🕊️ZEYNEB-İHARUN 🕊️

24. Bölüm:Kırmızı Babetler, Fırtına

Yazar:

🕊️ZEYNEB-İHARUN 🕊️ – Hanife kitap kapağı
🕊️ZEYNEB-İHARUN 🕊️ – Hanife kitap kapağı

İskenderimizi bitirdikten sonra, garip bir şekilde direnmeden masaya bırakılan hesabı Harun ödedi. İçimde uzun zamandır hissetmediğim garip bir hafiflik vardı; sanki üzerimdeki o ağır, kasvetli bulutlar ilk defa dağılıyordu. "Bursa’da harika bir lunapark olduğunu duymuştum," dedi Harun çayından bir yudum alırken. "Çok güzel diyorlar, gidelim mi?" Şaşkınlıkla gözlerimi açtım. "Bilmem ki... Ben hayatımda hiç lunaparka gitmedim ki." Gözlerinin içi parıldadı. "O zaman benimle bir ilk olsun... Gidelim." Harun cebinden o dokunmatik telefonunu çıkarıp haritadan lunaparkın yerine baktı. Bense hâlâ tuşlu telefon kullanıyordum; onun teknolojiyle olan bu rahatlığı ile benim mahrumiyetim arasındaki mesafe bir an zihnimi tırmalasa da görmezden geldim. Altınpark adındaki o devasa lunaparka gittiğimizde hava kararmak üzereydi. Etraf rengârenk ışıklarla, müzik sesleriyle ve çocuk çığlıklarıyla doluydu. Dışarıdan izlerken bile kalbim güm güm atmaya başladı; daha önce hiç böyle bir şeye binmediğim için içimi dehşetli bir korku kaplamıştı. "Gondola binelim mi Zeynep?" dedi heyecanla devasa gondolu göstererek. "Binelim Harun!" dedim gururuma yediremeyerek. Bu sefer jetonları almak için ısrar ettim ve parayı ben ödedim. İkimiz yan yana gondolun en arka sırasına geçip oturduk. Görevli emniyet demirini üzerimize indirdi. Gondol yavaşça sallanmaya, ardından yükselmeye başladığında bende bütün şalterler attı. Korkudan ne yapacağımı şaşırıp Harun’un gömleğinin kolunu ve elinin üstünü hırsla, sımsıkı kavradım. Gondol her yukarı fırlayıp aşağı çakıldığında avazım çıktığı kadar bağırmaya başladım: "AAAAA! İNDİR BENİ HARUN! KORKUYORUM!" "HARUNN!... ALLAH SENİ NE ETMESİN, İNDİR BENİ HARUN!" Harun yanımda kahkahalar atıyordu! Beni böyle perişan, çaresiz görünce kıkır kıkır gülüyordu. Neredeyse adama ana avrat sövecektim! "ALLAH’IM SANA GELİYORUM! AAAAA!..." Sanki sadece gondolun yüksekliğinden değil, yıllardır içimde biriktirdiğim bütün öfkeyi, hırsı, haksızlığı bağırarak dışarı atıyordum. Hayatımda hiç bu kadar bağırmamış, ciğerlerimi bu kadar zorlamamıştım. Nihayet gondol yavaşladı ve durdu. İçimde inanılmaz bir rahatlama vardı; o çığlıklar ruhumdaki bütün pası silip götürmüştü sanki. "Zeynep bak, durdu... Korkma tamam," dedi Harun yumuşak bir sesle, hâlâ gülerek. Hemen toparlandım, elimi elinden çektim. "Ben korkmadım bir kere! Bilerek bağırdım, ortam eğlenceli olsun diye!" Harun elinin üzerindeki kızarıklıklara bakıp kıkırdadı. "O yüzden mi tırnaklarını etime geçirdin küçük hanım?" Yine adamın elini haşat etmiştim tırnaklarımla. "Off, tamam ya! İlk defa biniyorum işte, korktum! Başka bir şeye binmem ama, yoksa kusarım şuraya." "Tamam," dedi başını sallayarak. "Hava da kararmak üzere zaten, otobüsü kaçırmayalım. Anca varırız köye." "Tamam Harun... Ama bak, bu halimi sakın ama sakın evde kimseye anlatmayacaksın, tamam mı?" "Tamam... Tamam, söz," dedi gülüşünü gizlemeye çalışarak. "Sen kendine hiçbir şey almadın ama çarşıdan?" "Var dedim ya, ihtiyacım olan tek şey gözlüktü. Hadi dönelim artık." Otobüs durağına doğru yürürken ince bir yaz yağmuru atıştırmaya başladı. Yüzümüze düşen iri damlalarla birlikte çocuk gibi gülüşerek durağa koştuk. Hemen gelen otobüse bindik. Harun bilet ücretini ödedi, biz de arka koltuklara geçip oturduk. Saçlarımız, kıyafetlerimiz hafifçe ıslanmıştı. Yol boyunca otobüsün loş ışığında sürekli birbirimize bakıp gülümsedik. Gerçekten çok güzel, huzurlu ve eğlenceli bir gün geçirmiştik. Birlikte koyduğumuz o 24 saatlik "arkadaşlık süresi" gece saat 12’de doluyordu. Ama içimden bir ses, onunla bu arkadaşlığa sonsuza kadar devam edebileceğimi fısıldıyordu. Ona dönüp alçak bir sesle konuştum. Harun bana baktı, yüzünde yumuşacık bir tebessüm belirdi. "Zeynep... Bugün gerçekten çok güzeldi. İlk buluşmamız gibiydi. Hiç tartışmadan, çok güzel geçti birlikte. Senin böyle içten gülümsemen beni o kadar mutlu ediyor ki..." Ona karşı buzlarım tamamen erimişti. Onun okyanus gibi derin mavi gözlerinde korunaklı bir ada olmak, o limana sığınmak is…

Bölümün tamamını WritePad'de oku