🕊️ZEYNEB-İHARUN 🕊️

29. Bölüm: Çam Ağacının Sırrı, Yağmur Kokusu

Yazar:

🕊️ZEYNEB-İHARUN 🕊️ – Hanife kitap kapağı
🕊️ZEYNEB-İHARUN 🕊️ – Hanife kitap kapağı

Dükkandan dışarı çıktığımda adımlarım kontrolden çıkmış gibi bocalıyordu. Kendimi kaybetmemeliydim... Ne yapmıştım ben öyle, nasıl bir hırsla öfkeme yenik düşmüştüm?! Harun devrilen sandalyeleri doğrultup derin gözlerini doğrudan gözlerime dikerek sormuştu: "Zeynep... O kız sana ne dedi de bu hale geldin sen?" Ne diyebilirdim ki Harun’a? "Çocukken senin hakkında yalanlar söylemiş, ben de salak gibi inanıp yıllarca sana nefret kusmuşum" diyebilir miydim? Hayır, asla diyemezdim... "Kendisi üniversiteli ya," demiştim dikleşerek. "Aklınca bana hava atıyor işte..." Harun o sırada elime, boş kalan parmağıma bakmıştı. "Yüzüğün nerede Zeynep?" Yalancıya dönmüştüm resmen! Habire yalan uydurup duruyordum adama. "Lavaboya gidecektim, o yüzden çıkarmıştım. Çantama atmıştım, dur bakayım..." Çantamın dip köşesinden gümüş yüzüğü çıkarıp parmağıma geçirdim. "Hayırdır Harun? Ne o hesap sormalar? Sana verecek hesabım mı var, ben mi bilmiyorum? Ayrıca dükkanda 'sözlüm' dediysem, o kız ayağını denk alsın diye dedim." Harun hafifçe tebessüm edip başını sallamıştı. "Tamam Zeynep... Namaz vakti de geçiyor, işimin başına dönüp hemen kılmam lazım." "Tamam, ben de gidiyordum zaten." "Nereye gidiyorsun Zeynep? Bekle, birazdan rahatlar buralar, beraber çıkarız." "Harun işim var benim, gitmem gerekiyor. Bekleyemem, sen işine bak hadi." Harun’un içinden "Nasıl bu kadar rahat olabiliyorsun Zeynep? Benim burada ödüm kopuyor sana bir şey olacak diye... Üzerine gelirsem hep uzaklaşıyorsun benden..." diye geçirdiğini hisseder gibiydim. "Tamam Zeynep, Allah’a emanet ol. Eve gidince ev telefonundan ara beni..." İçim bir hoş olmuştu. Beni gerçekten düşünüyordu... Çocukken hakkımda kötü konuşmamıştı aslında; her şey Melda’nın o sinsi yalanından ibaretti. Şimdi ne düşünüyordu çok merak ediyordum ama beni düşünüyordu işte, bu açık ve netti. "Tamam, hadi kolay gelsin, görüşürüz," demiştim. Ben dükkandan çıkıp adımlarken Harun’un arkamdan fısıltıyla "Benim tatlı ama hırçın çileğim..." dediğini duyar gibi olmuştum. Çıkış kapısına kadar peşimden gelmiş, gözünü benden ayırmamıştı. Ben de evin yoluna doğru dönüş yaptım ki mecbur eve gittiğimi sansın. Ama köşeyi döner dönmez arka sokaklara sapıp eski ilkokuluma doğru yürümeye başladım. Okulun önüne geldiğimde içim cız etti. Eskiden ilkokul ve ortaokulun bir arada olduğu o emektar bina yıkılmış, yerine gıcır gıcır yeni bir ilkokul yapılmıştı. Yaz ayı olduğu için bahçe tamamen boş ve sessizdi. Bahçe kapısından içeri süzülüp arka tarafa doğru yürüdüm. O devasa çam ağacı hâlâ oradaydı! Neyse ki dokunmamışlar, zarar vermemişlerdi yaşlı gövdesine. Hemen ağacın yanına diz çöktüm. O zamanlar 9 yaşında bir çocuktum; boyumun yetiştiği o alt seviyedeki gövdeye kazımıştım o ismi. Yıllar geçtiği için ağaç kabuk bağlamış, yeşillenmişti. Parmaklarımla kabukları kazıdım, aradım... Ve sonunda buldum! Çam reçinesi elime bulaşmış, yapış yapış olmuştu ama oradaydı işte. Kabuğun altına kazıdığım o yazı silinmemişti: "ZEYNEBİ-HARUN" Hayallerimi süsleyen Harun... Ne kadar aptalmışım dedim kendi kendime. Yıllarca benimle alay ettiğini,güldüğünü sanmıştım. Ağacın koyu gölgesine çöktüm. Gözlerimden pıtır pıtır yaşlar dökülmeye başladı. Sırf çekemez bir kızın yalanı yüzünden çocukluk hayallerimi harcamıştım... Oysa o zamanlar gizli kahramanım olan o çocukla ne kadar mutluydum. Ondan sonra ben ben olmaktan çıkmış, kalbime aşılmaz kilitler vurmuştum. Eğer bugün dükkanda Melda ile karşılaşmasaydım, ben ömrümün sonuna kadar Harun’dan nefret etmeye devam edecektim. O da çocuktu o zaman ama işte... En derin travmalar, çocuklukta alınan o sessiz yaralardı. Şimdi ise zoraki bir şekilde, ailelerin baskısıyla evliliğe mahkum edilmiş gibiydik. Kafamda hep o kemirici soru duracaktı: Aileler bizi bir araya getirmeseydi, Harun benimle yine de evlenmek ister miydi? Ne düşünüyor, ne hissediyor anlayamıyorum. Herkese karşı merhametli, hoşgörülü bir adam... Beni gerçekten herkesten ayırıyor mu? Gerçi bugün abisine karşı beni aslanlar gibi korudu ama... Off! Kafam all…

Bölümün tamamını WritePad'de oku