🕊️ZEYNEB-İHARUN 🕊️

25. Bölüm: Saklı Merhamet, Küçük Bir Borç

Yazar:

🕊️ZEYNEB-İHARUN 🕊️ – Hanife kitap kapağı
🕊️ZEYNEB-İHARUN 🕊️ – Hanife kitap kapağı

Cenazenin üzerinden tam iki hafta geçmişti... Harun’un ablası Züleyha Abla, kucağında küçük kızıyla beraber kederli ama vakur bir şekilde baba ocağına dönmüştü. Evin içine oturan o ağır matem havasına rağmen hepsi metanetli durmaya çalışıyordu. Çünkü biliyorlardı; bu dünya bir misafirhaneydi ve günün sonunda herkes aynı toprağa dönecekti. Mahir Enişte’nin de ömür defteri kapanmış, eceli geldiğinde Rabbine kavuşmuştu. Fakat olan küçük Zehra’ya olmuştu... Bir çocuğun henüz tebessümlere doyamadan babasız kalması, o küçük omuzlara yüklenen en ağır imtihandı. Yine de ne kadar canları yanarsa yansın, hayat bir şekilde kendi acımasız ritminde akmaya devam ediyordu. Bir haftalık yasın ardından lokanta tekrar açılmış, herkes işinin başına dönmüştü. Zeynep ise taziye evine sadece üç gün gidebilmiş, o kalabalığın ve hüznün arasında Harun’la hiçbir şekilde göz göze gelememiş, karşılaşamamıştı. İğnesini bile cenaze vesilesiyle tatilden dönen hemşire yengesi yapmıştı. Taziye evine de zaten kendi isteğiyle değil, annesinin zoruyla gitmişti. Gururluydu Zeynep... Yağmur altındaki o ağır kavgadan sonra ne Harun’u aramış, ne de yanına adımlamıştı. Harun ise derin bir kırgınlığın pençesindeydi. En zor gününde, canı yanarken Zeynep’ten ufacık bir destek, tek bir samimi teselli görememek kalbini daha da kanatmıştı. Yine de içten içe sürekli onu düşünüyor, yokluğuna alışmaya çalışsa da her anında onu istemsizce özlüyordu. Lokantanın mutfağında tezgahın başına geçtiğinde ya da başını secdeye koyduğunda zihninden hep aynı soru geçiyordu: "Acaba... Acaba Zeynep de beni düşünüyor mudur?" Oysa Zeynep, o iki hafta boyunca odasından dışarı adımını dahi atmamıştı. Mahallede dedikodular ayyuka çıktığı için annesi laf söz olmasın diye ona yine katı bir dışarı çıkma yasağı koymuş, üzerindeki baskıyı artırmıştı. Zeynep odasında tek başına, kendi içindeki fırtınayla boğuşuyordu. Ne doğru düzgün iki kelam edebiliyor, ne de geceleri uyuyabiliyordu. Gözlerini nereye çevirse Harun’un o kırgın mavi gözlerini görüyor, bu imkansız çaresizlik canını daha da yakıyordu. 22 Temmuz Perşembe sabahı... Odanın kapısı pat diye açıldı, annesi elinde çamaşır sepetiyle içeri girdi. "Kızım hadi kalk! Kahvaltı yapalım artık. Günlerdir bu odada yatıp duruyorsun kütük gibi! Hadi kalk da damat bohçası hazırlayacağız, götüreceğiz... Onlar da bize gelin bohçası getirecekler." Zeynep başını yastığa daha da gömdü, sesi kısıktı: "Ne diyorsun anne ya?! Git Allah aşkına, uyuyacağım ben. Ne hazırlıyorsanız hazırlayın işte..." Annesi söylenerek yanına yaklaştı. "Kızım çok oldu ama ha! Harun’un orada acısı var, sen yanında olup destek olacağına kendini buraya kapattın, kupkuru kaldın iyice!" Zeynep hışımla yataktan doğrulup annesine bağırdı: "Of anne ya, off! Kilo alırım 'Zayıfla Zeynep' dersin... Zayıflarım 'Kuru kaldın' dersin! Sizin hiç ayarınız yok mu valla?! Beni yalnız bırak anne, yoksa yemin ederim tek bir lokma bile sürmem ağzıma!" "Ne halin varsa gör kızım!" dedi annesi kapıyı çarparak. "Bıktım valla, bezdim senden!" Zeynep odasındaki o zifiri yalnızlığa gömülürken, Harun sabahın ilk ışıklarıyla birlikte lokantanın mutfağındaydı. Tezgahta çarşaf gibi Boşnak börekleri açılmış, yöresel yemekler kazanlarda pişmeye başlamıştı. Harun üzerindeki önlüğü çıkarıp abisine döndü: "Abi, ben bir bankaya kadar gideceğim. Halletmem gereken birkaç işlem var." Abisi tebessüm etti: "Tamam Harun, sen git hallet kardeşim, ben buradayım." Harun lokantadan çıkıp caddeden aşağı, bankaya doğru yürümeye başladı. Tam köşeyi dönecekti ki, küçük bir çocuk aniden önüne geçip yolunu kesti. Elindeki koca mendil paketini uzattı: "Abi... Bir mendil alsana? Ablam için satıyorum..." Harun adımlarını durdurup şaşkınlıkla çocuğa baktı. "Küçük bey... Alırım tabii ama, ablan hasta mı senin?" Çocuk bir an duraksadı, ardından gözlerini Harun’a kaldırıp dikleşti: "Hayır abi, hasta değil. Ama ona vefa borcum var... Onu ödemek için çalışıyorum." Harun bu olgun cevap karşısında hayrete düşmüştü. "Beni şaşırttın ufaklık... Sen oku…

Bölümün tamamını WritePad'de oku