🕊️ZEYNEB-İHARUN 🕊️

58. Bölüm: Yaralı Bir Kanat, Kibritçi Kız

Yazar:

🕊️ZEYNEB-İHARUN 🕊️ – Hanife kitap kapağı
🕊️ZEYNEB-İHARUN 🕊️ – Hanife kitap kapağı

Üzerimdeki bu karabulutlar neyin nesiydi? Sanki dünyadaki herkes işi gücü bırakmış, birleşip benimle uğraşıyordu. Ben yıpranıp tükeniyordum, onlar ise sadece izleyip hüküm veriyorlardı. Yanaklarımdan süzülen damlaları silmeden, hızlı adımlarla kendi evime doğru koştum. Harun’un peşimden gelmesini istemiyordum; şu an onun gözlerine bakacak mecalim de gururum da kalmamıştı. Bu hayatta Allah’tan başka tutunduğum, adını ruhuma kazıdığım bir okyanusum vardı: Harun’um. Şimdi ise ona sığınayım derken boğulduğum okyanusta, derinlerde bir başıma batıyordum. Bahçeden içeri girip kapıyı kendi anahtarımla açtığımda, evde neşeli bir şenlik havası hakimdi. Yengemin hamileliği, aileme katılan o yeni can için herkes gülüp eğleniyordu. Zeynep’in dışarıda paramparça olması, ruhunun kanaması kimin umurundaydı ki? Ayakkabılarımı ayağımdan fırlatırcasına çıkarıp hızla yukarıya, kendi odama kaçtım. Çantamı yatağın üzerine savurdum. Sol kolumdaki alçıyı, sızlayan yaralarımı umursamadan kendimi yüzüstü yatağa attım. Yüreğim o kadar çok acıyordu ki... Bu dünyadaki her türlü eziyete dayanabilirdim ama sevdiğim adamın önünde böyle küçük düşürülmek, bir eşya gibi görülmek gururumu ezim ezim ezmişti. Sanki onunla hemen resmi nikah kıyınca aklanacaktım; sanki kirlenmişim de o beni temizleyecekmiş gibi bir lütufla yüzüme vurmuştu bunu. Asıl beni ağzına dolayan, o iffet simsarı dedikoducular kirli değil miydi? Ama haklılardı... Kendi öz annem bile beni yerin dibine gömer, bir kaşık suda boğmak isterken elin adamına ne diyebilirdim ki? Ben onun Zeynep’i değil miydim? Neden böyle paramparça olmuştum? Gözlerimi tavana dikip iç çektim. Şimdi aşağı insem, anneme sarılsam... "Yüreğim çok acıyor anne. Herkes bana sırtını dönse bile sen dönme, ne olur başımı okşa..." desem... Okşar mıydı saçlarımı? Neden en çok ihtiyacım olduğu anlarda bir yabancıdan bile daha soğuk duruyordu bana? Rabbimden başka sığınacak, sarılacak tek bir kimsem yoktu şu hayatta. Ben hayata doğru bir adım attıkça, kaderim her şeyi geriye sarıyordu. Odamın kapısı tıkırdatıldı ve babam içeri girdi. Bu evde beni gerçekten merak eden, yüzümdeki solgunluğu fark eden tek insan oydu belki de. Babamı görünce hemen üzerime çekidüzen verip yatakta oturdum. Babam yanıma yaklaştı, yüzümdeki gözyaşlarını görünce eli titreyerek saçlarıma dokundu. "Kızım... Ne oldu? Gözlerin neden yaşlı, kim ağlattı seni?" Gözlerimden yaşlar sicim gibi süzülürken başımı öne eğdim. "Harun’la kavga ettik baba... Ben evlenmek istemiyorum, nişanı atalım ne olur?" Babam derin bir iç çekti. "Çiftlerin arasında olur öyle şeyler kızım. Her tartışmada ayrılınmaz ki... Senin dini nikahlı eşin Harun, öyle kolay mı?" Sesim titredi, sitemle baktım yüzüne: "Artık evlendin bana, bu kapıya geri dönemezsin mi diyorsun yani?" "Olur mu hiç öyle şey kızım?" dedi babam, sesi şefkatle kısılarak. "Benim kapım sana her zaman, sonuna kadar açık. Ama biraz oturup düşünsen... Sakinleşince bana hak vereceksin." Dayanamayıp içimdeki o en büyük kanayan yarayı açtım: "Annem peki baba?.. Annem neden beni hiç sevmiyor?" Babam dona kaldı. Elini başımdan yavaşça çekti, gözlerini benden kaçırarak mırıldandı: "Seviyor kızım... Öyle şey olur mu hiç?" Cevabının arkasındaki çaresizliği biliyordum. Babam daha fazla bir şey diyemeden odadan sessizce çıktı. Cebimdeki telefon sürekli titriyordu. Harun defalarca aramıştı; ekranda üst üste binen cevapsız aramaları gördükçe telefonu tamamen kapattım. Sesini duymaya dayanacak gücüm yoktu. Babam merdivenlerden aşağı indiğinde annem mutfak kapısında belirdi. "Ne oluyor Mustafa? Nesi var yine Zeynep’in?" "Harun’la kavga etmişler," dedi babam yorgun bir sesle. "Nişanı atacağım diyor." Annem yüzünü ekşitti. "Olmaz öyle şey! Bu evden namusuyla gelin çıkacak, o kadar!" Babam buruk ve sitemkar bir şekilde baktı karısına. "Hatice... Kız artık hissediyor, anlıyor bir şeyleri. Gerçekleri bizden öğrenmeli. Daha fazla kötü hale gelmeden söyleyelim kızımıza." Annem kaşlarını çatarak o sert bakışlarını babama dikti. Babamın kolundan tutu…

Bölümün tamamını WritePad'de oku