🕊️ZEYNEB-İHARUN 🕊️

59. Bölüm: Harun'un Öfkesi ve Bir Yeryüzü Sığınağı

Yazar:

🕊️ZEYNEB-İHARUN 🕊️ – Hanife kitap kapağı
🕊️ZEYNEB-İHARUN 🕊️ – Hanife kitap kapağı

Akşamın karanlığı mahallenin üzerine kâbus gibi çökerken, Harun’un odasında zaman durmuş gibiydi. Saatlerdir lokma yememişti; midesindeki o düğüm, boğazına oturan o koca kaya parçası bir an olsun erimiyordu. Durgun bir denizi andıran okyanus gözleri, odanın zifiri karanlığında tek bir noktaya dikili kalmıştı. Sadece beni düşünüyordu. Akşamüstü sokağın ortasında gözümden süzülen o tek damla yaş, onun yüreğini yakıp kavurmaya yetmişti. Dayanamadı. İçindeki o amansız sızıya daha fazla engel olamayarak yataktan fırladı, hızlı adımlarla aşağı inip ayakkabılarını bağladı. Ayakları onu bambaşka bir yere değil, doğrudan bizim evin kapısına götürüyordu. Ben ise kendi odamda, yatağın ortasında büzülmüş, derin ve sancılı bir uykunun kucağındaydım. Ruhum, yaşadığım ağır eziyeti unutmak istercesine kendini uykunun o uyuşturan kollarına bırakmıştı. Uykudayken sanki insanlardan, mahalleden, o cehalet kokan dedikodulardan ve üzerime çöken karabulutlardan uzaklaşıyordum. Evin dış kapısı vuruldu. Kapıyı abim Yusuf açtı. Harun kapının eşiğinde durmuş, nefes nefese mırıldandı: "Selamünaleyküm... Yusuf, Zeynep’i çağırsana." Yusuf abim mahzun bir tebessümle baktı Harun’un yüzüne. "Aleykümselam enişte... Zeynep şimdi gelmez. En iyisi sen git yanına." Harun’un içinden cız eden bir ses geçti: Bilmez miyim, gelmezdi tabii... İçeri adımını atıp ayakkabılarını sıyırdı ve abimin işaret etmesiyle merdivenleri hızlı hızlı tırmanmaya başladı. Annem salondan seslenip, "Kim geldi oğlum?" diye sorduğunda Yusuf abim, "Harun eniştem geldi anne, yukarı çıktı," diye karşılık verdi. Annem ise sadece "Tamam oğlum," demekle yetindi. O sırada ben kafamı yastığın altına gömmüş, dış dünyayla tüm bağımı koparmış halde yatıyordum. Harun odamın kapısını aralayıp içeri girdiğinde ilk gördüğü şey, odadaki o ağır ve fırtınalı dağınıklık oldu. Sinir krizlerim esnasında sağa sola savurduğum eşyaları, başucumda parçalanmış duran kırık gece lambasının cam kırıntılarını gördü. İçinden derin bir ah çekti: Ah be benim asi karım... Adımlarını parmak uçlarında atarak yatağın kenarına doğru yaklaştı. Yavaşça yanıma uzandı. Ruhum o kadar derin bir uyuşukluğun içindeydi ki geldiğini bile hissetmiyordum. Harun, yastığın altından dışarı süzülen bir tutam saçıma dokundu, burnuna çekip o kokuyu içine çekti. Gözleri anında doldu; okyanus mavi gözleri ağlamamak için direnen saydam bir cam tabakasına dönüştü. Ardından gözü sağ avucumun içine kaydı. Tırnaklarımı etimi kesecek kadar batırdığım o kanlı, kıpkırmızı izleri gördü. "Çok mu canını yaktım gülüm?" diye fısıldadı sesi titreyerek. "Yine batırmışsın dikenlerini..." Avucumun tam ortasına sıcacık, derin bir öpücük kondurdu. "Yanlış kişiye batırmışsın dikenlerini... Kendine değil, bana batır olur mu?" Sonra bakışları kollarımdaki o kızarıklıklara ve banyoda derimi yüzercesine keselediğim için tahriş olmuş tenime takıldı. Harun’un gözlerinde panik dalgaları yükseldi. "Sen ne yaptın Zeynep... Ne oldu sana?" Hızla yüzümdeki yastığı çekip aldı. Yanaklarıma, boynuma dokunmaya başladı. Ben gözlerimi açamıyordum; zihnim devasa bir sis bulutunun arkasındaydı. Sadece onun o aşina olduğum, kaygılı sesini hayal gibi duyuyordum. "Zeynep... Sen ne yaptın kendine? Kıpkırmızı olmuşsun!" Tam o sırada dudağımdaki o patlamış, morarmış şişliği ve kurumuş kan izini fark etti. Harun’un göğsü fırtınaya tutulmuş gibi kalkıp inmeye başladı. "Zeynep’im... Sana kim vurup canını yaktı? Ne oluyor?!" Elini alnıma koyduğunda tenimin alev alev yandığını hissetti. "Ateşin var senin..." Bakışları Mickey Mouse’lu pijamamın karnındaki o hafif kan sızıntısına kaydı. Pijama üstünü telaşla yukarı kaldırdı. Ameliyat yaramın dikişleri patlamış, hafifçe kanıyordu. Harun dehşet içinde kaldı. "Allah’ım... Yarası açılmış, kanıyor!" O heybetli adamın yüreğine büyük bir korku saplandı. "Zeynep! Hadi aç gözlerini çileğim!" diyerek beni kucağına aldı. Beni kucağına kaldırdığında bilincim kapalı olduğu için sağ elim cansızca aşağıya doğru sarktı. Harun beni kucağında sıkıca tutarak bağıra ça…

Bölümün tamamını WritePad'de oku