2. Bölüm🕳️
Yazar: Hayrunnisa YILDIZ

Ne ben ne de kardeşim önümüzdeki yemeklere elimizi sürmemiştik. Dakikalar sonra babamdan yükselen sesle başımızı o yöne çevirdik. -Niye yemiyorsunuz? Korkudan titreyen aynı zamanda terleyen ellerimi pantolonuma sürerek kendimi rahatlatmaya çalışıyordum. Kardeşimle göz göze geldik, acaba o da benim gibi korkmuş muydu? Zihnimdeki sesleri ve soruları susturarak yeniden önüme döndüm. Kardeşimden yükselen sesle ona doğru döndüm -Yiyemiyorum baba. Annemizi özledik biz... -ANNENİ ÖZLEDİN ÖYLE Mİ? Ardından gür bir kahkaha tufanı duyuldu. Gülme sesi kesildikten sonra sinirden kan çanağına dönmüş gözlerle bize baktı. -Ben annenizi öldürdüm! Son kelimeyi o kadar sert söylemişti ki kardeşimin sandalyesini bana doğru yaklaştırdığını hatırlıyordum. -Eser sana o gün ne dediğimi hatırlıyor musun? Başımı hayır anlamında iki yana salladım -Kardeşini de al git buradan dedim. Sende gittin eğer kalsaydınız şuan sizde o çok özlediğiniz annenizin yanındaydınız. Ben eve geldiğimde o anneniz bir adamla birlikte oturuyordu. Beni aldattı. Ben sizin için çalışıp didinirken o benim yokluğumu fırsat bilip başka adamların kollarına koştu. Sizde mi anneniz gibi bir fah!şe olmak istiyorsunu- Babam denilen adamın cümlesini bitirmesine izin vermeden -Annem hakkında düzgün konuş! Benim annem öyle birisi değil. Diye bağırmıştım sesimin bu kadar gür çıkmasını beklemiyordum. Anlık afallayan babam yüzünü ailecek olduğumuz fotoğraf çerçevesine çevirdi ve derin bir nefes verdi. Kardeşimin elini tutarak ayağa kaldırmak ve Nazlı teyzenin yanına gitmek için harekete geçip kıpırdandığım anda babam hışımla ayağa kalktı ve yemek sofrasını parmaklarının ucuyla tutarak yavaş yavaş çekmeye başladı adımları hızlandı sofranın üzerinde ne varsa hepsi yerde tuzla buz oldu. Kardeşim bana göre daha naifti. Teni yumuşacık bulutları andırırdı bana o yüzden ona hiçbir şekilde zarar gelmesine izin vermeyecek elimden geldiğince engel olacaktım. Ama Nihat GÜÇLÜ yani babam çoktan elindeki sofrayı bir kenara fırlatmış, kaçmamamız için aceleci adımları yanımızda bitmişti. Saçlarımızı aynı anda tuttu ve bizi yerde sürükleyemeye başladığında ikimizin de ağzından atabileceğimiz en güçlü çığlık sesi yükselmişti. Tekmelerimi sağa sola savururken ondan kurtulmak için tırnaklarımı saçlarımızı tutan ellere saplamayı ihmal etmemiştim. Ne yapsam nafileydi, ilk defa yediğimiz yumruklar ve tokatlar durmak bilmedi. Gözyaşımın ağzımda bıraktığı tuzlu tat kanın verdiği demir tadıyla birleşince midem bulandı ve ortada kusmak için tek sebebim kardeşimi ve kendimi korumaktı. O adamın yokluğunu fırsat bilerek kardeşimle beraber kapıya doğru koştuk elimi kapıya attığım gibi binadaki tüm komşuların kapının önünde olması irkilip geri adım atmamıza sebep olmuştu. Kalabalığın içinde Nazlı teyzenin bize doğru koştuğunu fark ettim ve yanımıza gelen bizi büyüten kadının kollarına atladım beni ve kardeşimi kollarında bir bebekmiş cekiştirip yukarı kata çıkartan kadının gözlerine baktığımda gördüğüm şey pişmanlık ve utançtı. Bize yetişememenin utancı... Nazlı teyzenin evine gittiğimizde kimse hiçbir şey konuşmadan odasına çekildi. Kıyafetlerimi değiştirdikten sonra adımlarım banyoya yöneldi. Aynadaki perişan halimle yüz yüze gelince az önce yaşadıklarımız tekrardan gözümün önünde canlanmıştı. Siyaha yakın koyu renkli saçlarım ve aynı renkte olan gözlerimi ardından açık renkli olan tenimi ve kardeşimin rengini benzettiği kiraz renkli dudaklarımı inceledim. Sol kaşımın üst tarafından sızan kanı fark ettiğimde bir peçete alıp kanayan yeri silmeye başlamıştım. Yüzümü temizledikten sonra tam odama gidecektim ki kapı üç kez tıklatıldı. Kardeşim Gülçin olduğuna emindim ama yine de tepki verdim. -Dolu! - Biliyorum abla, benim Gülçin. Müsait misin? Kapıyı açmıştım bile. -Evet, gel hadi senin de yüzünü temizleyelim. Söylenmeden yanıma geçmişti. Aynadan bize baktığımda ne kadar da zıt görüntülere sahip olduğumuzu tekrardan fark ettim. Kardeşim benim tam tersimdi, ortak hiç bir yanımız yoktu. Onun açık kumral turuncuya çalan saçla…