15- ATEŞ
Yazar: Ümran TAN

İyi geceler dilerim. Yorumlarınızı heyecanla bekliyorum, keyifli okumalar ✨ 🪞 🪞 🪞 Yol boyunca kimseden çıt çıkmadı. Hepimiz köşelerimize çekilmiş akıp giden yolu izliyorduk. Motorun uğultusu arabanın içine çöken sessizliği daha da belirgin hâle getiriyordu. Yolun bir an önce bitmesini bekliyor gibiydik. Neyse ki Demirhan'ın küçük yeğeni Nilsu yanımızdaydı. Onun varlığı ortamdaki gergin havayı azaltıyordu. "Dayı, babam bana yeni bebek aldı. Gördün mü?" "Gördüm dayıcım, senin gibi prenses o da." Tatlı tatlı güldü. "Babam da öyle söyledi." Demirhan ona gülümsedi. "Baban doğru söylemiş." Ön koltukta oturduğum için başımı arkaya doğru çevirip Nilsu'nun gülen yüzüne baktım. Gözlerini dayısından hiç ayırmıyordu. Onun bu tatlı halleri gülümsememe neden oldu. Çok tatlı bir kızdı. Sonra bakışlarım istemsizce annesine kaydı. Başını cama yaslamış dışarıyı izliyordu. Burada olmaktan memnun olmadığı yüzündeki ifadeden belliydi. Dudaklarımdaki gülümseme yavaşça silinirken bakışlarımı önüme çevirdim. Önümüzdeki birkaç gün tahmin ettiğimden zor geçecekti. "Bu evlilik çok ani olmadı mı?" Ablasının ani sorusu üzerine Demirhan'ın direksiyonu kavrayan parmakları gerildi. "Konuştuk ya bunları abla." "Biz hiçbir şey konuşmadık ki Demirhan. Sen anlattın, biz dinledik. İkisi aynı şey değil." Demirhan dikiz aynasından ablasına baktı. "Sonra yine konuşuruz, şimdi sırası değil." "Hep aynı laflar," diye söylendi ablası. "Ne zaman gelecek o sıra?" Sorusuna cevap beklemeden devam etti. "Her şey olup bittikten sonra mı?" Demirhan iç geçirdi. "Az sabır abla, konuşacağız dedim ya işte. Önce şu akşamı bi geçirelim." "Yok İnanç, ben kardeşimi tanıyamıyorum artık." "Gülendam bi sakin ol karıcım. Konuşacağız sonra." "Ay nasıl olayım?" diye parladı. "Ya bu çocuk yıllardır evlilik lafı açıldığı an kaçan adamdı. Noldu da aniden evlenmeye karar verdi? Benim aklım almıyor." "Abla-" "Ne abla abla? Benim yerimde kim olsa bunun nedenini sorgular." Bir şeyler söylemem gerekiyordu ama ne demem gerektiğini kestiremiyordum. Bu yüzden tek kelime edemedim. Kadın haklıydı. Abim de böyle ani bir evliliğe karar verse biz de şok olurduk. "Her evliliğin uzun bir hikâyesi olacak diye bir kural mı var abla?" "Yok kardeşim. Ama her ani kararın arkasında bir sebep illa ki vardır." Arabanın içinde yeniden sessizlik oluştu. Demirhan gözlerini yoldan ayırmıyordu. Gözlerimi kucağımda kenetlediğim ellerime diktim. Gülendam'ın bakışlarını üzerimde hissedebiliyordum. Bu işin peşini bırakmayacaktı. Birkaç dakika sonra araba, konağın kapısının önünde durduğunda ilk inen Demirhan oldu. Arka kapıyı açıp önce Nilsu'yu dikkatlice kucağına aldı. Nilsu küçük kollarını dayısının boynuna sarıp etrafına merakla bakarken Gülendam ve eşi de arabadan indi. Ben de kapıyı açıp dışarı çıktığım anda mideme kramplar giriyordu. Bu akşamı sağ salim atlatabilecek miydim acaba? Konağın kapısından içeri girdiğimizde avlu sabahın aksine daha sakindi. Bizim geldiğimizi duyunca annem ve babam avluya çıktı. Arkasından abim ve ablam da gelmişti. Bakışlarım istemsizce abime kaydı. Sabahki öfkesi dinmiş gibi görünse de pek güven vermiyordu. Umarım bu akşam bir taşkınlık yapmazdı. Demirhan'ın ailesini görünce zoraki bir baş selamı vermekle yetindi. Annem bize doğru yürürken "Hoş geldiniz," dedi içten bir gülümsemeyle. "Yol sizi yormuştur. Buyurun, içeri geçelim. Akşam yemeği de neredeyse hazır." Ablası kibarca gülümsedi. "Hoş bulduk. Rahatsızlık verdik size de." "Estağfurullah, ne rahatsızlığı? Artık akrabayız." Öyle sayılırdık... değil mi? Demirhan usulca yanıma yaklaşıp kulağıma eğildi. "Hazır mısın?" Bakışlarımı ona çevirdim. Dudaklarının kenarı belli belirsiz kıvrıldı. "Asıl savaş birazdan başlayacak." Dirseğimle karnına vurdum. "Hiç yardımcı olmuyorsun." Göz kırptı. Hâlâ nasıl bu kadar rahat olabiliyordu? Sanki sahte bir evlilik yapmamışız ve onlarca yalan söylememişiz gibiydi. Ablası babamla tanışırken mideme giren kramplar biraz daha arttı. "Sakin ol." "Olmaya çalışıyorum," dedim derin bir nefes alırken. "Her an k…