3.BÖLÜM
Yazar: Yazan Kelebek

Yeni bölüm ile geldim :) Bölümde satır arası yorumlarınızı görmeyi çok istiyorum, bol bol yorum yapın olur mu? İyi Okumalar. . . . . 3.BÖLÜM Her sabah aynı başlardı ama hiçbir zaman aynı hissettirmezdi. Karan, dün olduğu gibi bugün de beni işe bırakmıştı sadece tek fark düne göre benimle daha fazla konuşmaya çalışmıştı. Uzak kalınan yıllar kapansın diye yapılan sohbetlerdi ama beni kendine çekiyordu. Küçük bir çocukken de sert yüz hatlarına ve ağır abi tavırlarına rağmen çekine çekine gölgesinde gezindiğimi hayal meyal hatırlıyordum ama araya yıllar girmişti. İkimizde çok büyümüş ve değişmiştik. Yine de aynı hayranlığı onu ilk gördüğüm andan beri hissediyordum ve böyle şeylerden korkan kalbim için bu hiç iyi bir şey değildi ama kendime engel de olamıyordum. Kendimi ona doğru çekilirken buluyordum. Biraz trafik olmasına rağmen yolculuk benim için beş dakika gibi sürmüştü hatta arabadan inerken biraz üzülmüştüm çünkü onunla konuşmayı sevmiştim. Sert sesinin altındaki naif bir tının gölgesi onu daha çekici yapıyordu. Masaların üzerini silerken bir yandan da Elif ile sohbet ediyorduk. ''Her akşam gelen çocuk var ya dün gelmedi.'' Dediğinde sesi biraz üzgün çıkmıştı. Kimden bahsettiğini biliyordum ve gelen kişi düzenli müşterimizdi. Elif ile de sadece bakışarak flörtleşiyordu. Elif zaten ilk hamleyi yapan kişi olmazdı. Çocuktan gelecek hamleyi büyük bir merakla bekliyorduk. ''Muhtemelen işi vardır. Bu akşam gelir.'' Dedim ve işim bittiği için diğer masayı silmek için arkamı döndüm ama Elif'in cevabını duyamadan kafenin içerisinde yankılanan çığlık ile elimde hissettiğim sıcaklık, acıyla inleyerek geriye doğru birkaç adım atmama sebep oldu. Arkamı hızlıca dönmüş olduğum için hemen arkamdan geçmek üzere olan Gizem'i fark edememiştim ve bu durum taşıdığı çay tepsisinin elime dökülmesine sebep olmuştu. Derimin altına kadar ulaşmış olan yanma ile hareket edemezken Elif telaşla konuşmuştu. ''Su!'' Herkes başımıza toplanmıştı ama Elif beni mutfağa götürmüştü. Elimi soğuk suyun altına tuttuğunda ilk başta daha kötü olsa da biraz sonra azalmıştı ama tamamen geçmedi. ''Geçer birazdan.'' Dediğimde başını olumsuz anlamda iki yana salladı. ''Geçmez, kabarcık oluşmaya başlamış bile.'' Dediğinde elime baktım. Bazı yerler daha koyu duruyordu. Zorlukla yutkundum. Hastaneye gidiş kısmını tam olarak kavrayamamıştım, patron benim için çağırdığı taksi ile beni hastaneye yollamıştı ve yol boyunca hissettiğim tek şey elimdeki yanmaydı. Hastaneye girdiğim zaman beni o tanıdık steril koku karşıladı. Acil kısmında beklerken kaydımı yaptırmıştım ve sıranın bana gelmesini elimdeki acı ile bekliyordum neyse ki beni çok bekletmediler. Sadece beş dakika bekletildim. İçeri girdiğim zaman gözlerim dolmasın diye dudaklarımı birbirine bastırarak başımı eğdim çünkü acısına gerçekten artık dayanamıyordum. Birkaç adım sonrasında başımı kaldırdığım zaman adımlarım sabitlendi. Şaşkın bir şekilde ona bakarken çatılan kaşları ile aramızdaki mesafeyi kapatmıştı. ''Ayliz?'' ''Ben,'' dedim ama devamını getiremedim. Eliyle sedyeyi işaret ettiği zaman oturdum. ''Ne oldu?'' diye sordu. Bakışları elimdeydi. ''Çay döküldü.'' ''Ne zaman?'' ''Bir saat önce,'' dediğimde başını hafifçe salladı ve ''Elini göster.'' Dediğinde ona elimi uzattım. Parmakları bileğime dokunduğu zaman irkildim. ''Ah.'' Diye mırıldandım kendime engel olamayarak. ''Biliyorum, biraz acıyor.'' ''Biraz mı?'' diye sorduğum zaman göz ucuyla bana baktı. ''Birazdan acı geçecek.'' Geri çekildi ve eldivenlerini taktı. Yarayı dikkatlice incelerken hareketleri sakin ve kontrollüydü ben de onu sessizce izliyordum. Ona hiç bu kadar yakın olmamıştım ve kirpikleri uzaktan olduğundan daha gür ve kıvrık duruyordu. Siyah gözlerini güzel bir tablonun çerçevesiymiş gibi sarıyordu. ''Şimdi biraz acıyacak ama mızmızlanmana izin veriyorum.'' Dediğinde hemen ''Mızmızlanmam.'' Dedim. Tek kaşını kaldırarak yüzüme bir anlığına baktı ama işine devam etti. Pamuk tenime değdiği an yanma hissi arttı. Dişlerimi sıkarken kendimi geri çekmek…