ZARİNA

16- HİSLER

Yazar:

ZARİNA – Ümran TAN kitap kapağı
ZARİNA – Ümran TAN kitap kapağı

Bitmeyen taşınmalar, kurulmayan düzenler, televizyon deviren bebe, bitmeyen yaz telaşı... Ekime kadar bölümlerimiz düzensiz gelmeye devam edecek. Dosya teslim sonrası daha rahat bir şekilde bölümlere devam edeceğim diye umuyorum. Keyifli okumalar dilerim yorumlarınızı bekliyorumm Dakikalar önce içtiğim içki miydi, yoksa dudaklarıma bastırdığı dudakları mıydı bilmiyordum ama başım dönüyordu. Sanırım asıl sebebi kokusuydu. Çok güzel kokuyordu. Burnumu boynuna bastırıp kokusunu teninden solumak o kadar güzeldi ki... Sarhoş olmuştum. Dokunuşları ve kokusu yüzünden körkütük sarhoş olmuştum. Kollarının arasında durdukça bacaklarımdaki güç çekiliyordu. O beni öptükçe ben dünyadan soyutlanıyordum. Dudaklarını yavaşça dudaklarımdan ayırdığında aramızdaki mesafe sadece birkaç santimti. Nefeslerimiz birbirine karışırken göğüslerimiz aynı anda hareket ediyordu. İç içe giren kirpiklerimi araladığımda ilk gördüğüm şey gözleri oldu. Bana öyle derin bakıyordu ki kalbim yeniden hızlandı. Bu gidişle kalp krizi geçirecektim. Nefes almaya çalışırken parmakları ensemden omzuma doğru kaydı. Tenim diken diken oldu. Ayaklarım yere değmiyordu. "Bunu neden yaptın?" Dudaklarının kenarı belli belirsiz kıvrıldığında gözleri dudaklarıma kaydı. Beni tekrar öpmek ister gibi bakıyordu. "Daha fazla kendimi tutamadım," dedi boğuk sesiyle. Normalde onu itmeli ve aramızdaki mesafeyi korumalıydım. Ama yapamadım. Çünkü daha fazla yaklaşmasını istiyordum. Öpüşüyle kabaran dudaklarımı birbirine bastırdım. "Şimdi bile tekrar öpmek istiyorum," diye fısıldayınca nefesimi tuttum. "Ama o zaman bu odadan çıkamayız." "Bunu bir daha yapma." Başımı iki yana salladım. "Yani yapmayalım." "Gözlerin hiç öyle demiyor." Kaşlarım çatıldı. "Sarhoşum çünkü." Serseri bir gülümsemeyle dudaklarıma doğru yanaştı. "Öpücüklerimden mi?" Dudaklarımız birbirine dokunuyordu. O böyle yakın oldukça ben kafamı toplamayazdım ki! "Ne alakası var?" diye söylendim. "İçkiden." Belimde duran elini bastırarak beni bir kez daha kendine çekti. "Yalan söylemek sana hiç yakışmıyor." Artık nefes alamıyorum. Çok yakındı, çok sıcaktı ve çok güzel kokuyordu. Utançla göğsüne vurdum. "Yalan falan söylemiyorum," diyebildim. "Sarhoşum." "Yalancı." Dudaklarını dudaklarıma sürtünce gözlerim bir kez daha kapandı. Tüm gece boyunca buna devam edebilirdim. Tam o sırada kapı tıklatıldı. Gözlerim kocaman açılırken ikimiz de olduğumuz yerde donup kaldık. "Zarina?" Ablamın sesini duyduğunda doğrulsa da kapı hızlıca aralandı ve ablama yakalandık. "Her yerde sizi arıyo—" Cümlesi yarıda kaldı. Bakışları önce bana sonra Demirhan'a ardından hâlâ birbirine fazlasıyla yakın duran bedenlerimize kaydı. Yüzünde kısa süreli bir şaşkınlık belirse de boğazını temizleyerek hemen toparlandı. Sanki hiçbir şey görmemiş gibi kapıyı biraz daha açtı. "Misafirler sizi bekliyor." İkimiz de aynı anda geri çekildik. "Şey..." Ben konuşmaya çalışırken Demirhan "Geliyoruz," dedi. Ablam gülmemek için dudaklarını birbirine bastırıyordu. "Tamam," dedi ciddi görünmeye çalışarak. "Ben çıkayım." Kapıdan çıkacakmış gibi yaptı. Sonra yeniden dönüp Demirhan'a baktı. "Ama gelmeden önce," dedi eliyle yüzünü işaret ederken. "Yüzünüzdekileri temizleyin." Demirhan anlamadığı için kaşlarını çattı. "Ne?" "Ruj," dedi imalı bir gülümsemeyle. "Her yere bulaşmış da." Yüzüm kıpkırmızı kesilirken ablam bizi utandırmaktan zevk aldığı için devam etti. "Misafirler görmesin diye söylüyorum." Göz kırpıp odadan çıktığında gülmeye başladım. Bedenimdeki gerginlik buhar olup uçmuştu sanki. Demirhan dudaklarına dokundu. Parmaklarına bulaşan bordo rengi görünce "Sikeyim ula," diye mırıldandı. "Bunu hiç düşünmemiştim." "Bu rujun başıma bela olacağı belliydi." Kıkırdamama engel olamadım. "Çok tatlısın," dedim kendime engel olamayarak. Dik dik bana baktı. "Sen de sarhoşsun." Omuz silktim. "Belki, biraz." "Bu halinin tadını çıkarmak istesem de ablan haklı," dedi iç çekerek. "Odadan çıkmamız lazım." Ablam tekrar odaya girdiğinde önce Demirhan'a ıslak mendil uzattı. Ardından ruj ve kapatıc…

Bölümün tamamını WritePad'de oku