🕊️ZEYNEB-İHARUN 🕊️

30. Bölüm: Sıcak Su Vadi, Gözlüklerin Arkasındaki

Yazar:

🕊️ZEYNEB-İHARUN 🕊️ – Hanife kitap kapağı
🕊️ZEYNEB-İHARUN 🕊️ – Hanife kitap kapağı

Sokak lambalarının sarımtırak ışığı ıslak kaldırımlarda kırılırken, Harun’un yüzündeki o bir anlık sert ve endişeli ifade eriyip gitmiş, yerini daha sakin ama her an takılmaya hazır bir tebessüme bırakmıştı. Benim peşimde sanki gizli bir bela varmış gibi sokak sokak arkamdan koşması, o an için aklımı kurcalasa da üzerinde çok durmamaya çalıştım. "Sözlü parası yiyorum şurada!" dediğimde, adımlarını yavaşlatıp gözlerimin içine bakarak, "Bu daha başlangıç Zeynep..." demişti. Başlangıç derken?! Başka neler alacaktı acaba? İçimden "En azından cimri bir adamla evlenmiyorum," diye geçirip şükrettim. Elimdeki yeni telefonu büyük ve değerli bir hazineymiş gibi çantamın en emniyetli yerine yerleştirdim. Tuşlu telefondan bu kavisli, gıcır gıcır dokunmatik ekrana geçmek müthiş bir histi. Gerçi Yusuf abimin telefonunda az oyun oynamamıştım, o yüzden yabancısı sayılmazdım bu teknolojinin. Ömer abim desen, cimrinin tekiydi; telefonunu elletmeyi bırak, şarj aletini bile saklardı benden! Artık kendi telefonum vardı ya; yatağa uzanıp saatlerce video izleme, oyun oynama hayalleri kuruyordum şimdiden. Havanın tamamen karardığı sokakta yürürken Harun gömleğinin kolunu düzeltip konuştu: "Zeynep, seni eve bırakayım da akşam vakti geçmeden hemen namaza yetişmem lazım dükkana." Hemen yanına yaklaşıp gömleğinin kolundan tuttum: "Harun olmaz! Sen de bize geleceksin. Annem çok sinirlidir şimdi, beni terlikle döver valla! Sen varken en azından ceza indirimi uygular, sesini çıkaramaz. Hem ben eve girince nasıl açıklayacağım neden bu kadar geç kaldığımı?" Harun durup bana baktı: "Valla Zeynep, bana bile doğru düzgün bir açıklama yapmadın. Annene ne diyebilirim ki ben?" "Ha! Yani diyorsun ki 'Dövse haklı'?" "Hayır, öyle bir şey demedim Zeynep! Markete gideceğini söylemiştim ben ona. Annen de 'Yine abur cubur peşindedir' demişti. Bu işine yarar mı?" Gözlerim parladı: "Evet! Markete gidip abur cubur aldığımı, senin de beni parkta bulduğunu söylersin. Ben hep öyle yaparım çünkü!" Harun hafifçe kıkırdadı. "Sen parkta çocuk gibi oturup abur cubur mu yiyorsun gerçekten?" "Evet... Hatta vişneli Link bile içiyorum!" Harun bu sefer tutamayarak hafif bir kahkaha attı. "Zeynep ya... Dünyada bir eşin, bir benzerin daha var mı senin acaba?" "Niye, benim gibi yapan yok mu sanki?" Gözlerinin içi gülerek baktı: "Hem gülmeyi hem de adamı çıldırtacak kadar kızdırmayı aynı anda başarabilen tek insansın. Onun için dedim." "Ben gülmüyorum yalnız, gayet ciddiyim!" "Tamam, tamam..." dedi teslim olur gibi ellerini kaldırarak. "Hadi gidelim, marketten ne istiyorsan al bakalım." "Ama eve geleceksin, değil mi?" "Tamam Zeynep. Kırk yılın başında beni evine çağırıyorsun, icabet etmek düşer." Bir an duraksadım. Bize aldığı o kadar şeyden, son model telefondan sonra içimdeki o hırçın kızı susturup alık bir sesle fısıldadım: "Teşekkür ederim bu arada..." "Ne için?" "Sözlüne telefon aldığın için..." Harun’un yüzüne çok içten, sıcacık bir gülümseme yayıldı. "Rica ederim. Ama bunun için bana teşekkür etmene hiç gerek yok Zeynep... Sen benim Allah katında sözlümsün. Helalimle kazandığım para en çok senin hakkın." Marketten elimizde tepeleme dolu poşetlerle çıktık. Bütün ıvır zıvırları, cipsleri, çikolataları doldurmuştum. Bu akşam televizyonda güzel bir film vardı, bunlarla keyif yapmak harika olacaktı! "Zeynep, bu kadar şeyi aldık ama hepsini tek başına yemeyeceksin değil mi?" Güldüm. "Hayır ya! Abimle Elif de yer. Ömer abim erkenden yatar zaten. Yengem de bu gece hastanede nöbette... Televizyonda film var bu akşam, keyif yapacağım." Harun yine bıyık altından güldü: "Ne izleyeceğiz Zeynep?" "Ne izleyeceğiz derken?" "E beni de eve davet etmedin mi? Film izletmeden mi göndereceksin beni?" Çağırmıştım bir kere, artık Harun’a gebeydim, kaçış yoktu. "Evet, doğru... Sen de izlersin. Zaten konusu sana hiç yabancı değil: Düğün Dernek 2: Sünnet..." Harun bir an adımlarını kesti, kaşlarını kaldırdı: "Anlamadım Zeynep? Konusuna yabancı değilim derken... Sünneti mi kastediyorsun?!" Kan beynime sıçradı,…

Bölümün tamamını WritePad'de oku