Selma'nın hikayesi..
Yazar: Hanife i Bay

Ben Selma yakın zamanda aşk evliliğimi gerçekleştirdim ama peri masalı gibilerine benzemedi farklıydı... Bölüm: İstenmeyen Miras Selma için o büyük aşk evliliği, kısa sürede altın kafesli bir hapishaneye dönüşmüştü. Konağın kapısından içeri girdiği gün, aslında kendi hayatının kontrolünü kaybetmeye başladığını o zaman anlamamıştı. Kaynanası, görümcesi ve eltisinin bakışları, tıpkı bir zehirli sarmaşık gibi ruhunu sarmış, her adımını sorgular hale getirmişti. Onlar için Selma sadece bir "gelin" değil, yerine getirmesi gereken görevleri olan bir yabancıydı. "Yine mi kız?" diye haykırdı kaynanası, kucağındaki minik bebeğe bakmadan. Odanın içi, görümcesinin alaycı gülüşleri ve eltisinin acıyan bakışlarıyla doluydu. Bu konakta sadece erkek evlatlar makbuldü; soylarını sürdürecek, isimlerini yaşatacak olanlar onlardı. Bir kız çocuğu, onlar için sadece bir "yük" ve hayal kırıklığıydı. Selma kucağındaki bebeğin sıcaklığını hissederken, odadaki herkesin gözündeki o soğuk reddedişi gördü. Kızının günahı, sadece kız olmasıydı. O an, bebeğinin yüzüne ilk kez baktı. Gözlerinde, kendi kaderinden farklı bir ışık gördü. Ona baktığında, konaktaki o boğucu atmosferin içinde, bu bebeğin bir "yuva" değil, aslında gerçek bir tehlike içine doğduğunu anladı. Bu "Zehirli Yuva"dan kurtulmanın tek yolu vardı. Selma, odasına çekildiğinde, kimse fark etmeden küçük bir bohça hazırladı. Gözyaşlarını sildi, bebeğini sıkıca sardı ve o konağın ağır kapılarını arkasında bırakmak üzere adımını attı. Beni istemeyen bir yerde, senin yaşamana izin vermezler," diye fısıldadı kızına. "Şimdi buradan gidiyoruz. Senin için yeni bir dünya kuracağım." Gece karanlığında konağın bahçesinden çıkarken, arkasında bıraktığı o sahte hayatı değil, bebeğinin geleceğini düşünüyordu. Selma artık sadece bir eş değil, korumacı bir anneydi. Ve kaçtığı yer, onun özgürlüğe açılan ilk kapısı olacaktı.