ZARİNA

9- YABANCI

Yazar:

ZARİNA - Ümran TAN kitap kapağı
ZARİNA kitap kapağı

Ay ben geldim ben geldimm 🥹 Oruç, bayram derken sonunda gelebildim. Yazarken inanılmaz keyif aldığım bir bölüm oldu, umarım aynı şekilde okurken keyif alırsınız. Bunu sadece yorumlarınızdan anlayabilirimmm Lütfen satır arası yorumlar atın aşırı eğleniyorum okurken 🫠 Tepkileriniz💞💖💕💝💘💓💗 Sizi "gidik" çiftimle bırakmadan önce yıldıza basmayı unutmayınnn Afiş için (ig gunotee ) çok teşekkür ederim 🪞 🪞 🪞 Sabaha kadar gözümü kırpmadan oturmuş, düşünmekten neredeyse delirecek hale gelmiştim. Saatler boyunca aynı düşünceler kafamın içinde dönüp durmuş ve başımın zonklamasına neden olmuştu. Ama elimde değildi. Bir çözüm yolu bulmak zorundaydım. Sonsuza kadar kaçarak yaşayamazdım. Karahanlılar bir belaydı ve benim bu belayı hayatımızdan söküp atmam gerekiyordu. Odanın içinde attığım sayısız adımlar, yolduğum saç tellerim ve uykusuz geçen uzun saatlerin ardından bulduğum en mantıklı çözüm buydu, evlenmek. Ama bu kez düşmanımla değil, abimin beni emanet edeceği kadar çok güvendiği adamla. Bakışlarımı karşımdaki adama çevirdim. Komiser Demirhan Çakır. Abim ona güveniyorsa ben de güvenecektim ve kaderimi onunla birlikte şekillendirecektim. Tabii bana deliymişim gibi bakmayı keserse... Tuhaf bakışlarına bir son vermesi için "Anlaşmalı bir evlilik olacak," diye açıkladım. Ama sözlerim hiçbir şeyi değiştirmedi. Bana akıl sağlığımı kaybetmişim gibi bakmaya devam ediyordu. Normal şartlar altında olsak yüzündeki o şaşkın ördek ifadesine gülebilirdim. Ama şu an gerginlikten bayılmak üzereydim. "Uyurken bi taraflarını açıkta mı unuttun?" diye sordu ciddi ciddi. Omuz silkip "Uyumadım ki," dedim ve çaydan bir yudum daha aldım. Garip bir şekilde çayı çok güzel demlemişti. Kaşlarım çatıldı. Bu kadar saçma bir anda bunu fark ettiğime göre gerçekten deliriyor olabilir miydim? "O zaman delirdin!" diye bağırdı. Tekrar omuz silktim. "Büyük ihtimalle," diye geveledim. Sonuçta evlenme teklifi ettiğim adamı silahla yaralayalı yirmi dört saat bile olmamıştı. Çay bardağını masaya bırakıp ona doğru eğildim. Güneşin yansıması yüzüne vuruyordu. Bu yüzden saçları ve sakallarının tonu daha açıktı, neredeyse sarı gibi görünüyordu. Tıpkı gözleri gibi... Gözlerinin içine bakarak konuştum. "Başka çarem yok." "Siktir oradan! Başka çare yokmuş." Öfkeyle ayağa kalktı ve mutfaktan çıktı. Yorgun bir nefes verip ben de arkasından çıktım. "Bak," dedim sakin kalmaya çalışarak. "Sadece kâğıt üzerinde olacak bir evlilik. En fazla bir yıl sürecek. Sonra boşanacağız ve herkes kendi hayatına bakacak." Demirhan durdu ve yavaşça bana döndü. "Ha... dediğun şey o kadar basit mi yani?" Yine laz damarı ortaya çıkmıştı. "Evet." "Evet mi?" "Evet. Böylece Yılmaz da abisi de benden uzak duracak. Abim de aptalca bir şey yapmaz." Demirhan sağlam kolunu kaldırıp gergince ensesini ovdu. "Kızum sen kafayı mı yedun? Delirdun mi sen?" Evlenmek ula bu, evlenmek. Kâğıt üstünde olur mi hiç?" "Olur. Neden olmasın?" "Hasbinallah!" Konuşmadan önce birkaç derin nefes aldı. "Vallahi kafayı yedirecek bu bana." Fabrika ayarlarına geri dönmüştü. Artık onun bu gel git tavırlarına alıştığım için yadırgamıyordum. Türkçesi saniyeler içinde bozulup saniyeler içinde düzelebiliyordu, tıpkı ruh hali gibi. Biraz dengesizdi. Kollarımı göğsümde birleştirdim. "Niye bu kadar büyütüyorsun ki?" "Abin seni bana korumam için emanet etti. Karım yapıp koynuma almam için değil." Gözlerim kocaman açıldı. "Yavaş gel! Ne koynu? Ne alması? Hayırdır sen?" Gözlerini kısarak bana baktı. "Bu dediğin anlaşmayı abin bilecek mi?" "Hayır." Kaşlarım çatıldı. "Kimse bilmeyecek." Dudaklarında alaycı bir gülümseme oluştu. "Yani seni koynuma almadığımı kimse bilmeyecek." "Bak ikidir aynı lafı söyleyip duruyorsun delirtme beni." "Bu delirmemiş halin mi?" Artık ben de burnumdan soluyordum. "Ya sen değil miydin bize yardım etmek isteyen? Al işte sana fırsat." "Ula ben her yardım ettiğim kişiyle evlenseydim... Şimdiye memlekette bekâr kadın kalmamıştı." "Her durum farklıdır." Gözlerini kapatıp burnundan derin bir nefes aldı ve üçe kadar s…

Bölümün tamamını WritePad'de oku