🕊️ZEYNEB-İHARUN 🕊️

41. Bölüm:Sözlerin Ardındaki Okyanus

Yazar:

🕊️ZEYNEB-İHARUN 🕊️ – Hanife kitap kapağı
🕊️ZEYNEB-İHARUN 🕊️ – Hanife kitap kapağı

Mavi gözleri gülümserken ben ona derin, hülyalı bir bakış attım. Ağzından çıkan her bir cümle, içimde yeşertmekten korktuğum o umut tohumlarını bir bir suluyordu sanki. Yine de gardımı hemen düşürmek istemiyordum. "Beni düşünme Harun..." dedim sesime umursamaz bir hava katmaya çalışarak. "Ben kendimden başkasını düşünmem." Gülümseyen okyanus mavisi gözleri bir anda durgunlaştı, derin bir sessizliğe büründü. Durmadım, devam ettim: "Benim gerçekten seni düşünüyor olabilmem için; bir yere girerken mutlaka sağ ayakla girdiğini, besmelesiz hiçbir işe başlamadığını biliyor olmam gerekirdi. Her sabah mutlaka misvak kullanmadan ağız temizliği yapmadığını, her şeye şükredip nasıl bir tevekkülle teslim olduğunu bilmem gerekirdi. İbadetini yaparken temizliğine nasıl titizlendiğini, yemeklerini az ve öz yeyip tabaklarını ekmekle nasıl cilaladığını, masaya düşen her bir kırıntı tanesini parmağıyla tek tek toplayıp ziyan etmediğini bilmem gerekirdi. Güldüğünde o gözlerinin nasıl parıldadığını, çayını şekersiz sevip Türk kahvesinden başka kahveye elini sürmediğini, helal olan Türk markalarını tercih ettiğini bilmem gerekirdi. Parfümden nefret edip gül suyunu kendi yaptığın doğal karışımlarla kullandığını, saçlarını orta uzunlukta kestirip dalgalı görünmesinden hoşlandığını, kot pantolon yerine hep keten ve kumaş kıyafetler giydiğini... Bunların hepsini ezbere biliyor olmam gerekirdi, değil mi?" Ben bir solukta bunları anlatırken Harun donakaldı, şaşkınlıkla gözlerimin içine baktı. Sahi... Ben az önce neleri ifşa etmiştim öyle? Onu ne kadar ince, ne kadar detaylı gözlemlediğimi kendi ellerimle teslim etmiştim! Harun‘un dudaklarında içten, sıcacık bir gülümseme belirdi. "Hakkımda hiçbir şey bilmiyormuşsun gerçekten Zeynep..." dedi alayla. Sonra gözlerinin derinliğiyle ruhumu süzerek devam etti: "Evet, haklısın Zeynep. Mesela ben de senin sinirlenince saçlarının nasıl havaya dikildiğini, sabahları uyumayı ne kadar çok sevdiğini, hâlâ çizgi film izlemekten çocukça bir zevk aldığını biliyor olmalıydım, değil mi? Birinin sana izinsiz dokunmasından hoşlanmadığını, uykuluyken nasıl saçmaladığını, çiçeklerden haz etmediğini bilmeliydim. Burnun kaşındığı için parfüm kullanamadığını, aslında nane ve mentol kokulu ferahlatıcı şampuanları sevdiğini... Canın yandığında kilitlenip kaldığını, ellerini saplantılı bir şekilde üç kereden fazla yıkadığını, dünyadaki en sevdiğin yemeğin patates kızartması olduğunu, çikolataya bayıldığını, saçlarının örülmesinden nefret ettiğini ve o tarihi eser Bugs Bunny pijamalarına ne kadar bağlandığını bilmeliydim... Hatta güldüğünde tıpkı tatlı bir çileğe benzediğini biliyor olmam gerekirdi, değil mi?" Şaşkınlıktan donakalmış, nefes bile alamaz olmuştum. Onu dinlerken zihnim durmuştu sanki. Hakkımda hiçbir şey bilmiyormuş gibi davranırken, hayatımın en ufak ayrıntılarına kadar beni okumuştu. Tatlı bir çileğe benzediğimi biliyor olmalıymış... Gözlerim birden neden dolmuştu ki şimdi? Bir dakika ya... Ben tatlı olduğum için mi çilek diyordu bana? "Zeynep..." dedi sesi yumuşayarak. "Üniversite sınavına gireceksin bu sene." Şaşkınlıkla gözlerimi kırpıştırdım. "Kaçmama, okumama izin mi veriyorsun yani?" "Evet," dedi net bir sesle. "Ama bir şartla: Seni sınava ben çalıştıracağım, olur mu?" "Ben zor anlarım ama! Ona göre sonra kafama bağırıp çağırmak yok." Gülümsedi. "Olsun, ben sabırlı adamım. Hem sabrım senin mehir hakkın, unuttun mu?" "Evet... Doğru," diyebildim sadece, sesim fısıltı gibi çıkmıştı. Göz göze kaldığımız o büyülü anı bozarak ayağa kalktık. Harun masadaki boşları toplayıp tepsiye koydu ve mutfağa götürdü. Ardından dükkanın kapısını açtı, öğle servisi için müşteriler yavaş yavaş içeri süzülmeye başladı. Bense kendimi hemen mutfağa attım. Çantamdan telefonumu çıkarırken Harun eşikten bana baktı. "Ne oldu Zeynep?" "Evi arayacağım. Elif’e söyleyeyim de bana temiz bir elbise getirsin, üzerimdeki mahvoldu çamaşır suyundan." Harun kaşlarını hafifçe çatarak, "Akşam seninle alışverişe çıkalım," dedi. "Nişanlıma güzel elbise…

Bölümün tamamını WritePad'de oku