Zehirli Yuva

Herşey bitmişti ki

Yazar:

Zehirli Yuva - Hanife i Bay kitap kapağı
Zehirli Yuva kitap kapağı

Selma konağın karanlık gölgelerinden hızla uzaklaşırken, arkasında bıraktığı tek şey sadece bir konak değil, ona nefes aldırmayan o zehirli geçmişiydi. Adımlarını hızlandırdıkça, bebeğinin hırıltılı nefesi göğsünde bir kor gibi yanıyordu. ​Şehir dışındaki eski, terk edilmiş bir tren istasyonuna vardığında şafak yeni yeni sökmeye başlamıştı. Her yer sessizdi; bu sessizlik Selima için ilk kez bir korku değil, bir özgürlük senfonisi gibiydi. Bebeğini kucağında sıkıca tutarak, rayların üzerindeki soğuk banka oturdu. Yanındaki eski çantada, biriktirebildiği birkaç altın bilezikten başka hiçbir şeyi yoktuSelma, kalbi ağzında, "Sadece gidiyorum," dedi, sesindeki titremeyi gizlemeye çalışarak. "Çok uzaklara." ​Adam yaklaştı, elindeki feneri Selima'nın yüzüne tuttu. Işık, Selima'nın yorgun gözlerinde patladığında, adamın bakışları bebeğe kaydı. Bir an duraksadı, sanki birini hatırlamış gibi oldu. "Bu konakların çocukları..." diye mırıldandı, "hiçbir zaman özgür kalamazlar. Arkanda kimlerin olduğunu biliyorsun, değil mi?" ​Selma adamın bu sözleriyle dünyasının başına yıkıldığını hissetti. Onlar şimdiden izini sürmeye başlamışlardı bile. Ancak konak ahalisi durmayacaktı. Özellikle kaynanası, Selima'nın kaçışını sadece bir hakaret değil, ailenin şerefine vurulmuş bir darbe olarak görecekti. Selima bunu biliyordu; onlar onu bulmak için her yolu deneyeceklerdi. ​O sırada, istasyonun uzak köşesindeki büfenin önünde bir karartı belirdi. Selima hemen bebeğini ceketinin altına gizledi, nefesini tuttu. Gelen kişi, istasyonun gece bekçisi gibi görünüyordu ama yüzünde, ona hiç de tanıdık gelmeyen, biraz da şüpheci bir ifade vardı. ​"Bu saatte, küçük bir bebekle burada ne işin var?" diye sordu adam, sesi paslanmış bir kapı gıcırtısı gibiydi Ancak konak ahalisi durmayacaktı. Özellikle kaynanası, Selima'nın kaçışını sadece bir hakaret değil, ailenin şerefine vurulmuş bir darbe olarak görecekti. Selima bunu biliyordu; onlar onu bulmak için her yolu deneyeceklerdi. ​O sırada, istasyonun uzak köşesindeki büfenin önünde bir karartı belirdi. Selima hemen bebeğini ceketinin altına gizledi, nefesini tuttu. Gelen kişi, istasyonun gece bekçisi gibi görünüyordu ama yüzünde, ona hiç de tanıdık gelmeyen, biraz da şüpheci bir ifade vardı. ​"Bu saatte, küçük bir bebekle burada ne işin var?" diye sordu adam, sesi paslanmış bir kapı gıcırtısı gibiydi

Bölümün tamamını WritePad'de oku