3. Bölüm🌪️
Yazar: Hayrunnisa YILDIZ

(Selaamlarrr kusura bakmayın bu hafta biraz yoğun geçti bölüm biraz geç geldi idaree edin benii💓 2. Bölüm hakkında hiç yorum yapmamışsınız çok üzüldüm açıkçası neyseee 3. Bölüme geçelim keyifli okumalarr dilerimmm seviliyorsunuzz✨💕) Aynadaki kendime bakıyordum. Siyaha yakın koyu kahve gözlerim ağlamaktan şişmiş ve kızarmıştı, kaşımın üstündeki yara yeniden kanamaya başlamış olmalıydı ki yaşlı kadının yaptığı pansumanda kullandığı sargı artık kırmızıydı. Banyoya doğru yürürken gördüğüm rüya aklımda dönüp dolaşıyordu. Annemi zaten sık sık rüyamda görüyordum fakat böylesine kanlı ve korkutucu bir rüyayı ilk defa görmüştüm. Annemin kanlı yüzü ve saçları gözümün önünden gitmiyordu zihnim benimle dalga geçiyordu sanki en kısa zamanda buna bir son vermeliydi. Banyoya vardığımda ilk işim kaşımdaki sargıyı açmak olmuştu. Alnıma doğru akan kan damlaları rüyamda annemin yüzünden alınmış gibi duruyordu aynı kan lekesi onun da yüzünde vardı. Sakin bir şekilde yüzümdeki kanı temizleyerek ve yüzümü yıkayarak aynadaki yansımama sinirli bir bakış attım ve yüzümü kurutup banyoyu terk ettim. Odama ilerlediğimde kısık bir şekilde konuşma sesi duydum. Telefonla konuşan Nazlı teyzenin kiminle konuştuğu hakkında hiç bir fikrim yoktu, yine de dinlemeye koyuldum o kadar hararetli bir şekilde ne tartıştığını merak etmiştim açıkçası. Yan odaya daha da kulağımı kabarttım, duyduklarım karşısında dudaklarım birbirinden ayrılmıştı, şok geçirmiştim resmen. Öldü diye bildiğim anneannem şuan içeride beni ve kardeşimi büyüten kadınla telefonda konuşuyordu. "Ben torunlarını bu lanet adamdan koruyamıyorum Feraye! Yeter artık çocuklar büyüdü ve hala seni ölü biliyorlar az daha kendini saklarsan çocukların seni kabullenmesi zorlanacak." Telefondaki kadının sesini duyamamıştım fakat anladığım kadarıyla yaşlı kadının düşüncesini reddetmişti. "Bak Feraye, kulağını aç beni iyi dinle. Kızıma göz kulak ol dedin oldum, onu ve torunlarımı korumaya çalış dedin çabaladım. Sen onları ne kadar düşünüyorsan bende bu o kadar düşünüyorum o yüzden aklını başına topla ve ilk uçakla buraya gel. Bu da sana son sözüm, hayırlı geceler." Şok üstüne şok yaşamanın ağırlığıyla gözlerimin buğulandığını fark ettim. Benim bir anneannem vardı, peki şuan neredeydi? Neden yanımızda değildi? En önemlisi biz onu neden ölü diye biliyorduk. Cevaplanmamış o kadar çok soru vardı ki ne yapacağımı bilemiyordum ayak seslerinin yaklaştığını fark ettiğim gibi kendimi odaya atıp yatağın içinde girdim ve uyuyor numarası yapmaya başladım. Aradan iki üç dakika geçtikten sonra kapının önünde bir hareketlilik hissettim ve ardından kapı açılma sesiyle gözlerimi tekrardan kapatarak kendimi uyur pozisyona aldım. Yaşlı kadının ufak ve temkinli adımları beni ve kardeşimi buldu. Yanı başımıza oturarak elleri ile başımızı okşamaya başladı."Ah benim bahtsız güzellerim, Nihalimin emanetleri..." Annemin adını duyduğumda gözlerim yanmaya başladı ve boğazıma bir yumru oturdu."Merak etmeyin kurtulacaksınız bu hayattan, zorluklardan, babanızdan. Belki ilk basta bana ve cam yoldaşıma sırtınızı döneceksiniz ama bilin herşey sizin için. Yarın yeni bir hayatınız olacak inşallah." Alnıma kondurduğu ıslak öpücük ile irkildim fakat Nazlı teyze fark edemeyecek bir durumdaydı. Aynı öpücüğü kardeşimin de alnına bıraktıktan sonra yavaş adımlarla odayı terk etti, giderken kapıyı arkasından kapatmayı ihmal etmemişti. Ayak sesleri uzaklaştığı gibi göz pınarlarımda zorla tuttuğum damlalar tane tane yanaklarımdan kaydı ve ceneme ulaştı. Birbirini takip eden göz yaşlarımı bir türlü dindiremedim. Neden bir insan torununu korumak için yardım ister ki, kendisinin gelip saçımızı okşayıp bize göz kulak olması gerekirken neden en yakın arkadaşını göndersin? Bu soruların sonunun gelmeyeceğini anladığımda kendimi yavaşça yatağa bıraktım ve zihnimi sessizliğin içinde gömdüm... Sabah olmuştu. Kendimi biraz zor da olsa yataktan kaldırabilmiştim. Bu gece yaşadıklarım beni fazlasıyla sarsmış olmalıydı. Öncelikle dün akşam yaşananlar -babamın gerçek yüz…