8- TEKLİF
Yazar: Ümran TAN

Ramazanda bölüm yazmak ne zor ya diyerekten konuya giriyorumm. Elimdeki stok bölümler bittiği için bi türlü bölümü bitiremedim. Oruç sonrası düzenimize devam edeceğiz inşallah 🤲 Bu arada yorumlarınıza bayılıyorumm hajsjs çok tatlısınız Zarinaya olan sevginiz beni bitiriyor ajsjsj Yorumlarınızı merakla bekliyorum yıldıza basmayı unutmayınnn Keyifli okumalar 🫶🏻 🪞 🪞 🪞 Hafif bir rüzgâr gelinliğimin eteklerini savururken genzime dolan barut kokusu dağıldı. Sıcak bir esintiydi ama içimdeki soğukluğu kırmaya yetmemişti. Bedenimdeki titremeyle beraber geriye doğru sendeledim. Kulaklarım uğulduyordu. Zaman durmuş gibiydi ama Demirhan'ın omzundan süzülen kan, bunun aksini gösteriyordu. Demirhan yana doğru sendelediğinde yaralı kolunu tuttu. Omzuna bastırdığı parmaklarının arasından koyu kırmızı kan sızmaya başlamıştı bile. Taş zemine düşen her damla, yaptığım şeyin ciddiyetini yüzüme vuruyordu. O-Onu omzundan vurmuştum. "Ah!" diye acıyla soludu. "Sikeyim!" Ben onu vurmuştum. Gerçekten yapmıştım bunu. Kahretsin! "D-Demirhan..." Kesik çıkan sesim bana ait olamayacak kadar boğuktu. "Ben..." Başını kaldırıp öfke ve şaşkınlığın iç içe girdiği gözleriyle bana baktı. "Ne yaptın sen deli karı?!" Olanlara o da inanamıyordu. "V-Vurdum mu seni?" Sanki cevabı bilmiyormuşum gibi saçmalamıştım. "Yok be, havai fişek attın," dedi dişlerinin arasından. "Ben kendi kendimi vurdum. Deliyim ya ben kendimi mermi manyağı bile yaparım." Konuştukça ses desibeli yükselse de ona doğru birkaç adım attım. "Dur bakayım." "Sakın," dedi ve geri çekildi. "Elini bile sürme!" Taş zemine bulanan kana baktım. Gelinliğimin eteklerine bulaşmıştı o kan. "Lan zaten deliydin de," diye homurdandı. "Bugün tam paket çıldırmışsın. Polis memurunu silahla yaralamak nedir ula! Sıcaktan beynin mi eridi?" Yanağımın iç kısmını korkuyla ısırdım. "S-Sen üstüme yürüdün!" diye savunmaya geçtim. "Silahımı almıştın. Yürümeyip alkış mı tutsaydım?" Çabam boşa olsa da devam ettim. "Keyfimden almadım ki! Beni kaçırdın hem de düğün günümde!" Kolunu oynatmaya çalışınca yüzü acıyla buruştu. "Of be! Çok açıyor amına koyayım." "Gerçekten mi?" Bana öyle bir baktı ki yerime sindim. "Yoo öyle keyfimden bağırıyorum. " "Sen..." dedim tedirgin bir sesle. "Ölmezsin değil mi?" Daha ne kadar saçmalayacağımı merak ediyordum ama korku, mantıklı düşünmemi engelliyordu. Elini yarasından kaldırınca kurşunun derisini sıyırıp geçtiğini görebildim. "Bilmem, öle de bilirim." "Abartma," desem de sesim korku doluydu. "Alt tarafı küçük bir sıyrık." Aslında değildi. Teni iyice beyazlaşmış alnından ise ter damlaları boşalıyordu. Kolunu tekrar sıkmaya başladı. "Beni kaçırmaya çalışmasaydın bunların hiçbiri olmazdı." Gözlerini kapattığında acı yüzündeki çizgileri belirginleştirmişti. "Seni kurtarmaya çalıştım!" "Kimden? Kendimden mi?" Gözlerini açıp "Evet ula!" diye bağırdı. "En çok kendinden!" Sözleri havada asılı kaldığında bakışları bir anda ciddileşti. "Birazdan herkes gelir. Polis memurunu kendi silahıyla nasıl vurduğunu açıklarsın artık." "Ama-" dediğimde "Aması yok," diye kesti sözümü. "Ya şimdi şu siktiğim arabaya biner benimle gelirsin ya da seni kasten adam yaralamaktan içeri atarım." Panik mideme oturdu. "Bunu yapamazsın." "Öyle bir yaparım ki..." "Ama düğün-" "O düğün olmayacak. Bunu o güzel kafana sok ve seçimini yap." Üstündeki gömleğin etek kısmını tek eliyle yırtıp omzundaki yaraya bastırdı. "Ya benimle gelirsin..." dedi nefesini toparlamaya çalışarak. "Ya da yakalanırsın. Kararını ver gelin hanım." Gelin hanım. O kelime mideme yumruk gibi indi. Gelinliği kana bulanan gelin. "Abimi öldürürler." Bunu dile getirmek bile sesimin titremesine yetiyordu. Demirhan sabırsızca ofladı. "Abine bir şey olmayacak ama sen burada dikilmeye devam edersen senin için hiç iyi şeyler olmayacak." "Bundan nasıl bu kadar emin olabilirsin?" diye yakındım. " En ufak hatamızda her şey bitecek." Kaçmak, saklanmak ya da yeni bir belirsizliğe sürüklenmek istemiyordum. Abimi riske atan hiçbir şeyi istemiyordum. Demirhan birkaç saniye…