🕊️ZEYNEB-İHARUN 🕊️

54. Bölüm: Kırılan Seramikler ve Hakikatin Alevler

Yazar:

🕊️ZEYNEB-İHARUN 🕊️ – Hanife kitap kapağı
🕊️ZEYNEB-İHARUN 🕊️ – Hanife kitap kapağı

Kapıyı dangalak bir şekilde açan tabii ki de Elif’ten başkası olamazdı! Elif kapıyı hışımla açtığında, ikimiz de öyle bir panikledik ki kafalarımızı aynı anda sağa sola çevirdik. Elif, kapının eşiğinde gözlerini kocaman açmış, muzip bir sırıtışla bize bakıyordu. "Abla... Öpüşüyor muydunuz? Yanlış bir zamanda mı geldim?" Yüzüm bir anda pancar gibi kıpkırmızı oldu; kan kulaklarıma kadar hücum etti. İçimdeki o heyecanlı karmaşayla yine panikle saçmalamaya başladım. "Ne diyorsun Elif! Harun abiyle niye... Tövbe tövbe!" Harun gözlerini kırpıştırarak, şaşkınlık ve sitem dolu bir bakışla bana döndü. "Abi mi?" dedi, kaşlarını kaldırarak. Elif kıkır kıkır gülüyordu. Ben ise batışımı toparlamaya çalışarak kendimi daha da batırıyordum. "Ya... Abinle demek istemiştim! Off Elif, niye geldin ki sen?!" "Biliyorum abla, en önemli anınızı böldüm," dedi Elif halime acıyarak. "Çay getireyim mi diye soracaktım sadece." "Ne önemli anı?!" diye sesimi yükselttim, utancımı öfkeyle örtmeye çalışarak. "Dedikodu grubuna bakıyorduk sadece! Hem çay istesem Harun bana getirir zaten!" Harun, bıyık altından gülmekle meşguldü. Yanaklarımın alev alev yanması ve rezil oluşum onun pek bir hoşuna gitmişti. "Abla tamam kızma ya," dedi Elif geri adımlayarak. "Dedikodu grubunun yüzünüzde olduğunu ben nereden bileyim?" "Bak hâlâ konuşuyor! Elif, saçını başını yolmadan çık dışarı!" diye bağırdım. Utançtan yerin dibine girmek üzereydim. Elif gülerek kapıyı kapatıp kaçarken hışımla Harun’a döndüm. "Harun hadi, saat geç oldu, sen de git artık evine!" Harun yerinden kıpırdamadı. Bakışlarındaki o muzip ton derinleşti. "Zeynep, ben senin Allah katında kocanım. Benden utandığını şu an çok iyi anladım da... Sen şu an kocanı mı kovuyorsun?" "Burası bizim evimiz değil Harun!" dedim ellerimi iki yana açarak. "Babamın evi! Bir de milletin diline düşüp, yanlış anlaşılıp alelacele resmi nikah masasına oturmak istemiyorum." Harun tutamadığı bir kahkaha attı. "Güzel olurdu işte... Seni öpmek için bol bol fırsatım olurdu." "Höst ulan! Beni öpmen için..." "Evet Zeynep, devam et..." dedi Harun, adımlarını bana doğru atarak. "Aşamaları geçmen gerekir!" "Yine mi aşama Zeynep?" "Evet!" dedim dikleşerek. "Mesajlaşma işini pas geçtim diye aşamaları unuttum sanma! Daha sinemaya gitmedik mesela... Sahilde el ele yürümedik. Tamam, lunaparka gittik, onu geçelim. Beraber Üsküdar’dan Eminönü’ne geçip teknede balık yemedik. Ortaköy’de kumpir yemedik. Kapalıçarşı’nın o tarihi atmosferinde kaybolmadık. Galata Kulesi’nin tepesine çıkıp şehre bakmadık. Kız Kulesi’ne geçip denizin tam ortasında birbirimizin gözlerine bakmadık! Florya’daki akvaryuma gidip birlikte balıklara şahit olmadık!" Harun gülerek dinledi saydığım uzun listeyi. "Valla Zeynep, bu kadar şeyi tek tek saymana gerek yoktu. Direkt bir tura yazılalım biz! Ne kadar tarihi mekan, ne kadar atmosfer varsa İstanbul’da yaşamış oluruz. Hatta İstanbul haritasını alalım elimize, gözden kaçırdığımız tek bir sokak bile kalmasın!" "Sen geç dalganı Harun!" dedim kaşlarımı çatarak. "Dua et sana dünya turu yaptırmıyorum!" "Onu da yaptırırsın sen, adım kadar eminim," dedi Harun. "Sonra 'öküz' deyince kızıyorsun! Sen beni gıcık etmekte dünyadaki bir numaralı erkeksin! Sen bu aşamaları yapmazsan, ben de aşamaları benimle geçecek başka talipler bakarım kendime!" Ben o cümleyi kurduğum an Harun’un yüzündeki eğlenen ifade bir anda silindi. Gözlerindeki mavilik bir fırtına öncesi sessizliğine büründü. Hızlı iki adımla üzerime yürüdü ve beni misafir salonunun duvarıyla kendi gövdesi arasına sıkıştırdı. İki elini de boynumun iki yanından duvara dayayarak kaçış yolumu tamamen kapattı. "Ne... Ne yapıyorsun Harun?" dedim sesim titreyerek. O boncuk gözlerini, alev alev yanan bakışlarını gözlerime kenetledi. "Geç kaldın Zeynep," dedi pürüzsüz, derin bir sesle. "Ben senin kocanım. Benden başka talibin yok. Olamaz da." Göğüs kafesimin içinde çırpınan kalbim heyecandan kaburgalarımı delecek gibi vuruyordu. Nefesim boğazımda tıkandı. Dişlerimin arasından, olabildiğince…

Bölümün tamamını WritePad'de oku