4. BÖLÜM🌊
Yazar: Hayrunnisa YILDIZ

(SELAAMMLARRR NASILSINIZZZ İYİSİNİZZ DİYEE UMUYORUM YANİ İNSALLAAHH💙 YENİ BÖLÜMÜMÜZE GEÇİYORUZZ KEYİFLİ OKUMALARRR💗) Nazlı Teyze, elinde büyük bir tepsiyle oturma odasına yeniden girdi. Tepsinin içindeki dört tabak tam da Gülçin'in istediği gibi bol kakaolu -baya bol kakaolu- tiramisu ve limonatalar ile bize doğru yöneldi. "Evet... Tatlılarınız geldi." Nazlı Sultan'a teşekkür ederek tabaklarımızı ve içeceklerimizi önümüze aldık. Soracakları o soruyu tahmin edebiliyordum ama yine de zihnindeki sesleri susturup soracakları soruyu merakla bekledim. Tatlılarımız bitmeye yakın Feraye Hanım boğazını temizleyerek bakışlarını benim ve Gülçin'in üzerine çevirdi. "Evet kızlar" derin bir nefes alıp verdikten sonra devam etti. - Direkt soracağım çünkü lafı geveleyip uzatmak istemiyorum. Babanızın 2 gece önce size yaşattıkları hem benim hem de Nazlı Teyzenizin aklından çıkmıyor. Sizi daha iyi ve daha kolay bir şekilde korumam için benimle yaşamak ister misiniz? Kardeşime döndüğümde gözlerinin parladığını gördüm. Bizi ellerinde büyüten yaşlı kadına baktığımda ise gözlerindeki yaşlar firar etmesin diye çabaladığını fark ettim. Genzime oturan yumrunun gitmesi için derin bir nefes alıp yutkundum ama geçmedi. O sırada Nazlı teyze başını kaldırıp benimle göz teması kurdu. "Git güzel kızım. Git hem kendini hem de kardeşini kurtar!" Der gibi bir hali vardı. Onu dinlenmeli miydim, dinlememeli miydim? Bende bilmiyordum açıkçası. Nazlı Teyzenin bir bildiği her zaman vardır. Bize gidin diyorsa bir sebebi vardır. Belki de bizi koruyamadığını düşündüğü için böyle yapıyor, bilmiyorum. Kafam allak bullak bir şekilde tekrardan kardeşime döndüm. Gitmek istediği her halinden belliydi. Beynim git kalma tehlikeden uzaklaş derken, kalbim nasıl yani bizi büyüten kadını yalnız mı bırakacaksın diye beni sıkıştırıyordu. Feraye hanıma dönüp - Nazlı teyze ne olacak. Bizim onu bu kadar kolay bırakıp gideceğimizi sana düşündüren ne acaba? - Nazlı'yı sevdiğinizi biliyorum ama bu bir yerden sonra Nazlının da kontrolünden çıkıyor. Nazlı teyze sözü devralarak - Kızlar, aynı zamanda benim bir süreliğine şehir dışına çıkmam gerekecek ve biliyorsunuz ki sizi yalnız bırakamam o yüzden lütfen beni üzmeden anneannenizle beraber gidin. Sizi koruyamamamın yükünü omuzlarım kaldırmıyor. Yapmayın bunu bana... Nazlı teyzenin bu sözleri tüm geçmişimizin gözlerimizin önünde film şeridi gibi geçmesini sağlamıştı. Bizim annemiz ölmüştü. Babamız denecek karaktersiz herif annemizi öldürmüştü. Melek gibi olan babamız şeytana dönmüştü. Kardeşimden ve Nazlı teyzeden başka kimsem yok derken Feraye diye bir kadın ortaya çıkıp anneannemiz olduğunu iddia etmişti ve cidden anneannemizdi. Şuan ise bizi büyüten kadının gözleri şelale gibi yaşlar savururken kıyafetlerimizi ve eşyalarımızı toplayıp hazırlanıyorduk. Evet hazırlanıyorduk. Kızıl saçlı kadının teklifini kabul etmiştik, büyüdüğümüz binayı terk ediyorduk... Doğduğumuz, ilk kez bir ölü gördüğüm ve ilk defa dayak yediğimiz dairenin önüne geldiğimizde benim ve kardeşimin bakışları kapıya takıldı. Elim kapıya gitti fakat açamadım çünkü karaktersiz herifin ayakkabıları kapının önündeydi, bu durumu fark ettiğim gibi yavaş ve sessizce 2 adım geriye çıktım ve bir daha bakmamak üzere arkamı döndüm. Dönmemle beraber Gülçin ile göz göze gelmem kaçınılmaz oldu. O da içerideki adam bizi fark etmesin diye kısık bir sesle, - Bir daha geri gelmeyeceğiz buraya değil mi? Sesim kendimden emin ve net çıktı. - Evet, sonsuza kadar bir daha buraya adım atmayacağız. ★★★★★★★ (GÜNÜMÜZ) (VEDAT'IN ANLATIMIYLA) Güç herşeydi. Sezgilerimizi gücümüze göre şekillendirmek ise bir yetenekti. Ve ben bu yeteneğe sahip olmak için herşeyi yapacaktım. Babam Adem SEZER'in sesiyle düşüncelerimden sıyrılıp saçlarına yer yer beyazlar düşmüş, şık, beyaz renkli takımına zıt renkte olan esmer ten rengine sahip, yeşille karışık kahve tonlarındaki gözlerle beni süzen adama döndüm. - Ne zaman şirketin başına geçmeyi düşünüyorsun? Düşmanlarımız kol geziyor, biz normal, sadece şirket sahib…