neriman yengeyle sıcak bir şekilde kucaklaştık. Annemler bahçedeki ahşap masaya kahvaltılıkları taşımakla meşguldü. Ben de masanın üzerine peçeteleri düzenlemek için eğilmiştim. O sırada arkamdan ayak sesleri geldi. Harun kurban kesiminden dönüyordu; elleri, kolları kurban kanına bulanmıştı. Kapandığım ve arkam dönük olduğu için beni ilk anda tanıyamadı. Bakışları üzerimde dolaştı. Tam o sırada Neriman yenge elinde boş bir tabakla evden dışarı çıktı. Harun sesini yükselterek, "Yenge, geniştçe bir leğen varmış, Mustafa babam istedi," dedi. Onun o çok tanıdık, gür sesini duyduğum an elim kontrolümden çıktı. Masadaki cam bardağa çarptım; bardak büyük bir gürültüyle yere düşüp parça parça oldu. Neriman yenge leğene bakmak için tekrar içeri girerken Harun çıkan sesle bana doğru döndü. Yavaşça arkamı döndüm, gözlerimi gözlerine diktim. "Sorun yok, iyiyim," dedim fısıltı gibi bir sesle. Beni gördüğü an adeta donakaldı. Bakışlarındaki şaşkınlık bir anda yerini derin bir çalkantıya bıraktı. Okyanus mavisi gözleri üzerimde takılı kaldı, bakışları cam gibi parladı. Beni tanıyamamıştı ilk an; tesettürümün getirdiği o zarif duruş karşısında ne yapacağını bilemedi. Yüreğim göğüs kafesimi zorlarcasına, kilitli bir kapıyı döver gibi çarpmaya başladı. İkimiz de zamanı durdurmuş gibi birbirimize doğru yavaş adımlarla ilerledik. Aramızda birkaç adım kaldığında gözlerimin en derinine bakarak,…

Bölümün tamamını WritePad'de oku