Geçmişin İzleri★ 1. Bölüm
Yazar: Hayrunnisa YILDIZ

(17/05/2008 ) -Anne babam ne zaman gelecek? -Bilmem kızım ne zaman işi biterse o zaman gelir. Hadi şimdi yatağa geç, iyi geceler prensesim. Babam 2 aydır iş seyahatindeydi. Bir şirkette çalışıyordu, pek zengin sayılmazdık ama geçinebiliyorduk. Onu çok özlemiştim, beni sezgim diye seven ellerini özlemiştim. Gözlerim yavaş yavaş kapanmaya başladı ve kendimi uykunun güzel kollarına bıraktım. (18/05/2008) Yere devrilen kitaplığın sesine uyanmıştım. Korku tüm bedenimi esir almıştı, bu korku 6 yaşındaki bir çocuk için çok fazlaydı. Elimde babamın bana beşinci yaş günümde hediye ettiği peluş ayıcığı kucağıma alarak ağır adımlarla merdivene doğru yöneldim. Bir iki adım attıktan sonra 2 aydır özlemini çektiğim o yüzü gördüm... Babamı... Elinde kanlı bir bıçak vardı ve yumruk atmaktan aşınmış ellerine bakıyordu. Korkuyordum, hiç korkmadığım kadar korkuyordum. -Baba? Yüzüme bakmadı. -Baba, neden bana bakmıyorsun? -Git! -Ne? Anlamadım baba. Ben seni çok özledim ellerine ne oldu? O ses nerden geldi? -GİT! KARDEŞİNİ DE AL GİT. O kadar şiddetli bağırmıştı ki olduğum yerde titremiştim. Bir adım daha attığımda gördüğüm görüntü gözlerimin dolmasına neden olmuştu. Annemin cansız bedeni az önce devrilen kitaplığın önünde yatıyordu her yer kan gölüne dönmüştü. Koşarak aşağıya indim annemin cansız bedenini sarstım. Uyanmadı. -Anne uyanır mısın? Korkuyorum anne... Lütfen kalkar mısın. Gülçin ağlıyor, ne yapacağım anne uyan! -UYANMAYACAK ANNEN! U-YAN-MA-YA-CAK! Babamın heceleyerek yüzüme vurduğu gerçekleri sonunda idrak etmiştim. Benden bir yaş küçük kardeşimin elini tutarak üst komşumuz olan Nazlı teyzenin kapısını çalmıştım. -Kızım iyi misin? Ne oldu sabah sabah o sesler sizin daireden mi geldi? Korkudan konuşamıyorum, kardeşim ise göz yaşları içinde "Annem yerde uyudu Nazlı teyze." dedi.Hemen ardından korkudan titreyen sesimle babamı nasıl gördüğümü anlattım ardından telefonuna sarılan Nazlı teyze polisi aradı. Yaklaşık 10 dakika sonra siren sesleri birbirine karışmış bir şekilde binamızın önünde durdu. Pencereden aşağıya baktığımda babamla göz göze geldik ellerindeki kelepçeler ve kollarındaki polislerle beraber arabaya bindi. Gülümsedi bana, o en sevdiğim gülümsemesini,o çok özlediğim gülümsemesini göndermişti bana. Bir daha o gülümsemeyi göremeyeceğimi bilmeden bir pencereden çaresizce gözlerinin içine baktım... O gün yaşımdan büyük hareketler sergileyip kendimin ve kardeşimin hayatını kurtarmıştım, Nazlı teyze bizi annemin yanına, hastaneye, götürdü fakat biz daha hastaneye yetişemeden annem, Nihal GÜÇLÜ, vefat etmişti... (GÜNÜMÜZ) Bugün benim mezuniyet günüm... Beş yıl bin bir emekle okuyup çalışarak diş hekimi olmuştum. Bu mesleği elime almak için verdiğim emeklere değecek miydi bilmiyordum. Sınava hazırlanırken annemin katili tarafından yediğim dayaklar bir yana hem derslere çalışmak hemde gelecekte atanamama korkusuyla kendime bir diş kliniği açmak için yarı zamanlı bir işte çalışıyordum. Gündüzleri okulumda derslere katılıp ödevlerimi yetiştirmeye çalışıyor, geceleri bir kitap kafede garsonluk yapıyordum. Boş zamanlarımda ders çalışmama izin veren kafe sahibime ne kadar minnettar olduğum yeniden aklıma geldi tabiki de o kafeye gitmeye devam edecektim ama bu sefer çalışan değil bir müşteri olarak gidecektim. Merak ediyor olabilirsiniz tabikii de klinik için yeterli parayı toplayamamıştım fakat büyük bir bölümünü toplamıştım geri kalan miktarı ise bankadan kredi çekmeyi düşünüyordum. Bu günlere gelmem benim için pek kolay olmamıştı açıkçası. Babam annemi öldürdüğü için sadece 5 yıl 4 ay hapis yatmıştı. Davada kendisini namusunu temizledim diyerek aklamıştı, e tabii bunun gibi yaşanan kadın cinayetleri hep kadınlar namussuzluk yaptığı içindi. Orada babamı savunan herkesin gözünde annem bir namussuzdu. Benim ve annem gibilerin gözünde ise annem bir melek, babam ise yalancı bir şeytandı. (18/09/2013) Babam denilen adam 5 yılın sonunda hapisten çıkmıştı. Benim ve kardeşim Gülçin'in yanına eski evimize, annemizi bizden aldığı eve, yüzsüz bir şe…