🕊️ZEYNEB-İHARUN 🕊️

44. Bölüm: Mum Işığı

Yazar:

🕊️ZEYNEB-İHARUN 🕊️ – Hanife kitap kapağı
🕊️ZEYNEB-İHARUN 🕊️ – Hanife kitap kapağı

Sokaktan içeri adım attığımız anda karanlık bir kuyuya düşmüş gibiydik. Anahtarı kenara bırakıp el yordamıyla prize uzandım; parmaklarım düğmeye gitti ama tık sesine rağmen etrafta tık yoktu. Pencereden dışarı baktığımda, karşı binaların da sokağın da simsiyah bir sessizliğe büründüğünü gördüm. "Ya olamaz, elektrikler gitti! Hay şansıma ya..." Harun arkamdan adımlarını sakin tutarak yaklaştı. "Tamam Zeynep, gelir belki birazdan. Mum var mıdır evde?" "Bilmiyorum ki! Zifiri karanlıkta nasıl bulayım mumu şimdi ben?" Harun’un karanlıkta çınlayan kıkırtısını duydum. "Zeynep, sana daha yeni son model telefon aldım. Açsana şunun fenerini..." Gözlerimi devirerek alnıma vurdum. "Aaa, doğru ya! Akıl mı bıraktın insanda?" Karanlığın içinden sesi biraz daha yakın, biraz daha davetkar geldi: "Ne yaptım da aklını başından aldım Zeynep..." Ne yapmadın ki... diye geçirdim içimden. Cevap vermek yerine telefonun flaşını yakıp karanlığı bir bıçak gibi bilesine böldüm. Işık hüzmesini önümüze düşürerek birlikte mutfağa geçtik. Çekmeceleri karıştırıp en nihayetinde birkaç beyaz mum buldum; altlarını hafif eritip çay tabaklarına sabitledim. Sarı, cılız bir alev mutfağı yumuşacık bir kavisle aydınlattı. "Elimizdeki yiyecekler bozulmasa bari..." dedim dolaba bakarak. "Bir şey olmaz," dedi Harun mumun ışığında süzülen gölgesini izlerken. "Hava serin zaten. Akşam ayazı var." "Neyse, Allah’tan güneş enerjisi elektrikle çalışmıyor, gidip bir duş alayım." "Ben de bütün gün çalıştım," dedi omuzlarını esneterek. "Temiz temiz kılarım namazımı." "Valla önce ben giriyorum. Akşama kadar pestilim çıktı, buram buram soğan kokuyorum zaten!" Harun halden anlayan bir tebessümle araya girdi: "Tamam Zeynep, önce sen gir banyoya. Ben malzemeleri yerleştiririm." "Olmaz! Beraber gideceğiz banyoya." Harun duraksadı. Mum ışığının altında parıldayan derin mavi gözlerini doğrudan gözlerime dikti. "Beraber gideceğiz derken?" Ağzımdan çıkanın nereye çekildiğini fark edince hemen toparlamaya çalıştım: "Yani... Ben mumu alacağım ama senin kapıda beklemen gerekiyor! Ya mum ışığında bir şeylere karışırsam gece gece?" Harun dayanamayıp bir kahkaha patlattı. "Gülmesene be adam, çok mu komik?" "Evet komik, Zeynep. Ben kapıda bekleyince cinler kaçıyor mu?" İçime bir ürperti oturdu. "Ya Harun, üç harfli desene şunlara! Sen hafız adamsın, iki okur üflersin diye diyorum. Dışarıda katille uğraştık, burada da ruhumu mahlukata teslim etmeyeyim..." Harun’un yüzündeki alaycı ifade yerini ciddiyete bıraktı. "Zeynep, namaz kılarsan hiçbir şey sana musallat olamaz. Allah’tan kork, onlardan değil..." Korkunun verdiği refleksle bir adım atıp koluna yapıştım. "Tamam ya, kılacağım! Hatta yatsıyla başlıyorum hemen. Zaten yarına çıkacağımız belli değil, bari Allah’a borçlu gitmeyeyim." Gözlerimin içine doğru bakıp içtenlikle gülümsedi. "Zeynep, ölecekmiş gibi konuşma. Allah sana sağlıklı, uzun ömürler versin... Birlikte yaşlanacağız inşallah." Gözlerimi kaçırdım. "Amin amine de... Seninle yaşlanmak konusunda pek emin değilim." "Hadi Zeynep, şu torbaları yerleştirelim önce." Mutfağa dönüp poşetleri boşaltmaya başladık. Bir yandan dolaba paketleri dizerken bir yandan da tezgahtan kaptığım uzun çikolatayı ısıra ısıra yiyordum. Ağzımda çikolatayla Harun’a döndüm: "Yiyorum ama... Sen de ister misin Harun Bey?" Sözüm biter bitmez Harun aniden bana doğru eğildi. Ne olduğunu anlayamadan ağzımdaki uzun çikolatanın açıkta kalan ucunu ısırıverdi. Dudakları dudaklarıma o kadar yakındı ki nefesi tenimi yaktı geçti. Çikolata milim daha kısa olsa resmen öpüşecektik. Kalbim bir anda göğüs kafesimi dövmeye başladı. Geri sıçrayarak bağırdım: "Ne yapıyorsun sen öküz! Sana elimdeki çikolatadan dedim, gel ağzıma yumul demedim tövbe tövbe!" Dudaklarında muzip bir gülümsemeyle, "O kadar tatlı yiyorsun ki dayanamadım," dedi. "Ayrıca argo kelimeler hiç yakışmıyor sana..." "Off Allah’ım off! Kime diyorum ki ben... Sapık amellerini kendine sakla Harun Efendi, dışarıda kocam dedim diye hemen havalara girme!" Harun başını sallaya…

Bölümün tamamını WritePad'de oku