5- FERMAN
Yazar: Ümran TAN

Bu bölüm için ayrı heyecanlıyım çünkü artık olaylar başlıyor. Yorumlarınızı sabırsızlıkla bekliyorummm. Bir de yıldıza basmayı unutmayın olur muu 🥹🫶🏻 🪞 🪞 🪞 Silahların ardı ardına patladığı saniyeler ardından her şey bir anda derin bir sessizliğe gömüldü. Uğursuz bir sessizlikti ve sadece geceyi değil, hepimizi esir almıştı. Bedenimi saran titreme arttığında gözlerim sıkı sıkıya kapalıydı. Gözlerimi açmak istiyordum ama korkuyordum çünkü biliyordum, korkunç bir kâbusa uyanacaktım. "Ambulansı ara!" Demirhan'ın sesi karanlığı yarınca gözlerimi açtım. Vurulan kişi ben değildim. Gözlerim yerde yatan bedene kaydı. Az önce bana silah doğrultan adam şimdi yerde hareketsiz bir şekilde yatıyordu. Yılmaz... O vurulmuştu. Çığlık atmamak için elimi dudaklarıma sıkıca bastırdım. Hayır hayır olamaz! Vurulan kişi bir Karahanlı olamaz. Midem altüst olmuştu. Abim yanımda belirdiğinde kollarını titreyen bedenime sarıp sıkıca sarıldı. Gözlerimi Yılmaz'dan ayıramıyordum. "Se-sen mi vurdun?" diye fısıldadım. Cevabını bile bile sorduğum bir soruydu. Allah'ım, n'olur o vurmamış olsun. N'olur hayır desin. "Zarina, iyi misin abim? Sana zarar verdi mi?" Sorularına cevap vermek yerine "Abi sen mi vurdun?" diye tekrarladım. Sesim bedenim gibi titrekti. Demirhan "Zarina iyi mi?" diye sorduğunda ona baktım. Gözleri üstümdeydi. "Ö-Öldü mü?" Demirhan cevap vermeden Yılmaz'ın önünde diz çöktü. Nabzını kontrol ederken yüzü sertti. "Yaşıyor ama çok kan kaybediyor." Tişörtünü çıkarıp Yılmaz'ın göğsüne bastırdıktan sonra ambulansı aradı. Adresi verdikten sonra ekip arkadaşlarını arayıp destek istedi. "Abi sen n'aptın?" diye hıçkırdım. "O seni vuracaktı Zarina," dedi sertçe. "Ben onu vurmasaydım, yerde yatan kişi sen olacaktın." "Olsaydım," diye bağırdım. "Yeter ki sen suçlu olmasaydın. Ölmeye de razıydım ben." "Sus!" Sesi o kadar yüksekti ki korkuyla irkildim. "Bir daha sakın böyle konuşma. Senin için dünyayı yakarım ben." Beni göğsüne yasladığında ağlayamıyordum bile. Donup kalmıştım. "Abi... Eğer o ölürse..." Devamını getiremedim. Çünkü biliyordum. Eğer ölürse kan davası başlayacaktı. Ailesi abimi sağ bırakmazdı. "Düşünme bunları," dedi ve beni yerden kaldırmaya çalıştı. "Yine olsa yine aynısını yaparım. Sen benim kardeşimsin, ne olursa olsun seni korumak zorundayım." Beni korurken kendini ateşe atmıştı. Buna nasıl dayanırdım? Yılmaz ölmesin diye dualar ederken ambulans gelmişti. Aynı dakikalar içinde babamın arabası da bulunduğumuz sokağa ulaşmıştı. Arabadan annem de çıkıp bana doğru geldi. Korku dolu gözleriyle bana sıkı sıkı sarılıp ağlamaya başladı. Babam ise tek kelime etmeden sedyeye alınan Yılmaz'ı izliyordu. Demirhan ilk müdahaleyi yapmış olsa da durumu kritikti. Ambulans uzaklaştığında polis arabaları peş peşe geldi. Sokak birkaç dakika içerisinde mahşer alanına dönmüştü. Demirhan, Yılmaz'ın kanı bulaşan elleriyle bize doğru yürüdü. "Osman Karadağ," dedi ve yutkundu. Arka cebinden çıkardığı kelepçeyi abime uzattığında çenesini kenetlenmişti. "Yılmaz Karahanlı'yı kasten yaralamaktan tutuklusun." Annem yere yığıldığında onu tutacak gücü kendimde bulamadım. Sadece ellerini Demirhan'a uzatan abimi izledim. Bileklerine kelepçe vurulurken tek kelime etmedi. Babam daha fazla izleyemediği için arkasını döndü. Dudaklarımdan kopan hıçkırıkla onlara doğru yürüdüm. "Yapma," diye yalvardım. Kalan son gücümle uzanıp Demirhan'ın kolunu tuttum. "Lütfen..." Bedeni taş kesilmişti. "Zarina," dedi abim sakin ama yorgun sesiyle. "Bırak, işini yapsın." Başımı iki yana sallarken "Hayır hayır," diye sayıkladım. "Abim sadece beni korumak istedi. Sen de gördün." Demirhan tek kelime etmedi. Tırnaklarım kolunu çizerken hareket dahi etmiyordu. "Duymuyor musun beni? Bırak onu." Abimi polis arabasına doğru götürürken koluna asıldım. "Yalvarırım bırak." Abim başını kaldırıp Demirhan'a baktı. "Ben içerideyken Zarina sana emanet. Koru onu." Sonra o, bir suçlu gibi polis arabasına bindirildi. Demirhan kapıyı kapattıktan sonra başını çevirip gözlerime baktı. "Özür dilerim Zarina,"…