7
Yazar: Nihan 🐦⬛ Ölmez

Oda yaklaşık üç metreye dört metreydi. Yıllardır kimsenin girmediği belliydi. Her yer kalın bir toz tabakasıyla kaplıydı. Bir yer hariç: Sandalyenin altı. Derya feneri zemine tuttu. Ahşabın üzerinde birbirine paralel yüzlerce çizik vardı. Sandalye yıllarca aynı iki nokta arasında ileri geri sürüklenmiş gibiydi. Duvarın dibinde eski bir yatak duruyordu. Yanında küçük bir masa. Paslanmış soba. Ve duvarda bir takvim. OCAK 1989 Masanın üzerinde bir defter vardı. Kapağını açtı. İlk sayfalarda sıradan notlar vardı. Alışveriş listeleri. Telefon numaraları. Yapılacak işler. Sayfaları çevirdikçe el yazısı değişmeye başladı. Daha büyük. Daha düzensiz. Daha bastırılmış. Son sayfalardan birinde tek bir cümle vardı: Aşağıdaki kız beni duyuyor. Derya kaşlarını çattı. Sayfayı çevirdi. Aşağıdaki kız beni duyuyor. Bir tane daha. Aşağıdaki kız beni duyuyor. Derya artık nefesini farkında olmadan tutuyordu. Sonraki sayfayı çevirdi. Bu kez yalnızca bir isim yazıyordu. Derya. Telefonunun ışığı titredi. Altında bir tarih vardı. 14 Aralık 2004. Derya uzun süre tarihe baktı. Sonra telefonunun ekranına. 14 Aralık 2004. Bugün. Defteri kapattı. Kapağa doğru dönecekti ki aşağıdan bir ses geldi. Gırrrrrrrrrç. Derya'nın bütün bedeni kilitlendi. Yanındaki sandalyeye baktı. Sandalye oradaydı. Ses aşağıdan gelmişti. Kendi yatak odasından. Ardından adımlar başladı. Tak. Tak. Tak. Birisi aşağıda yürüyordu. Derya kapağa yaklaştı. Başını boşluğa uzatıp yatak odasına baktı. Oda boştu. Ama adımlar sürüyordu. Tak. Tak. Tak. Sonra durdu. PAT. Derya kapağın kenarını kavradı. PAT. İkinci. Bekledi. Üçüncüsü gelmedi. Bir saniye. İki. Üç. Sonra arkasından: PAT. Derya'nın parmakları kapağın kenarında kasıldı. Yavaşça arkasına döndü. Odanın köşesinde bir kapı vardı. Az önce orada olmadığına yemin edebilirdi. Kapının öteki tarafından bir kadın sesi geldi. Yaşlı. Kısık. Neredeyse nefes kadar hafif: "Derya?" Cevap vermedi. "Derya?" Kapının kolu yavaşça aşağı indi. Derya düşünmedi. Kendisini açıklıktan aşağı bıraktı. Yere düştüğünde bileği acıyla kıvrıldı ama kalktı. Telefonunu bile aramadı. Evden koşarak çıktı. O gün Güneş Apartmanı'na bir daha dönmedi. Eşyalarını iki gün sonra babasıyla birlikte, öğle vakti aldılar. Nihat Bey ortalıkta yoktu. ... Derya'nın hikâyesi aslında burada bitebilirdi. Fakat onu yıllar sonra bile anlatmaya değer kılan şey, bundan sonra yaşandı. Güneş Apartmanı 2018 yılında kentsel dönüşüm kapsamında yıkıldı. Yıkım sırasında işçiler beşinci kattaki dairenin üzerinde kapatılmış küçük bir oda buldular. Odada eski bir yatak vardı. Bir masa. Paslanmış bir soba. Ve ahşap bir sandalye. + Ama bir ceset bulunmadı. Aysel Hanıma'a ne olduğunu kimse asla öğrenemedi.