🕊️ZEYNEB-İHARUN 🕊️

21. Bölüm: Sıçrayan Kıvılcımlar ve Aşırı Yüklü Bi

Yazar:

🕊️ZEYNEB-İHARUN 🕊️ – Hanife kitap kapağı
🕊️ZEYNEB-İHARUN 🕊️ – Hanife kitap kapağı

Bölüm görselleri

🕊️ZEYNEB-İHARUN 🕊️ - 21. Bölüm:  Sıçrayan Kıvılcımlar ve Aşırı Yüklü Bi bölüm görseli 1
🕊️ZEYNEB-İHARUN 🕊️ - 21. Bölüm: Sıçrayan Kıvılcımlar ve Aşırı Yüklü Bi bölüm görseli 1

Ortam aniden ağır bir sessizliğe gömüldü. Ateri kollarını kenara bırakmış, öylece duruyorduk. Harun’un gözleri doğrudan benim gözlerimdeydi; sanki o bakışların ardındaki dipsiz mavilikle zihnimin en gizli köşelerini okumaya çalışıyordu. Ben ne kadar inkar etsem de... O mavi renk ona çok yakışıyordu. Ateşe düşmüştüm sanki; ona yaklaştıkça görünmez bir alevle kavruluyor, uzaklaştıkça buz kesip sönüyordum. O yoğun sessizliği Harun’un o yumuşak sesi böldü: "Neden mavi rengi seviyorsun Zeynep?" İç sesim hemen savunmaya geçti: Yine başladı soru sormaya! Aman ne meraklı adam... İddiayı kaybettim diye iyi davranmak zorundayım, aksi halde 'arkadaşlık ateşkesini' bozan taraf ben olacağım. Yüzüme anında sahte, pürüzsüz bir gülümseme yerleştirdim. "İnsanın bir rengi sevmesi için illaki bir nedeni mi olması gerekir... Arkadaşım?" "Arkadaşım" kelimesi dudaklarımdan dökülünce Harun’un dudak kenarları bıyık altından hafifçe kıvrıldı. Zafer kazanmış gibi bakıyordu. Dayanamayıp ben de ona sordum: "Peki sen neden yeşil rengi seviyorsun bakalım?" Hafifçe güldü. Bakışları yumuşadı, derinleşti. "Yeşil bana cenneti anımsatıyor. O yüzden yeşil benim için huzur demek... Arkadaşım." Al işte! O da bana 'arkadaşım' dedi. Kibarlıktan ölmeyip akşamı çıkarırsak iyiydi! Gözlerimi devirerek cevap verdim: "Ben de okyanusu çok seviyorum. Masmavi olduğu için maviyi severim." Harun ilk defa ona defans yapmadan, kestirip atmadan düzgün bir cevap vermeme şaşırmış gibi gülümsedi. "Okyanusa çok gitmiş olmalısın o zaman, bu kadar sevdiğine göre?" İçimden kendi kafama vurmak geldi: Ben okyanus mu dedim?! Off! Deniz desene kızım, Türkiye'de ne arar okyanus? Ne diye lafı uzatıyorsun ki! Hemen toparlamaya çalıştım: "Ha deniz, ha okyanus... Sonuçta ikisi de su değil mi? Hem ben maviyi sadece oyundaki avatar rengi olarak seviyorum. Normalde renk tercihim Siyahtır benim." Harun’un içinden "Tabii canım, eminim öyledir" dediğini duyar gibiydim. Mavi gözlerinde öyle muzır bir tebessüm duruyordu. Tam o sırada bahçeden babaannemin cırtlak sesi yükseldi: "Zeynep! Kızım!" "Aa, babaannem çağırıyor!" diyerek bir fırlayışta odadan dışarı fırladım. Yoksa Harun’un sorularının, o derin bakışlarının altında ezilip kalacaktım. Ne kadar meraklıydı ya! Maviyi seviyorsam seviyordum, neyini bu kadar kurcalıyordu ki? Ahşap merdivenleri hızla inip terliklerimi giydim ve bahçeye çıktım. "Ne oldu babaanne?" "Kızım, koş git Hacer gilden iki tane yumurta iste bakayım. Bizim yumurta bitmiş, akşam veririm ben ona." Yüzümü buruşturdum. "Babaanne ya, ben niye gidiyorum? Elif nerede?" "Karşıda komşunun kızlarıyla oynuyor." "Eee, onlardan isteseydin ya?" "Onlarda da kalmamış kızım. Ne var yani, iki dakika varıp alsan ayağın mı kırılır?" Arkamdan gelen Harun, ben daha itiraz edemeden babaanneme cevap verdi: "Tamam babaanne, biz Zeynep’le gidip alırız şimdi." Neyi alıyoruz acaba?! Yine benim yerime karar veriyordu Aşçı Efendi! Sessizce söylenerek, "Tamam, gidelim alalım bari..." dedim. Harun ayağımdaki terliklere baktı. "Ayakkabılarını giy Zeynep. Ayağın daha tam iyileşmedi, terliklerle taşlık yolda yürünmez." "Alt tarafı iki adım yere gideceğim, niye uğraşayım ayakkabıyla Harun ya?" Harun sesini hafifçe sertleştirdi: "Zeynep... Hadi." "Sen de iyice emir vermeye başladın ha! Ne oluyoruz yani?" "Hani arkadaştık?" dedi göz kırparak. "Terslemek yoktu hani?" Gözlerimi devirdim. "Tamam Harun arkadaşım, giyiyorum hemen ayakkabıyı!" Harun halime bıyık altından gülüyordu. Adamın elinde maskara olmuştum, haberim yoktu! Siyah spor ayakkabılarımı zoraki ayağıma geçirip tekrar bahçeye çıktım. Annem yıkanan çamaşırları ipe asmıştı; kirlenen elbiselerim yıkanıp kurumaya bırakılmıştı çok şükür. Taşlı yoldan aşağı doğru yürürken Harun da gölgem gibi beni takip ediyordu. "Ben tek başıma giderdim," dedim omzumun üstünden bakarak. "Sen niye geliyorsun ki?" "Hastasın Zeynep. Oyundan önce de banyoda çıkarıyordun içini." İçimdeki patlamaya engel olamayıp bir anda çıkıştım: "Senin yüzündendi o bir kere! Yemek yerken bile..." Ani…

Bölümün tamamını WritePad'de oku